Avukat Sami Işılak Logo
Aile Hukuku·İcra Hukuku

Boşanmada Mal Kaçırma ve İptal Davaları | Av.Sami IŞILAK

31 Ağustos 2026·Avukat Sami IŞILAK

Evlilik birliğinin temelden sarsılması ve boşanma davalarının yaklaşmasıyla birlikte, eşlerden birinin edinilmiş mallara katılma rejimi uyarınca (mal paylaşımı sırasında) diğer eşe ödeyeceği payı azaltmak veya sıfırlamak amacıyla evleri, arabaları veya şirket hisselerini gizlice üçüncü kişilere (kardeşine, arkadaşına vb.) devretmesi, hukuk pratiğinde 'Mal Kaçırma (Muvazaa)' olarak adlandırılmaktadır. Türk Medeni Kanunu Madde 229 uyarınca, diğer eşin hakkını bertaraf etmek kastıyla veya son 1 yıl içinde rızasız yapılan bu devirler hukuken 'Eklenecek Değer' sayılır ve mal paylaşımı hesabında sanki o mallar hiç satılmamış gibi hesaba dâhil edilir. Ayrıca eşin banka hesaplarında bu parayı ödeyecek bakiye yoksa (aciz durumu varsa), TMK Madde 241 gereğince malı hileli şekilde devralan üçüncü kişilere (alıcılara) karşı da doğrudan şahsi tazminat ve iptal davaları açılabilmektedir. Çoğu zaman İİK 277'deki 'Tasarrufun İptali' ile karıştırılan bu süreç, aslında Aile Mahkemelerinde yürütülen ve 'Muvazaa' temeline dayanan oldukça spesifik bir davadır. Bu makalemizde, eşlerin mal kaçırmasını önlemek için alınacak 'İhtiyati Tedbir' ve 'Tasarruf Yetkisinin Sınırlandırılması' kararlarının önemini, Yargıtay'ın mal kaçırma ispatında aradığı 'Para İzi' ve 'Zamanlama' kriterlerini, ve Aile/Asliye Hukuk Mahkemelerindeki yargılama usullerini salt hukuki bir perspektifle, son derece kapsamlı ve akademik bir şekilde inceliyoruz.

bosanmada-mal-kacirma-muvazaa-tasarrufun-iptali-davasi

Evlilik Birliğinin Çöküşü ve Malvarlığı Üzerindeki "Kaçırma" Refleksi

Evlilik birliğinin temelden sarsılmasıyla birlikte taraflar arasında başlayan hukuki mücadele, genellikle sadece boşanma ve velayet çekişmelerinden ibaret kalmaz; sürecin en yıkıcı ve stratejik cephesi "Mal Rejiminin Tasfiyesi" aşamasında açılır. Boşanma ihtimalinin belirmesiyle veya şiddetli geçimsizliklerin patlak vermesiyle birlikte eşlerden biri, edinilmiş mallara katılma rejimi gereği diğer eşe ödemek zorunda kalacağı payı (katılma alacağını) sıfırlamak veya azaltmak amacıyla, üzerine kayıtlı olan gayrimenkulleri, araçları veya şirket hisselerini hızla üçüncü kişilere devretme refleksine kapılmaktadır.

Hukuk pratiğinde "Mal Kaçırma" olarak adlandırılan bu eylemler; çoğu zaman eşin en yakın arkadaşına, kardeşine veya muvazaalı (danışıklı) olarak kurulan paravan şirketlere "sözde bir satış" veya "bağış" şeklinde gerçekleştirilir. Kağıt üzerinde tapu el değiştirmiş, banka hesapları boşaltılmış görünse de, fiiliyatta mülkiyetin kontrolü ve kullanım hakkı halen devreden eşin elindedir. Satış işlemi için banka hesaplarında hiçbir ciddi para hareketi olmaması veya piyasa değeri 10 Milyon TL olan bir evin 1 Milyon TL gibi komik bedellerle tapuda gösterilmesi, bu kötü niyetin en bariz işaretleridir.

Ancak Türk Hukuk sistemi, evlilik birliği içinde dürüstlük kuralına aykırı davranarak eşinin hakkını gasp etmeye çalışan bu kötü niyetli tasarruflara karşı kör veya çaresiz değildir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK), 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK), mağdur eşe giden malları geri getirmek veya bedelini üçüncü kişilerden dahi nakden tahsil etmek için devasa hukuki silahlar sunmaktadır. Bu makalede; muvazaa (danışıklı işlem) ile tasarrufun iptali davası arasındaki teorik ve pratik farkları, TMK Madde 229 kapsamında "Eklenecek Değerler" kavramını, üçüncü kişilere karşı açılacak davaları ve boşanma davası açılmadan hemen önce alınması gereken koruyucu önlemleri (ihtiyati tedbirleri) Yargıtay içtihatları ışığında, son derece kapsamlı ve akademik bir disiplinle inceliyoruz.


1. Tasarruf Yetkisinin Sınırlandırılması ve İhtiyati Tedbir (Koruyucu Hukuk)

Mal kaçırma eylemlerine karşı en kesin zafer, mallar henüz el değiştirmeden (üçüncü şahıslara satılmadan) önce hukuki olarak dondurulmasıdır.

  • TMK Madde 199 (Tasarruf Yetkisinin Sınırlandırılması): Henüz ortada açılmış bir boşanma davası olmasa dahi, evlilik birliği devam ederken eşinin malları gizlice satma hazırlığında olduğunu sezen (örneğin eşinin emlakçılarla görüştüğünü veya evi ilana koyduğunu fark eden) taraf, doğrudan Aile Mahkemesine başvurabilir. Hâkim, ailenin ekonomik varlığını korumak amacıyla, eşin tapudaki veya trafikteki malları üzerine "Diğer eşin rızası olmadan satılamaz (Tasarruf yetkisi kısıtlanmıştır)" şerhi koyabilir.
  • Boşanma Davasında İhtiyati Tedbir (HMK Madde 389): Boşanma ve mal paylaşımı davası açıldığı gün (veya dava ile birlikte), mahkemeden davalı eşin adına kayıtlı olan edinilmiş mallar üzerine "İhtiyati Tedbir" konulması talep edilir. Aile Mahkemesi, bu malların elden çıkarılmasını önlemek için tapu ve tescil müdürlüklerine müzekkere yazarak malları dava sonuna kadar dondurur (satışını bloke eder). Tedbir kararı, mal kaçırma ihtimalini kökünden çözen en güçlü kalkandır.

2. Mal Kaçırma Kastıyla Yapılan Devirler: "Eklenecek Değerler" (TMK Madde 229)

Eğer eş sizden hızlı davranıp ihtiyati tedbir kararı alınmadan önce malları üçüncü bir kişiye (örneğin abisine veya iş ortağına) devretmişse, bu mallar hukuken kaybolmuş sayılmaz. Türk Medeni Kanunu, bu malları mal paylaşımı hesabında "sanki hiç satılmamış gibi" matematiksel olarak masaya geri getirir.

TMK Madde 229 uyarınca "Eklenecek Değerler" ikiye ayrılır:

  1. Bir Yıllık Süre Kuralı: Mal rejiminin sona ermesinden (boşanma davasının açıldığı tarihten) geriye dönük olarak son 1 (BİR) YIL içinde, eşin diğer eşin rızası olmadan yaptığı "karşılıksız kazandırmalar (bağışlar)". Örneğin, boşanma davası açılmadan 6 ay önce eşin arabasını yeğenine bedelsiz devretmesi (veya çok cüzi bir bedelle satmış gibi göstermesi). Bu devirde "mal kaçırma kastı" aranmaz; son 1 yıl içinde rızasız yapılmış olması, bu aracın değerinin mal paylaşımı hesabına dâhil edilmesi için yeterlidir.
  2. Kast Kuralı (Süre Sınırı Yoktur): Eşin, diğer eşin katılma alacağını (hakkını) "azaltmak kastıyla" yaptığı her türlü devir. Burada 1 yıllık süre sınırı yoktur. Eş, boşanma davasından 3 yıl önce sırf siz hak iddia edemeyin diye yazlığı gizlice satmışsa ve bu kötü niyet ispatlanırsa, o yazlığın güncel değeri de hesaplamaya eklenir.

Hesaplama Mantığı: Hâkim bilirkişiden rapor ister. Eşinizin 5.000.000 TL nakdi, ancak abisine kaçırdığı 10.000.000 TL değerinde bir evi (eklenecek değer) varsa; sanki eşinizin toplam 15.000.000 TL edinilmiş malı varmış gibi hesap yapılır ve sizin bu tutar üzerinden %50 (7.500.000 TL) katılma alacağınız olduğuna hükmedilir.


3. Üçüncü Kişilere (Alıcılara) Karşı Dava Hakkı (TMK Madde 241)

Eklenecek değerler üzerinden hesap yapıldı ve mahkeme size 7.500.000 TL katılma alacağı ödenmesine hükmetti. Ancak davalı eşinizin banka hesapları boş, üzerine hiçbir mal yok. Bu parayı ondan tahsil etmeniz fiilen imkânsız (aciz durumu) ise ne olacak?

  • İşte bu noktada TMK Madde 241 devreye girer. Borçlu eşin malvarlığı veya terekesi, katılma alacağını karşılamaya yetmiyorsa; alacaklı eş, "karşılıksız kazandırmayı (kaçırdığı malı) devralan üçüncü kişilere" dava açabilir.
  • Yani evi bedelsiz veya hileli bir şekilde devralan abi, abla veya "sözde alıcı arkadaş", eşin ödeyemediği bu katılma alacağından, devraldığı evin değeri ölçüsünde şahsen sorumlu tutulur. İcra takibi o üçüncü kişiye (alıcıya) yöneltilir. Mahkeme, "Sen bu evi mal kaçırmak için devraldın, o halde eşin hakkı olan bu parayı sen nakden ödeyeceksin" der.

4. Muvazaa (Danışıklı İşlem) Davası ile Tapu İptal ve Tescil (TBK Madde 19)

Yukarıdaki TMK 241 davasında amaç, kaçırılan malın "nakit bedelini (parasal karşılığını)" üçüncü kişiden almaktır, tapuyu geri getirmek değil. Ancak eş, malı tamamen sahte (muvazaalı) bir işlemle devretmişse, Türk Borçlar Kanunu'nun genel hükümleri devreye sokularak doğrudan "Tapu İptal ve Tescil Davası" açılabilir.

  • Nispi veya Mutlak Muvazaa: Muvazaa, tarafların gerçekte hiçbir devir iradesi taşımadıkları halde (ortada gerçek bir para alışverişi ve mülkiyet devri olmadığı halde), üçüncü kişileri (diğer eşi) aldatmak amacıyla görünüşte bir satış işlemi (sahte sözleşme) yapmalarıdır.
  • Davanın Sonucu: Aile Mahkemesinde veya Asliye Hukuk Mahkemesinde açılacak bu muvazaa davasında; banka hesap hareketleri incelenir (satış bedelinin hesaba yatıp yatmadığına bakılır), alıcının ekonomik durumu araştırılır (asgari ücretle çalışan birinin 20 milyonluk villa alması hayatın olağan akışına aykırıdır), tapudaki harç bedellerine ve akrabalık ilişkilerine bakılır.
  • Hâkim işlemin muvazaalı (sahte) olduğuna kanaat getirirse, yapılan satış işlemini geçmişe etkili olarak kesin hükümsüz (batıl) sayar. Üçüncü kişi (kardeş/arkadaş) adına olan tapu iptal edilir ve doğrudan tekrar davalı eşin adına tescil edilerek mal rejimi tasfiyesinde paylaşıma dâhil edilir.

5. İcra ve İflas Kanunu Bağlamında "Tasarrufun İptali Davası" (İİK m. 277 vd.)

Hukuk pratiğinde avukatların ve vatandaşların en çok karıştırdığı husus, Aile Mahkemesindeki mal rejimine dayalı iptal davası ile İİK 277'deki "Tasarrufun İptali" davasının birbirinden tamamen farklı olmasıdır.

  • İİK 277 Şartları Çok Katıdır: İcra ve İflas Kanunu'na dayalı bir tasarrufun iptali davası açabilmek için; ortada "Kesinleşmiş bir icra takibi (borç)" ve borçlunun mallarının haczedilemediğini gösteren resmi bir "Aciz Vesikası" olması şarttır.
  • Boşanma veya mal paylaşımı davası henüz yeni açılmışsa ve ortada kesinleşmiş bir tazminat/nafaka kararı (icra borcu) yoksa, eşin malları devretmesi üzerine doğrudan İİK 277'ye göre tasarrufun iptali davası AÇILAMAZ. Yargıtay bu davaları "Ön şart (kesin borç ve aciz vesikası) yokluğu" nedeniyle usulden reddeder.
  • Ne Zaman Açılır? Boşanma davası bitti, mahkeme size 1.000.000 TL yoksulluk nafakası ve tazminat ödenmesine hükmetti. Siz bu ilamı (kararı) icraya koydunuz. Ancak icra memuru eşinizin adresine ve bankalarına hacze gittiğinde hiçbir şey bulamadı ve size "Aciz Vesikası" verdi. İşte bu saniye, İİK 277 davasının kapısı açılır. Eşinizin bu borcu doğduğu tarihten sonra veya borcun doğumunu engellemek amacıyla geçmişte (son 2 yıl veya 5 yıl içinde) yaptığı hileli tüm devirlerin (eşe dosta yapılan satışların) iptali için Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açarsınız.
  • Hâkim satışı iptal etmez, ancak size o üçüncü kişinin (alıcının) üzerine kayıtlı olan o evi "Sanki hala eski eşinizinmiş gibi haczettirme ve sattırma" yetkisi verir.

6. İspat Hukuku ve Yargıtay'ın "Mal Kaçırma Kastı" Kriterleri

Boşanma sürecinde bir gayrimenkul satışının "gerçek" mi yoksa "mal kaçırma kastıyla" mı yapıldığını ispat etmek davacının yükümlülüğüdür. Yargıtay bu ispat sürecinde "Hayatın Olağan Akışı" ve "Karine" kurallarını işletir:

  1. Satışın Zamanlaması: Eşler arasında emniyete yansıyan bir şiddet olayından veya boşanma davasından sadece 3-5 gün önce yapılan satışlar, karine olarak "kötü niyetli" kabul edilir.
  2. Alıcının Kimliği: Eşin malı kendi kardeşine, anne-babasına, iş ortağına veya sekreterine devretmesi muvazaanın en güçlü göstergesidir. Yargıtay, "Akraba ve yakın iş ilişkisinde olan kişiler, borçlunun durumunu (boşanma aşamasında olduğunu) bilebilecek kişilerdir, iyiniyet iddiaları dinlenemez" demektedir.
  3. Para İzi (EFT Dekontu): Devredilen evin bedelinin tapuda gösterilmesi yetmez. Mahkeme, alıcının banka hesabından satıcının hesabına o malın "gerçek rayiç piyasa değerinde" bir para girişinin (EFT/Havale) olup olmadığına bakar. Elden nakit verildiği iddiası milyonluk işlemlerde hukuken itibar görmez.
  4. Zilyetliğin Devam Etmesi: Eş arabasını arkadaşına satmış görünür ama o arabayı her gün kendisi kullanmaya (işe o arabayla gidip gelmeye) devam ediyorsa, yahut evi satmış ama o evde hala kendisi oturuyorsa (veya kirasını kendi alıyorsa), satış işleminin tamamen sahte (muvazaalı) olduğu şüpheye yer bırakmayacak şekilde ispatlanmış olur.

7. Görevli Mahkemeler ve Zamanaşımı / Hak Düşürücü Süreler

Hangi hukuki yola başvurulacağına göre görevli mahkeme ve dava açma süreleri değişkenlik gösterir:

  • TMK 241 (Üçüncü Kişiye Dava): Alacaklı eşin, haklarının zedelendiğini (malın kaçırıldığını) öğrendiği tarihten itibaren 1 YIL ve her halükarda mal rejiminin sona ermesinden (boşanma kararının kesinleşmesinden) itibaren 5 YIL içinde açılmalıdır. Görevli mahkeme Aile Mahkemesidir.
  • TBK 19 (Muvazaa Nedeniyle Tapu İptal): Muvazaa iddiaları kural olarak zamanaşımına tabi değildir (Süresizdir), her zaman ileri sürülebilir. Görevli mahkeme malın devredildiği duruma göre Asliye Hukuk veya Aile Mahkemesi olabilir.
  • İİK 277 (Tasarrufun İptali): İptal davası, tasarrufun (hukuksuz satışın) yapıldığı tarihten itibaren en geç 5 YIL içinde açılmak zorundadır. Beş yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra bu dava dinlenmez. Görevli mahkeme genel hükümlere göre Asliye Hukuk Mahkemesidir.

Sıkça Sorulan Sorular (SSS) – Mal Kaçırma İhtilafları

Soru 1: Eşim boşanma davası açtığımın ertesi günü üzerine kayıtlı tek daireyi hiç tanımadığımız bir emlakçıya (üçüncü şahsa) satmış. O kişiyi tanımıyoruz. Yine de bu satışı iptal ettirebilir miyim?

Cevap: Alıcı hiç tanımadığınız biri (üçüncü kişi) ise durum iki ihtimallidir. Eğer alıcı evi gerçekten piyasa bedelini bankadan ödeyerek ve durumunuzu (kötü niyeti) bilmeden almışsa (iyiniyetli 3. kişi), TMK Madde 1023 uyarınca tapu iptal edilemez. Ancak eşinizin bu evi "mal rejiminin tasfiyesinde katılma alacağınızı azaltmak kastıyla" sattığı açık olduğundan, o evin o günkü piyasa değeri (TMK m. 229 gereği) 'Eklenecek Değer' olarak mal paylaşımı hesabına dahil edilir. Hakkınız olan tutarı (parayı) eşinizden nakit olarak talep edersiniz.

Soru 2: Boşanma davasında 'İhtiyati Tedbir' talebinde bulundum ama hâkim reddetti, eşim de hemen evi kardeşinin üzerine devretti. Mahkemenin tedbir koymama lüksü var mı?

Cevap: Hâkimlerin ihtiyati tedbir taleplerinde takdir yetkisi vardır. Aile Mahkemesi, davanın başında "Yaklaşık İspat" kuralı gereği mal kaçırma tehlikesini somut bir belge veya delille görmezse tedbir talebini reddedebilir. Ancak bu ret, eşinizin evi kardeşine devretmesini meşrulaştırmaz. Eşin malı kardeşine (kötü niyeti bilen yakınına) devretmesi bariz bir "muvazaa" karinesidir. Derhal TMK m.241 kapsamında o kardeşe dava açarak hakkınızı o tapu/şahıs üzerinden talep edebilirsiniz.

Soru 3: Eşim, evlilik birliği içinde aldığımız arabayı, çok yüklü miktarda kumar borcu olduğu için tefecilere veya alacaklılarına devretmiş (borca karşılık vermiş). Bu mal kaçırma sayılır mı?

Cevap: Evet, sayılır. Kumar borcu veya kişisel kusura dayanan borçlar, TMK uyarınca eşin "kişisel borcu" sayılır ve ailenin edinilmiş mallarından karşılanamaz. Eşinizin sizin ortak payınız olan bir aracı kendi şahsi ve yasadışı (kumar) borcunu ödemek için elden çıkarması, katılma alacağınızı "azaltma" sonucunu doğurur. Bu işlem, TMK 229 kapsamında mal kaçırma olarak değerlendirilip aracın değeri tasfiye (paylaşım) masasına eklenmelidir.


Örnek Belge: Mal Kaçırma Kastı İle Yapılan Devirlerde (Muvazaa) Tapu İptal ve Tescil (Veya TMK 241 Kapsamında Üçüncü Kişiye) Dava Dilekçesi

(Aşağıdaki belge, boşanma arifesinde eşin, edinim malı olan gayrimenkulünü katılma alacağını bertaraf etmek kastıyla muvazaalı (danışıklı) olarak kardeşine, arkadaşına veya paravan bir şirkete devretmesi durumunda Nöbetçi Aile Mahkemesine sunulacak olan (Öncelikle İhtiyati Tedbir Talepli) dava dilekçesi taslağıdır.)

[KONYA] NÖBETÇİ AİLE MAHKEMESİ HÂKİMLİĞİNE

(İHTİYATİ TEDBİR TALEPLİDİR)

DAVACI: [Adınız Soyadınız] - [TC Kimlik No] ADRES: [İkametgah Adresiniz]

VEKİLİ: Av. Sami IŞILAK

DAVALI 1 (ESKİ/MEVCUT EŞ): [Davalı Eşin Adı Soyadı] - [TC Kimlik No]

DAVALI 2 (MALI DEVRALAN ÜÇÜNCÜ KİŞİ): [Malı Devralan Şahıs veya Şirketin Adı/Unvanı]

KONU: TMK Madde 229 (Eklenecek Değerler), TMK Madde 241 ve TBK Madde 19 (Muvazaa) hükümleri uyarınca; davalı eş tarafından sırf mal rejiminin tasfiyesinde müvekkilin katılma alacağını bertaraf etmek (mal kaçırmak) kastıyla Davalı 2'ye muvazaalı olarak devredilen [Tapu Bilgileri: ... Ada, ... Parsel vb.] gayrimenkulün; 1- Öncelikle üçüncü şahıslara devrinin önlenmesi için TAPU KAYDINA TEMİNATSIZ OLARAK İHTİYATİ TEDBİR KONULMASINA, 2- Muvazaalı ve hileli işlemin (tasarrufun) TESPİTİ VE İPTALİNE, tapunun Davalı 1 adına tesciline (mümkün olmaması halinde) TMK m. 241 uyarınca fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik [Örn: 100.000 TL] katılma alacağının yasal faiziyle birlikte her iki davalıdan müştereken ve müteselsilen TAHSİLİNE karar verilmesi talebidir.

DAVA DEĞERİ: [Örn: 100.000 TL - Belirsiz Alacak/Kısmi Dava Kapsamında Şimdilik]

AÇIKLAMALAR:

  1. Müvekkil ile Davalı 1 eş, .../.../20.. tarihinde evlenmiş olup, taraflar arasında görülen [Örn: Konya ... Aile Mahkemesinin 20../... E. sayılı] dosyası ile boşanma davası derdesttir (veya kesinleşmiştir).
  2. Taraflar evlilik birliği devam ederken edinilmiş mallara katılma rejimi kapsamında [İl, İlçe, Mahalle, Ada, Parsel] adresinde bulunan taşınmazı satın almışlar ve mülkiyet Davalı 1 (eş) üzerine tescil edilmiştir. Ancak Davalı 1, evlilik birliğinin fiilen çökmesi ve boşanma davası sürecinin başlayacağını öngörmesi üzerine, müvekkilimin yasal %50 katılma alacağı hakkını gasp etmek maksadıyla söz konusu taşınmazı .../.../20.. tarihinde (boşanma davasından sadece 15 gün önce) Davalı 2'ye [Örn: Kendi öz kardeşine / iş ortağına] tapuda satış göstermek suretiyle devretmiştir.
  3. Söz konusu devir işlemi tamamen MUVAZAALI (danışıklı ve sahte) bir işlemdir. Zira piyasa değeri [Örn: 15.000.000 TL] olan taşınmaz, tapuda komik bir bedelle devredilmiş gösterilmiş olup, Davalı 1 ile Davalı 2 arasında taşınmazın gerçek değerine ilişkin hiçbir fiili para (banka/EFT) hareketi gerçekleşmemiştir. Davalı 2 (alıcı), Davalı 1'in kardeşidir ve aile içi hukuki ihtilafı ile mal kaçırma kastını kesin olarak bilebilecek, iyiniyetli üçüncü kişi sayılamayacak konumdadır (TMK m. 1024). Hatta taşınmazın aidatları ve elektrik/su faturaları dahi devir işleminden sonra dahi Davalı 1 tarafından ödenmeye devam edilmekte, mülkün fiili zilyetliği Davalı 1'de bulunmaktadır.
  4. Türk Medeni Kanunu Madde 229 ve 241 hükümleri ile TBK Madde 19 emredicidir. Bir eşin katılma alacağını azaltmak kastıyla veya son 1 yıl içinde rızasız yaptığı karşılıksız kazandırmalar eklenecek değerdir. Asıl borçlunun malvarlığı bu borcu ödemeye yetmediğinden, malı muvazaalı şekilde devralan üçüncü kişi (Davalı 2) müvekkilin katılma alacağından şahsen sorumludur.

SONUÇ VE İSTEM: Yukarıda arz ve izah edilen yasal gerekçelerle ve Sayın Mahkemenizce re'sen gözetilecek hususlar ışığında; 1- Dava konusu edilen gayrimenkulün yargılama süresince bir başka (iyiniyetli) üçüncü şahsa devredilerek telafisi imkânsız zararlar doğmaması (davanın konusuz kalmaması) adına HMK m. 389 gereği TAPU KAYDINA TEMİNATSIZ İHTİYATİ TEDBİR (Veya İhtiyati Haciz) KONULMASINA, 2- Davalılar arasındaki devir işleminin MUVAZAALI (mal kaçırma kastıyla) yapıldığının tespitine, tasarrufun iptali ile tapunun Davalı 1 adına tesciline; bunun mümkün olmaması halinde TMK m. 241 uyarınca [100.000 TL] katılma alacağımızın (bedelinin) devir tarihi veya karar tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte Davalı 1 ve Davalı 2'den müştereken ve müteselsilen TAHSİLİNE, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini vekaleten saygılarımla arz ve talep ederim.

TARİH: .../.../2026

DAVACI VEKİLİ: Av. Sami IŞILAK (İmza)


Av. Sami IŞILAK Hukuk & Danışmanlık (Bu metin bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Detaylı bilgi için iletişime geçebilirsiniz.)