Türkiye'deki ekonomik dalgalanmalar ve emlak piyasasındaki fahiş artışlar, mülk sahiplerinin aldıkları kira bedellerinin emsallerine göre komik rakamlarda kalmasına neden olmuştur. Toplumda yaygın olarak bilinen 'Kira Tespit Davası'nı açabilmek ve kirayı güncel piyasa rayicine çekebilmek için sözleşmenin üzerinden 5 yıl geçmesi zorunludur. Peki, sözleşmesi henüz 2. veya 3. yılında olan mülk sahibi bu duruma katlanmak zorunda mıdır? Türk Borçlar Kanunu Madde 138, sözleşmenin temel dengesini altüst eden olağanüstü ve öngörülemeyen ekonomik şok durumlarında (aşırı ifa güçlüğü), 5 yıllık süre şartı aranmaksızın 'Kira Bedelinin Uyarlanması Davası' açılmasına olanak tanır. Sözleşme yapıldığında öngörülemeyen makroekonomik krizler, kiranın 3.000 TL'de kalıp emsallerin 30.000 TL'ye çıkmasına neden olmuşsa, hukukta 'İşlem Temelinin Çökmesi' gerçekleşmiş demektir. Bu makalemizde, uyarlama davaları ile tespit davaları arasındaki teorik farkları, zorunlu arabuluculuk (7445 sayılı Kanun) sürecini, Yargıtay'ın enflasyonu öngörülemeyen hal sayma kriterlerini ve dava öncesi kiracıya çekilmesi gereken ihtirazi kayıtlı ihtarnamenin usulünü salt hukuki bir perspektifle, detaylı ve kapsamlı bir şekilde inceliyoruz.

Türkiye'de gayrimenkul hukuku alanında son yılların en yoğun, en karmaşık ve en çok mağduriyet yaratan uyuşmazlıklarının başında hiç şüphesiz kira bedelleri gelmektedir. Enflasyon oranlarındaki ani yükselişler, döviz kurlarındaki dalgalanmalar ve gayrimenkul piyasasındaki olağanüstü fiyat artışları, mülk sahipleri (kiraya verenler) ile kiracılar arasında akdedilen kira sözleşmelerindeki ekonomik dengeyi temelinden sarsmıştır. Birkaç yıl önce piyasa şartlarına uygun olarak belirlenen bir kira bedeli, günümüz ekonomik koşullarında çevredeki emsal taşınmazların kira bedellerinin dörtte birine, hatta onda birine kadar gerilemiş durumdadır.
Bu ekonomik darboğazda mülk sahiplerinin başvurduğu ilk hukuki yol genellikle "Kira Bedelinin Tespiti Davası" olmaktadır. Ancak 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) Madde 344 uyarınca, kira tespit davası açabilmek ve kiranın emsal bedellere (piyasa rayicine) yükseltilmesini talep edebilmek için kira sözleşmesinin üzerinden mutlak surette 5 (Beş) yılın geçmiş olması şarttır. Peki, sözleşmesi henüz 2., 3. veya 4. yılında olan ve aldığı kira bedeli apartman aidatının bile altında kalan mülk sahibi, 5 yılın dolmasını çaresizce beklemek zorunda mıdır?
Hukuk sistemi, adaletin ve hakkaniyetin bu denli zedelendiği durumlara karşı kör ve sağır değildir. Borçlar Hukukuna hakim olan "Ahde Vefa (Söze Bağlılık)" ilkesinin katı sınırları, yine kanun koyucu tarafından "İşlem Temelinin Çökmesi (Emprevizyon)" teorisiyle esnetilmiştir. Eğer sonradan ortaya çıkan olağanüstü durumlar sözleşmeyi çekilmez hale getirmişse, 5 yıllık süre beklenmeksizin Türk Borçlar Kanunu Madde 138 uyarınca "Kira Bedelinin Uyarlanması Davası" açılabilmektedir. Bu kapsamlı makalede; tespit davası ile uyarlama davası arasındaki derin teorik farkları, Yargıtay'ın ekonomik krizleri "öngörülemeyen hal" kabul etme kriterlerini, zorunlu arabuluculuk süreçlerini ve Sulh Hukuk Mahkemelerinde yürütülecek davanın tüm usul ve esaslarını objektif bir hukuk disipliniyle inceliyoruz.
Kamuoyunda ve ne yazık ki bazı hukuki eksik bilgilendirmelerde, kiranın artırılmasına yönelik açılacak her dava "Kira Tespit Davası" olarak isimlendirilmekte ve 5 yıl şartına bağlandığı sanılmaktadır. Oysa bu iki dava, hukuki dayanakları, ispat kuralları ve sonuçları bakımından birbirinden tamamen farklıdır.
Mülk sahibinin "Kiram piyasaya göre çok ucuz kaldı, hemen uyarlama açayım" demesi hukuken yeterli değildir. TBK Madde 138, sözleşmelere müdahaleyi son derece istisnai ve katı şartlara bağlamıştır. Uyarlama davasının kazanılabilmesi için aşağıdaki dört şartın aynı anda (kümülatif olarak) gerçekleşmesi zorunludur:
A) Olağanüstü ve Öngörülemeyen Bir Durumun Ortaya Çıkması: Sözleşme imzalandığı sırada taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de objektif olarak beklenmeyen olağanüstü bir durum ortaya çıkmalıdır. Dünyayı saran bir pandemi (Covid-19), bölgesel büyük bir deprem veya ülkenin makroekonomik dengelerini altüst eden ani, şok edici bir döviz patlaması/hiperenflasyon olağanüstü durumdur. (Ancak rutin, yıllık %10-%20 bandındaki olağan bir enflasyon artışı öngörülemez bir durum sayılamaz).
B) Olağanüstü Durumun Borçludan/Alacaklıdan Kaynaklanmaması: Sözleşmenin dengesini bozan bu şok edici krizin, uyarlama talep eden tarafın kendi kusurundan kaynaklanmamış olması gerekir. Enflasyon veya ekonomik kriz gibi makro nedenler zaten şahısların kusurundan kaynaklanmadığı için bu şart kiraya verenler açısından genellikle sağlanmış olur.
C) İşlem Temelinin Çökmesi (Aşırı İfa Güçlüğü): Bu şart davanın belkemiğidir. Mevcut durumun değişmesi tek başına yetmez; bu değişikliğin, sözleşmenin tarafları arasındaki dengeyi "katlanılamaz" ve "dürüstlük kuralına (TMK m.2) aykırı" hale getirecek kadar bozmuş olması gerekir. Örneğin; 3 yıl önce 3.000 TL'ye kiraya verilen evin bugünkü rayici 35.000 TL olmuşsa, mülk sahibinin 3.000 TL almaya devam etmesini beklemek "İşlem Temelinin Çökmesi"dir. Mülk sahibinden bu sözleşmeye tahammül etmesini (ahde vefa göstermesini) beklemek hukuken hakkaniyetsizdir.
D) Edimin Henüz İfa Edilmemiş veya İhtirazi Kayıtla İfa Edilmiş Olması: Eğer mülk sahibi aylarca düşük kirayı hiçbir itiraz etmeden (ihtirazi kayıt koymadan) bankadan çekmiş ve harcamışsa, o geçmiş aylar için uyarlama (fark kirası) isteyemez. Uyarlama davası, açıldığı tarihten (veya ihtarnamenin tebliğinden) ileriye etkili olarak kiranın düzeltilmesini sağlar.
Uyarlama davalarında mahkemelerin ve Yargıtay'ın en çok tartıştığı husus, enflasyonun bir "öngörülemeyen olağanüstü hal" olup olmadığıdır.
1 Eylül 2023 tarihinde yürürlüğe giren 7445 sayılı Kanun ile birlikte, kira ilişkisinden kaynaklanan tüm uyuşmazlıklarda mahkemeye gitmeden önce "Arabuluculuğa Başvuru" zorunlu dava şartı haline getirilmiştir.
Zorunlu arabuluculuk sürecinin olumsuz sonuçlanmasının ardından yargı aşaması başlar.
Soru 1: Sözleşmem henüz 3. yılında ve kiracım kanuni sınır olan TEFE/TÜFE oranında zammını düzenli yapıyor. Yine de uyarlama davası açabilir miyim?
Cevap: Evet, açabilirsiniz. Kiracının yasal zammı (TÜFE 12 aylık ortalamayı) düzenli yapması, TBK Madde 138'deki 'aşırı ifa güçlüğü' halini ortadan kaldırmaz. Eğer enflasyonist ortamda TÜFE artışlarına rağmen sözleşmedeki bedel, bölgedeki emsal kiraların çok (fahiş derecede) altında kalmışsa ve işlem temeli çökmüşse, 5 yılın dolmasını beklemeden uyarlama davası açma hakkınız mevcuttur.
Soru 2: Uyarlama davası açtığımda mahkeme, kirayı tam olarak çevredeki yeni evlerin (rayiç) kirası seviyesine çıkarır mı?
Cevap: Çıkarmaz. Uyarlama davasının amacı sözleşmeyi baştan yapmak değil, çöken dengeyi hukuken "katlanılabilir" bir seviyeye çekmektir. Ayrıca Yargıtay içtihatları gereği, kiracının eski kiracı olması gözetilerek belirlenen piyasa rayicinden genellikle %10 ila %20 arasında bir "Hakkaniyet İndirimi" yapılır. Yani çevredeki evler 30.000 TL ise, hâkim kirayı 24.000 TL - 26.000 TL bandında bir rakama uyarlayabilir.
Soru 3: Dava 2 yıl sürerse, bu iki yıllık süreçte eski kirayı mı alacağım? Dava bitince geriye dönük fark talep edebilir miyim?
Cevap: Kural olarak uyarlama kararları, davanın açıldığı tarihten itibaren ileriye etkili olarak sonuç doğurur. Dava 2 yıl sürse bile, mahkeme davanın açıldığı tarihten itibaren geçerli olacak şekilde yeni bir kira bedeli belirler. Davanın sonuçlanmasıyla birlikte, geçen o 2 yıllık süreçteki birikmiş kira farklarını (eski kira ile mahkemenin belirlediği yeni kira arasındaki farkı) yasal faiziyle birlikte kiracıdan toplu olarak tahsil etme hakkınız doğar.
(Aşağıdaki belge, 5 yılı henüz doldurmamış ancak olağanüstü ekonomik koşullar nedeniyle kira bedeli fahiş derecede düşük kalmış olan kiracıya, arabuluculuk ve mahkeme sürecinden evvel gönderilerek sözleşme temelinin çöktüğünü bildiren ve yatırılan düşük kiraların "ihtirazi kayıtla (dava hakkı saklı tutularak)" alındığını belgeleyen Noter ihtarnamesi taslağıdır.)
İHTAR EDEN (KİRAYA VEREN): [Adınız Soyadınız] - [TC Kimlik No] ADRES: [Tebligat Adresiniz]
VEKİLİ: Av. Sami IŞILAK
MUHATAP (KİRACI): [Kiracının Adı Soyadı] - [TC Kimlik No] ADRES: [Kiralanan Taşınmazın Açık Adresi]
KONU: 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu Madde 138 (Aşırı İfa Güçlüğü) hükümleri uyarınca; ülkemizde yaşanan olağanüstü ekonomik koşullar, emlak rayiçlerindeki öngörülemez fahiş artışlar nedeniyle işlem temelinin çökmesi üzerine kira bedelinin uyarlanması talebi ile hesaba yatırılacak eksik bedellerin "ihtirazi kayıtla" kabul edileceği ihtarıdır.
AÇIKLAMALAR:
SONUÇ VE İSTEM: Yukarıda açıklanan emredici yasal nedenlerle; Taraflar arasındaki kira sözleşmesinin çöken dengesinin yeniden tesisi amacıyla, ödenmekte olan aylık kira bedelinin işbu ihtarnamenin tebliğini takip eden yeni kira döneminden (ayından) itibaren aylık net [Örn: 22.000 TL]'ye uyarlanarak bu tutar üzerinden ödenmesini talep ederiz. Uyarlama talebimizin kabul edilmemesi veya eksik ödeme yapılmaya devam edilmesi halinde; 7445 sayılı Kanun uyarınca Zorunlu Arabuluculuk yoluna başvurulacağını, akabinde Sulh Hukuk Mahkemesi nezdinde "TBK m. 138 Kira Bedelinin Uyarlanması Davası" açılacağını, dava tarihinden itibaren doğacak tüm kira farklarının yasal faiziyle tarafınızdan tahsil edileceğini ve tüm yargılama masrafları ile avukatlık vekâlet ücretinin tarafınıza tahmil edileceğini ihtaren ve vekâleten bildiririz.
TARİH: .../.../2026
İHTAR EDEN VEKİLİ: Av. Sami IŞILAK (İmza)
Av. Sami IŞILAK Hukuk & Danışmanlık (Bu metin bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Detaylı bilgi için iletişime geçebilirsiniz.)