
Aile Hukuku
Konya’da boşanma, velayet, nafaka ve mal paylaşımı davalarında vekillik.


Konya avukat ofisimizle Selçuklu’da; aile, iş, ceza, icra-iflas, gayrimenkul ve tazminat hukukunda vekillik ve danışmanlık verir. Konya avukat desteği arayan müvekkillerimize Konya Adliyesi dosyalarında şeffaf, çözüm odaklı ve güvenilir süreç yönetimi sunuyoruz.
Usul, esasa mukaddemdir.
Konya Barosu’na kayıtlı, Konya avukatı olarak, Selçuklu ofisimizde dosyalarınızı Konya Adliyesi usulüne uygun, şeffaf ve disiplinli şekilde yürütürüz.
“Konya'daki her dosyayı kendi koşulları içinde ele alır, müvekkili her aşamada bilgilendiririz. Güven ve şeffaflık; Konya Adliyesi sürecinde usule uygun, anlaşılır ve takip edilebilir bir yürütme demektir.”


Konya Adliyesi'nde takip ettiğimiz başlıca dava ve danışmanlık alanları. Selçuklu ofisimizden boşanma, işçilik alacakları, icra, gayrimenkul ve ceza dosyalarında vekillik sunuyoruz.
Her davada profesyonellik ve kapsamlı destek taahhüdüyle, benzersiz ihtiyaçlarınız için net, özelleştirilmiş hukuki çözümler sunuyoruz.
Konya Adliyesi süreçlerini bilen, Selçuklu'da ulaşılabilir bir hukuk bürosu
Her dosyayı kendi koşulları içinde değerlendirerek sürecin her aşamasında açık iletişim, kapsamlı analiz ve etik ilkelere bağlı bir çalışma anlayışıyla hareket ediyoruz.

Dosyanız Konya'da kalsın veya icraya düşsün; kapsamlı inceleme, disiplinli takip ve size anlatılan bir planla ilerleriz.

Yılların birikimi olan altınlarınızı, dövizlerinizi veya manevi değeri yüksek evraklarınızı korumak için başvurduğunuz banka kiralık kasalarının sular altında kalması veya soyulması, telafisi güç bir yıkımdır. Böyle bir kriz anında bankalar genellikle 'Kasanın içinde ne olduğunu bilmiyoruz, sözleşmemizde doğal afet sorumsuzluğu var ve en fazla 50 Bin TL öderiz' diyerek tazminattan kaçmaya çalışırlar. Oysa Tüketici Hukuku ve Yargıtay içtihatları bankaların bu savunmasını çökertmektedir. Bir bankanın kasa dairesini su basması veya hırsızların güvenlik sistemini rahatça aşması, bankanın 'Ağır Hizmet Kusuru' işlediğinin kanıtıdır. Ağır kusur durumunda, sözleşmedeki 'Maksimum ödeme limiti' kuralları Haksız Şart sayılarak iptal edilir. En büyük sorun olan 'Kasadaki altının/paranın ispatı' ise; düğün fotoğrafları, kuyumcu faturaları, aynı gün yapılan diğer banka çekim dekontları ve kasanın ziyaret sıklığı gibi delillerle 'Hayatın Olağan Akışı' ilkesi çerçevesinde kanıtlanabilmektedir. Zararını bankadan alamayan tüketiciler, zorunlu arabuluculuk sonrası Tüketici Mahkemesinde açacakları 'Tazminat Davası' ile, kasada zayi olan tüm birikimlerini yasal faiziyle birlikte bankadan kuruşu kuruşuna tahsil edebilirler. Bu makalede; kiralık kasa krizlerinde bankanın hukuki sorumlulukları, ispat yöntemleri ve dava süreçleri yasal dayanaklarıyla incelenmektedir.

Banka kredisiyle alınan ve ruhsatında 'Rehin (Satılamaz)' şerhi bulunan bir aracın çalınması, araç sahipleri için büyük bir krizdir. Araç çalındığında kredi taksitleri otomatik olarak durmaz; vatandaş aracı olmamasına rağmen bankaya ödeme yapmaya devam etmek zorundadır. Kasko şirketi, hırsızlık dosyasına onay verdiğinde ödemeyi doğrudan araç sahibine değil, poliçede 'Dain-i Mürtehin (Rehin Alacaklısı)' olarak kayıtlı olan Bankaya yapar. Banka krediyi kapatır, artan bir tutar olursa vatandaşa iade eder. Ancak kasko şirketleri çoğu zaman ödeme yapmaktan kaçınmak için 'Araç anahtarı kontağın üzerindeydi' veya 'Anahtar evden kolayca alınmış' gibi bahanelerle dosyayı reddetmektedir. Yargıtay'a göre anahtarın kontak üzerinde bırakılması (fırına girmek vb.) 'Ağır Kusur' sayılarak kaskoyu haklı çıkarırken; eve girilip anahtarın çalınması veya gasp edilmesi durumunda kasko parayı kuruşu kuruşuna ödemek zorundadır. Kaskonun haksız yere ödeme yapmadığı durumlarda vatandaş, önce krediyi çektiği bankadan 'Dava açma muvafakatnamesi' almalı ve ardından doğrudan 'Sigorta Tahkim Komisyonuna' başvurarak aracının rayiç bedelini faiziyle birlikte talep etmelidir. Bu makalede; çalınan rehinli araçların hukuki durumu, kasko şirketlerinin ret bahaneleri ve tahkim başvuru süreçleri yasal dayanaklarıyla incelenmektedir.

Yurt dışı tatili veya ticari bir toplantı için havalimanına giden vatandaşların, pasaport kontrolünde 'Hakkınızda yurt dışına çıkış yasağı var' denilerek uçağa alınmaması büyük bir hukuki ve psikolojik mağduriyet yaratmaktadır. Anayasa'ya göre seyahat özgürlüğü ancak bir ceza mahkemesi kararıyla kısıtlanabilir; eski vergi borçları veya SGK borçları nedeniyle idari yolla konulan çıkış yasakları hukuka aykırıdır. Havalimanında yaşanan krizlerin en büyük sebebi, hakkınızda daha önceden verilmiş ancak sonradan mahkemece 'kaldırılmış' olan bir yasağın, UYAP ve Emniyet (PolNet) sistemleri arasındaki hatalar nedeniyle polisin ekranından düşürülmemesidir. Kalkmış bir yasağı sistemde tutarak veya hukuka aykırı bir tahdit koyarak sizi uçağa almayan İdare (İçişleri ve Adalet Bakanlığı), 'Hizmet Kusuru' işlemiş sayılır. Biletiniz yandığında havayolu şirketi size iade yapmaz; zararınızı devletten talep etmeniz gerekir. Olayı öğrendiğiniz andan itibaren 1 yıl içinde İdareye yazılı başvuruda bulunarak 'Tam Yargı Davası' (Tazminat davası) açabilirsiniz. Bu dava sonucunda; yanan uçak biletleriniz, iptal edilen otel rezervasyonlarınız ve havalimanında yaşadığınız manevi utanç (şok) nedeniyle yüksek meblağlarda tazminat kazanabilirsiniz. Bu makalede; çıkış yasaklarının hukuki boyutu, idarenin kusursuz sorumluluğu ve İdare Mahkemesine başvuru süreçleri yasal dayanaklarıyla incelenmektedir.

İkinci el alım satım platformlarında (Sahibinden, Letgo) cihazını satan vatandaşların veya perakende esnafının en büyük kabusu, yeni nesil 'Sahte Dekont' dolandırıcılığıdır. Alıcı gibi gelen fail, bankaların mobil uygulamalarının birebir kopyası olan sahte yazılımlar (APK) veya Photoshop üzerinden hazırlanmış dekontlar kullanarak mağdurun gözü önünde para göndermiş gibi yapar. Paranın hesaba geçmemesi üzerine 'EFT askıda kaldı, FAST limiti aşıldı' gibi bahanelerle malı teslim alıp kayıplara karışır. Vatandaşlar 'Kendi elimle verdim, bir şey çıkmaz' düşüncesiyle polise gitmekten çekinebilir; oysa bu eylem Türk Ceza Kanunu Madde 158/1-f uyarınca 'Bilişim Sistemlerinin Araç Olarak Kullanılması Suretiyle Nitelikli Dolandırıcılık' suçudur ve 3 ila 10 yıl arası ağır hapis cezası gerektirir. Olay yaşandığı an WhatsApp yazışmaları ve dekont görselleri silinmemeli, güvenlik kamerası kayıtları toplanarak derhal Cumhuriyet Başsavcılığına şikayette bulunulmalıdır. Savcılığın HTS (Baz İstasyonu) ve IP incelemeleriyle yakalanan dolandırıcı, ağır hapis cezasından indirim (Etkin Pişmanlık) alabilmek için çaldığı cihazın parasını mağdura faiziyle ödemek zorunda kalacaktır. Bu makalede; sahte dekont hilelerinin hukuki niteliği, delil toplama yöntemleri ve savcılık suç duyurusu prosedürleri yasal dayanaklarıyla incelenmektedir.
Merak ettiklerinizi hızlıca keşfedin. Burada dava süreçleri, ücretlendirme ve hukuki danışmanlıkla ilgili en çok sorulan sorulara yanıt bulabilirsiniz. Tıklayarak her sorunun detayını görüntüleyebilirsiniz.
Selçuklu ofisimizden Konya Adliyesi dosyalarında aile, iş, ceza, icra-iflas, gayrimenkul ve tazminat hukuku başta olmak üzere vekillik ve hukuki danışmanlık sunuyoruz.
Ücret, dosyanın türü, kapsamı ve TBB Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi ile Konya Barosu kurallarına göre belirlenir. İlk görüşmede kapsam ve ücretlendirme netleştirilir.
Süre; dosyanın niteliği, mahkeme yoğunluğu ve taraflara bağlıdır. Konya Adliyesi sürecinin her önemli aşamasında sizi bilgilendiririz.
Ferhuniye Mah. Sultanşah Cd. No:38 D:1, 42060 Selçuklu/Konya adresindeki ofisimiz için 0507 705 20 75, av.sami.isilak@gmail.com veya sitedeki iletişim formu üzerinden randevu alabilirsiniz.
Duruşma, tebligat, icra işlemi ve karar gibi her kritik adımda sizi haberdar ederiz; dosyanın nerede olduğunu takip edebilmeniz için süreç şeffaf yürütülür.