Eti senin kemiği benim', 'Kızını dövmeyen dizini döver' gibi karanlık ve çağdışı zihniyetlere sığınarak; 'Kendi çocuğum değil mi, terbiye etmek için iki tokat atarım kime ne?' diyerek kapalı kapılar ardında çocuklarına zulmeden o ebeveynlerin sahte dokunulmazlığını hukukun balyozuyla yıkıyoruz! Türk Ceza Kanunu'na göre ebeveynin çocuğuna karşı kullanabileceği HİÇBİR fiziksel şiddet veya terbiye hakkı yoktur! Çocuğa atılan tek bir tokat bile 'Nitelikli Kasten Yaralama' suçudur ve şikayete tabi olmaksızın faili doğrudan HAPSE gönderir. Sadece hapisle kalmaz; Aile Mahkemesi ve Sosyal Hizmetler devreye girerek o çocuğu ebeveynin elinden söküp alır ve velayeti iptal eder. Şiddeti duyup da susan komşuların ve öğretmenlerin 'Suçu Bildirmeme' cezasını ve şiddet gören çocuğun devlet kanatları altına alınış sürecini en ince yasal detaylarıyla inceliyoruz.

Apartman boşluklarında yankılanan o acı dolu ağlama seslerini, bir öğretmenin okul sırasında öğrencisinin kolundaki o morlukları gördüğünde yaşadığı o derin çaresizliği düşünün. Toplumumuzda yüzyıllardır kök salmış, "Kızını dövmeyen dizini döver", "Eti senin kemiği benim" veya "Benim çocuğum değil mi, terbiye etmek için bir iki tokat atarım, kime ne?" şeklindeki o çağdışı ve hastalıklı zihniyet, kapalı kapılar ardında yaşanan zulmün en büyük kalkanı olmuştur. Vatandaş, kendi kanından canından olan bir çocuğa fiziksel şiddet uyguladığında, devletin o evin içine giremeyeceğini, o kapının ardındaki "Aile Mahremiyetinin" işlenen suçu örteceğini zanneder. Oysa GERİ DÖNÜŞÜ OLMAYAN BİR HUKUKİ YIKIMIN tam merkezine düşmüştür! Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, Türk Ceza Kanunu ve Çocuk Hakları Sözleşmesi'ne göre; çocuk, anne ve babasının bir "malı", "mülkü" veya "stres atma kum torbası" DEĞİLDİR! O çocuk, her şeyden önce devletin koruması altında olan bağımsız bir bireydir. Çocuğuna "Eğitim veriyorum, terbiye ediyorum" maskesi altında tokat atan, kemerle vuran veya psikolojik şiddet uygulayan bir ebeveyn, kanun önünde sokaktaki bir zorbayla eşdeğerdir; hatta cezası çok daha ağırdır. İşte "Terbiye hakkı" yalanını Yargıtay'ın balyozuyla ezip geçen o yasal gerçekleri, komşuların ve öğretmenlerin ihbar etmeme (susma) suçunu, ve devletin o şiddet gören çocuğu ailenin elinden nasıl söküp aldığını anlatan dev bir "Çocuğa Yönelik Aile İçi Şiddet ve Ceza Rehberi" hazırladım.
Eski ceza kanunlarında (765 Sayılı TCK) ve eski toplumsal normlarda, anne babanın çocuğu üzerinde bir "Tedip (Terbiye etme, yola getirme)" hakkı olduğu kabul edilirdi. Ebeveynler mahkemeye çıktıklarında "Hâkim Bey, ödevini yapmıyordu, yalan söylüyordu, terbiye etmek için iki tokat attım, kastım yaralamak değildi" diyerek beraat ederlerdi. Ancak 5237 Sayılı Yeni Türk Ceza Kanunu Bu Rezalete KESİN OLARAK SON VERMİŞTİR! Modern Türk Hukukunda, ebeveynin çocuğuna karşı kullanabileceği HİÇBİR FİZİKSEL ŞİDDET HAKKI YOKTUR. Disiplin ve terbiye; nasihatle, kurallarla ve iletişimle olur. Çocuğun yanağına atılan tek bir tokat, kolunun sertçe sıkılması veya kafasına vurulması, kanun önünde artık "Terbiye" değil, doğrudan doğruya "Kasten Yaralama" suçudur. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun kemikleşmiş içtihatlarına göre; ebeveynin "disiplin sağlama" amacı, işlenen şiddet suçunu hukuka uygun hale getirmez. Çocuğun vücudunda bir kızarıklık, morluk veya ruhunda bir travma yaratan her türlü fiziksel müdahale, faili doğrudan savcının karşısına oturtur.
Birine sokakta tokat atmanızla, kendi çocuğunuza tokat atmanız arasında ceza hukuku açısından devasa bir uçurum vardır. Kanun koyucu, ebeveynin çocuğuna duyduğu o kutsal güveni istismar edip şiddet uygulamasını "Ağırlaştırıcı Neden (Nitelikli Hal)" olarak kabul etmiştir.
TCK Madde 86 (Kasten Yaralama) Çok Acımasız Bir Madde İşletir:
Bazen aile içindeki şiddet anlık bir öfke patlamasından (bir tokattan) çıkar, sistematik bir hale gelir. Çocuğu sürekli kemerle dövmek, odaya kilitlemek, günlerce aç bırakmak, kış günü soğuk suyla yıkamak, üzerine sigara söndürmek veya sürekli ağır hakaretlerle onu aşağılayıp psikolojisini parçalamak, hukuk sistemimizde Kasten Yaralama suçunu aşar ve "Eziyet" boyutuna ulaşır. TCK Madde 96/2-b (Çocuğa Karşı Eziyet): "Bir kimsenin eziyet çekmesine yol açacak davranışları... Çocuğa, altsoya veya bedenden/ruh bakımından kendini savunamayacak kişiye karşı işleyen fail, 3 yıldan 8 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır."
Buradaki kritik nokta "Sistematiklik"tir. Ebeveynin, çocuğun insan onurunu ayaklar altına alan, ona sürekli bir acı, korku ve aşağılanma yaşatan her türlü eylemi Ağır Ceza Mahkemelerinin görev alanına girer. "Benim evladım, ceza olarak odaya kilitledim" şeklindeki bir savunma, mahkemede "Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma" ve "Eziyet" suçlarının itirafı niteliğindedir. Ebeveynin, o çocuğun üzerinde yarattığı o karanlık otorite, hukukun çelik yumruğuyla dağıtılır.
Ceza Mahkemesi ebeveyni hapse atmakla meşgulken, asıl büyük deprem Aile Mahkemesinde yaşanır. Devletin "Koruyucu Baba (Parens Patriae)" doktrini gereğince, şiddet gören bir çocuğun o evde bir saniye daha kalmasına müsaade edilmez. Türk Medeni Kanunu Madde 348 (Velayetin Kaldırılması): "Çocuğun bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlaki veya toplumsal gelişimi tehlikeye düştüğü takdirde... Ana ve babanın deneyimsizliği, hastalığı, başka bir yerde bulunması veya GÖREVLERİNİ AĞIR BİÇİMDE SAVSAKLAMALARI (şiddet uygulamaları) halinde Hâkim, velayetin kaldırılmasına karar verir."
Bu devasa sorunun en acı boyutu, yan daireden gelen çığlıkları duyup televizyonun sesini açan komşular veya çocuğun sırtındaki yara izlerini görüp "Aile işine karışmayayım, başım belaya girmesin" diyen öğretmenler ve doktorlardır. Türk Hukukunda "Bana dokunmayan yılan bin yaşasın" zihniyeti de cezalandırılır!
Soru 1: "Eşim çocuğumuza sürekli şiddet uyguluyor. Ben araya girmeye çalışıyorum ama beni de tehdit ediyor. Şikayet etmezsem suçlu olur muyum, çocuğumu benden de alırlar mı?"
Cevap: KESİNLİKLE EVET! Türk Medeni Kanununa göre anne ve babanın çocuğu koruma yükümlülüğü ortaktır (Garantörlük yükümlülüğü). Eşinizin çocuğunuzu dövmesine göz yummanız, polise haber vermemeniz veya durumu gizlemeniz, sizi "İhmal suretiyle suça iştirak" etmiş konumuna düşürür. Aile Mahkemesi durumu tespit ettiğinde, çocuğu sadece şiddet uygulayan eşten değil, onu korumayan (sessiz kalan) sizden de alır ve velayeti tamamen kaldırır. Derhal 112'yi veya 183'ü arayıp 6284 Sayılı Kanun kapsamında "Uzaklaştırma Kararı" talep etmek zorundasınız.
Soru 2: "Çocuğun şiddet gördüğünü şikayet etmek istiyorum ama adımın o cani ebeveynler tarafından bilinmesinden korkuyorum. İhbarı gizli yapabilir miyim?"
Cevap: Evet, yapabilirsiniz. ALO 183 Sosyal Destek Hattı'na veya 112 Acil Çağrı Merkezi'ne yapacağınız ihbarlarda, "Kimlik bilgilerimin gizli tutulmasını talep ediyorum" demeniz yeterlidir. Kolluk kuvvetleri veya Sosyal Hizmetler uzmanları eve "Rutin bir kontrol veya genel bir ihbar" gerekçesiyle giderler. İhbar edenin adı ebeveynlere kesinlikle verilmez, devlet bu aşamada ihbarcının güvenliğini korur.
Soru 3: "Babam beni sürekli dövüyor ve psikolojik şiddet uyguluyor. 16 yaşındayım. Kendim polise gidip şikayetçi olabilir miyim?"
Cevap: EVET, olabilirsiniz! Çocuk hakları mevzuatına göre, şiddet gören bir çocuk yaşının kaç olduğuna bakılmaksızın doğrudan karakola, okulundaki rehberlik öğretmenine veya savcılığa giderek şikayetçi olabilir. Şikayetiniz üzerine polis hemen Çocuk Şube Müdürlüğü'nü ve Sosyal Hizmetleri devreye sokar, size barınma ve koruma sağlar. Şikayetçi olmak için 18 yaşını beklemenize KESİNLİKLE gerek yoktur.
(Bu belge, eşinin çocuğa fiziksel veya psikolojik şiddet uyguladığını tespit eden diğer ebeveynin, şiddet failinin hapse atılması ve evden uzaklaştırılması için Cumhuriyet Başsavcılığına sunacağı resmi bir taslaktır.)
[KONYA] CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI'NA (Aile İçi Şiddet Suçları Soruşturma Bürosu'na)
MÜŞTEKİ (ŞİKAYETÇİ): [Kendi Adınız Soyadınız] - [TC Kimlik No] ADRES: [Güvenli Adresiniz]
VEKİLİ: Av. Sami IŞILAK
MAĞDUR ÇOCUK: [Çocuğun Adı Soyadı] - [TC Kimlik No / Doğum Tarihi]
ŞÜPHELİ (ŞİDDET UYGULAYAN): [Şüphelinin Adı Soyadı] - [TC Kimlik No]
SUÇ: Çocuğa Karşı Kasten Yaralama (TCK m. 86/3-a,b), Eziyet (TCK m. 96), Aile Hukukundan Kaynaklanan Yükümlülüğün İhlali (TCK m. 233).
SUÇ TARİHİ: .../.../2026 ve öncesi müteselsilen.
AÇIKLAMALAR:
SONUÇ VE İSTEM: Yukarıda arz edilen ve resen gözetilecek makamınızca;
TARİH: .../.../2026
MÜŞTEKİ VEKİLİ: Av. Sami IŞILAK (İmza)
(Ekler: Hastane Darp Raporu, Olay Anı Fotoğrafları, Varsa Tanık İsimleri)
Av. Sami IŞILAK Hukuk & Danışmanlık (Bu metin bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Detaylı bilgi için iletişime geçebilirsiniz.)