Evlilik birliğinin temelden sarsılması ve boşanma davalarının yaklaşmasıyla birlikte, eşlerden birinin edinilmiş mallara katılma rejimi uyarınca (mal paylaşımı sırasında) diğer eşe ödeyeceği payı azaltmak veya sıfırlamak amacıyla evleri, arabaları veya şirket hisselerini gizlice üçüncü kişilere (kardeşine, arkadaşına vb.) devretmesi, hukuk pratiğinde 'Mal Kaçırma (Muvazaa)' olarak adlandırılmaktadır. Türk Medeni Kanunu Madde 229 uyarınca, diğer eşin hakkını bertaraf etmek kastıyla veya son 1 yıl içinde rızasız yapılan bu devirler hukuken 'Eklenecek Değer' sayılır ve mal paylaşımı hesabında sanki o mallar hiç satılmamış gibi hesaba dâhil edilir. Ayrıca eşin banka hesaplarında bu parayı ödeyecek bakiye yoksa (aciz durumu varsa), TMK Madde 241 gereğince malı hileli şekilde devralan üçüncü kişilere (alıcılara) karşı da doğrudan şahsi tazminat ve iptal davaları açılabilmektedir. Çoğu zaman İİK 277'deki 'Tasarrufun İptali' ile karıştırılan bu süreç, aslında Aile Mahkemelerinde yürütülen ve 'Muvazaa' temeline dayanan oldukça spesifik bir davadır. Bu makalemizde, eşlerin mal kaçırmasını önlemek için alınacak 'İhtiyati Tedbir' ve 'Tasarruf Yetkisinin Sınırlandırılması' kararlarının önemini, Yargıtay'ın mal kaçırma ispatında aradığı 'Para İzi' ve 'Zamanlama' kriterlerini, ve Aile/Asliye Hukuk Mahkemelerindeki yargılama usullerini salt hukuki bir perspektifle, son derece kapsamlı ve akademik bir şekilde inceliyoruz.

Evlilik birliğinin temelden sarsılmasıyla birlikte taraflar arasında başlayan hukuki mücadele, genellikle sadece boşanma ve velayet çekişmelerinden ibaret kalmaz; sürecin en yıkıcı ve stratejik cephesi "Mal Rejiminin Tasfiyesi" aşamasında açılır. Boşanma ihtimalinin belirmesiyle veya şiddetli geçimsizliklerin patlak vermesiyle birlikte eşlerden biri, edinilmiş mallara katılma rejimi gereği diğer eşe ödemek zorunda kalacağı payı (katılma alacağını) sıfırlamak veya azaltmak amacıyla, üzerine kayıtlı olan gayrimenkulleri, araçları veya şirket hisselerini hızla üçüncü kişilere devretme refleksine kapılmaktadır.
Hukuk pratiğinde "Mal Kaçırma" olarak adlandırılan bu eylemler; çoğu zaman eşin en yakın arkadaşına, kardeşine veya muvazaalı (danışıklı) olarak kurulan paravan şirketlere "sözde bir satış" veya "bağış" şeklinde gerçekleştirilir. Kağıt üzerinde tapu el değiştirmiş, banka hesapları boşaltılmış görünse de, fiiliyatta mülkiyetin kontrolü ve kullanım hakkı halen devreden eşin elindedir. Satış işlemi için banka hesaplarında hiçbir ciddi para hareketi olmaması veya piyasa değeri 10 Milyon TL olan bir evin 1 Milyon TL gibi komik bedellerle tapuda gösterilmesi, bu kötü niyetin en bariz işaretleridir.
Ancak Türk Hukuk sistemi, evlilik birliği içinde dürüstlük kuralına aykırı davranarak eşinin hakkını gasp etmeye çalışan bu kötü niyetli tasarruflara karşı kör veya çaresiz değildir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK), 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK), mağdur eşe giden malları geri getirmek veya bedelini üçüncü kişilerden dahi nakden tahsil etmek için devasa hukuki silahlar sunmaktadır. Bu makalede; muvazaa (danışıklı işlem) ile tasarrufun iptali davası arasındaki teorik ve pratik farkları, TMK Madde 229 kapsamında "Eklenecek Değerler" kavramını, üçüncü kişilere karşı açılacak davaları ve boşanma davası açılmadan hemen önce alınması gereken koruyucu önlemleri (ihtiyati tedbirleri) Yargıtay içtihatları ışığında, son derece kapsamlı ve akademik bir disiplinle inceliyoruz.
Mal kaçırma eylemlerine karşı en kesin zafer, mallar henüz el değiştirmeden (üçüncü şahıslara satılmadan) önce hukuki olarak dondurulmasıdır.
Eğer eş sizden hızlı davranıp ihtiyati tedbir kararı alınmadan önce malları üçüncü bir kişiye (örneğin abisine veya iş ortağına) devretmişse, bu mallar hukuken kaybolmuş sayılmaz. Türk Medeni Kanunu, bu malları mal paylaşımı hesabında "sanki hiç satılmamış gibi" matematiksel olarak masaya geri getirir.
TMK Madde 229 uyarınca "Eklenecek Değerler" ikiye ayrılır:
Hesaplama Mantığı: Hâkim bilirkişiden rapor ister. Eşinizin 5.000.000 TL nakdi, ancak abisine kaçırdığı 10.000.000 TL değerinde bir evi (eklenecek değer) varsa; sanki eşinizin toplam 15.000.000 TL edinilmiş malı varmış gibi hesap yapılır ve sizin bu tutar üzerinden %50 (7.500.000 TL) katılma alacağınız olduğuna hükmedilir.
Eklenecek değerler üzerinden hesap yapıldı ve mahkeme size 7.500.000 TL katılma alacağı ödenmesine hükmetti. Ancak davalı eşinizin banka hesapları boş, üzerine hiçbir mal yok. Bu parayı ondan tahsil etmeniz fiilen imkânsız (aciz durumu) ise ne olacak?
Yukarıdaki TMK 241 davasında amaç, kaçırılan malın "nakit bedelini (parasal karşılığını)" üçüncü kişiden almaktır, tapuyu geri getirmek değil. Ancak eş, malı tamamen sahte (muvazaalı) bir işlemle devretmişse, Türk Borçlar Kanunu'nun genel hükümleri devreye sokularak doğrudan "Tapu İptal ve Tescil Davası" açılabilir.
Hukuk pratiğinde avukatların ve vatandaşların en çok karıştırdığı husus, Aile Mahkemesindeki mal rejimine dayalı iptal davası ile İİK 277'deki "Tasarrufun İptali" davasının birbirinden tamamen farklı olmasıdır.
Boşanma sürecinde bir gayrimenkul satışının "gerçek" mi yoksa "mal kaçırma kastıyla" mı yapıldığını ispat etmek davacının yükümlülüğüdür. Yargıtay bu ispat sürecinde "Hayatın Olağan Akışı" ve "Karine" kurallarını işletir:
Hangi hukuki yola başvurulacağına göre görevli mahkeme ve dava açma süreleri değişkenlik gösterir:
Soru 1: Eşim boşanma davası açtığımın ertesi günü üzerine kayıtlı tek daireyi hiç tanımadığımız bir emlakçıya (üçüncü şahsa) satmış. O kişiyi tanımıyoruz. Yine de bu satışı iptal ettirebilir miyim?
Cevap: Alıcı hiç tanımadığınız biri (üçüncü kişi) ise durum iki ihtimallidir. Eğer alıcı evi gerçekten piyasa bedelini bankadan ödeyerek ve durumunuzu (kötü niyeti) bilmeden almışsa (iyiniyetli 3. kişi), TMK Madde 1023 uyarınca tapu iptal edilemez. Ancak eşinizin bu evi "mal rejiminin tasfiyesinde katılma alacağınızı azaltmak kastıyla" sattığı açık olduğundan, o evin o günkü piyasa değeri (TMK m. 229 gereği) 'Eklenecek Değer' olarak mal paylaşımı hesabına dahil edilir. Hakkınız olan tutarı (parayı) eşinizden nakit olarak talep edersiniz.
Soru 2: Boşanma davasında 'İhtiyati Tedbir' talebinde bulundum ama hâkim reddetti, eşim de hemen evi kardeşinin üzerine devretti. Mahkemenin tedbir koymama lüksü var mı?
Cevap: Hâkimlerin ihtiyati tedbir taleplerinde takdir yetkisi vardır. Aile Mahkemesi, davanın başında "Yaklaşık İspat" kuralı gereği mal kaçırma tehlikesini somut bir belge veya delille görmezse tedbir talebini reddedebilir. Ancak bu ret, eşinizin evi kardeşine devretmesini meşrulaştırmaz. Eşin malı kardeşine (kötü niyeti bilen yakınına) devretmesi bariz bir "muvazaa" karinesidir. Derhal TMK m.241 kapsamında o kardeşe dava açarak hakkınızı o tapu/şahıs üzerinden talep edebilirsiniz.
Soru 3: Eşim, evlilik birliği içinde aldığımız arabayı, çok yüklü miktarda kumar borcu olduğu için tefecilere veya alacaklılarına devretmiş (borca karşılık vermiş). Bu mal kaçırma sayılır mı?
Cevap: Evet, sayılır. Kumar borcu veya kişisel kusura dayanan borçlar, TMK uyarınca eşin "kişisel borcu" sayılır ve ailenin edinilmiş mallarından karşılanamaz. Eşinizin sizin ortak payınız olan bir aracı kendi şahsi ve yasadışı (kumar) borcunu ödemek için elden çıkarması, katılma alacağınızı "azaltma" sonucunu doğurur. Bu işlem, TMK 229 kapsamında mal kaçırma olarak değerlendirilip aracın değeri tasfiye (paylaşım) masasına eklenmelidir.
(Aşağıdaki belge, boşanma arifesinde eşin, edinim malı olan gayrimenkulünü katılma alacağını bertaraf etmek kastıyla muvazaalı (danışıklı) olarak kardeşine, arkadaşına veya paravan bir şirkete devretmesi durumunda Nöbetçi Aile Mahkemesine sunulacak olan (Öncelikle İhtiyati Tedbir Talepli) dava dilekçesi taslağıdır.)
[KONYA] NÖBETÇİ AİLE MAHKEMESİ HÂKİMLİĞİNE
(İHTİYATİ TEDBİR TALEPLİDİR)
DAVACI: [Adınız Soyadınız] - [TC Kimlik No] ADRES: [İkametgah Adresiniz]
VEKİLİ: Av. Sami IŞILAK
DAVALI 1 (ESKİ/MEVCUT EŞ): [Davalı Eşin Adı Soyadı] - [TC Kimlik No]
DAVALI 2 (MALI DEVRALAN ÜÇÜNCÜ KİŞİ): [Malı Devralan Şahıs veya Şirketin Adı/Unvanı]
KONU: TMK Madde 229 (Eklenecek Değerler), TMK Madde 241 ve TBK Madde 19 (Muvazaa) hükümleri uyarınca; davalı eş tarafından sırf mal rejiminin tasfiyesinde müvekkilin katılma alacağını bertaraf etmek (mal kaçırmak) kastıyla Davalı 2'ye muvazaalı olarak devredilen [Tapu Bilgileri: ... Ada, ... Parsel vb.] gayrimenkulün; 1- Öncelikle üçüncü şahıslara devrinin önlenmesi için TAPU KAYDINA TEMİNATSIZ OLARAK İHTİYATİ TEDBİR KONULMASINA, 2- Muvazaalı ve hileli işlemin (tasarrufun) TESPİTİ VE İPTALİNE, tapunun Davalı 1 adına tesciline (mümkün olmaması halinde) TMK m. 241 uyarınca fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik [Örn: 100.000 TL] katılma alacağının yasal faiziyle birlikte her iki davalıdan müştereken ve müteselsilen TAHSİLİNE karar verilmesi talebidir.
DAVA DEĞERİ: [Örn: 100.000 TL - Belirsiz Alacak/Kısmi Dava Kapsamında Şimdilik]
AÇIKLAMALAR:
SONUÇ VE İSTEM: Yukarıda arz ve izah edilen yasal gerekçelerle ve Sayın Mahkemenizce re'sen gözetilecek hususlar ışığında; 1- Dava konusu edilen gayrimenkulün yargılama süresince bir başka (iyiniyetli) üçüncü şahsa devredilerek telafisi imkânsız zararlar doğmaması (davanın konusuz kalmaması) adına HMK m. 389 gereği TAPU KAYDINA TEMİNATSIZ İHTİYATİ TEDBİR (Veya İhtiyati Haciz) KONULMASINA, 2- Davalılar arasındaki devir işleminin MUVAZAALI (mal kaçırma kastıyla) yapıldığının tespitine, tasarrufun iptali ile tapunun Davalı 1 adına tesciline; bunun mümkün olmaması halinde TMK m. 241 uyarınca [100.000 TL] katılma alacağımızın (bedelinin) devir tarihi veya karar tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte Davalı 1 ve Davalı 2'den müştereken ve müteselsilen TAHSİLİNE, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini vekaleten saygılarımla arz ve talep ederim.
TARİH: .../.../2026
DAVACI VEKİLİ: Av. Sami IŞILAK (İmza)
Av. Sami IŞILAK Hukuk & Danışmanlık (Bu metin bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Detaylı bilgi için iletişime geçebilirsiniz.)