Avukat Sami Işılak Logo
Aile Hukuku

Nafakanın Kaldırılması ve Fiili Evlilik | Av. Sami IŞILAK

14 Ekim 2026·Avukat Sami IŞILAK

Boşanma kararının kesinleşmesinin ardından mahkemece bağlanan yoksulluk nafakasının ödenmeye devam etmesi, nafaka alan eşin ekonomik durumunun iyileşmemesi şartına bağlıdır. Ancak uygulamada, nafaka alacaklısının bu geliri kaybetmemek amacıyla, yeni bir partnerle hayatını birleştirmesine rağmen kasten resmi nikah yapmaktan kaçındığı sıklıkla görülmektedir. Eski eşin bir başkasıyla aynı evde yaşaması, ortak fatura ödemesi ve toplum önünde karı-koca hayatı sürmesi durumunda, yasalar nafaka yükümlüsünü korumaktadır. Türk Medeni Kanunu Madde 176/3 uyarınca; 'evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşamak', Aile Mahkemelerinde açılacak Nafakanın Kaldırılması (İptali) davasının en güçlü yasal gerekçesidir. Bu davanın kabulü için fiili durumun objektif delillerle ispatlanması esastır. Eşin sosyal medyadaki tatil ve ev içi paylaşımları, Nüfus Müdürlüğündeki MERNİS adres kayıtları, otel konaklama bilgileri ve komşuların tanık beyanları, mahkeme huzurunda bu fiili evliliği ispatlayan başlıca araçlardır. Davanın açılmasıyla birlikte talep edilecek ihtiyati tedbir kararları ile haksız nafaka ödemelerinin önüne geçilebilmektedir. Bu makalede, yoksulluk nafakasının kötüye kullanımına son veren kanuni şartlar, dijital ispat yöntemleri ve Aile Mahkemelerindeki dava usulleri resmi ve hukuki bir perspektifle detaylandırılmaktadır.

eski-esin-baskasiyla-yasamasi-yoksulluk-nafakasinin-kaldirilmasi

Yoksulluk Nafakası ve Kötüniyetli Kullanım Halleri

Boşanma davalarının fer'i (ek) niteliğindeki en önemli hukuki sonuçlarından biri yoksulluk nafakasıdır. Türk Medeni Kanunu (TMK) Madde 175 uyarınca, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek olan taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan süresiz olarak nafaka talep edebilmektedir. Kanun koyucunun buradaki temel amacı, evlilik birliğinin sona ermesiyle sosyo-ekonomik bir çöküş yaşayacak olan eşi korumaktır.

Ancak uygulamada, yoksulluk nafakasının tahsiline devam edebilmek maksadıyla hukukun etrafından dolanılan, kanuna karşı hile niteliğinde durumlarla sıklıkla karşılaşılmaktadır. Nafaka alacaklısı olan eski eş; nafakasının kesilmemesi için yeni partneriyle resmi nikah yapmaktan kaçınmakta, hayatını fiili olarak bir başkasıyla (imam nikahlı veya evlilik dışı birliktelikle) sürdürmekte, ancak resmi kayıtlarda "bekar" statüsünü korumaktadır. Eski eşin fiilen yeni bir aile düzeni kurmasına, aynı evi paylaşmasına ve ortak bir ekonomik hayat sürmesine rağmen, yasal boşluklardan faydalanarak önceki eşten her ay nafaka tahsil etmeye devam etmesi, hukukun himaye edeceği bir durum değildir.

Türk Medeni Kanunu, nafakanın kaldırılmasını gerektiren şartları kesin bir çerçeveye bağlamıştır. Bu makalede; resmi nikah olmaksızın bir başkasıyla "evliymiş gibi" yaşayan nafaka alacaklısına karşı Aile Mahkemelerinde açılacak olan Nafakanın İptali (Kaldırılması) davasının hukuki şartları, Yargıtay içtihatları doğrultusunda ispat yöntemleri (sosyal medya, MERNİS kayıtları, tanık beyanları) ve yargılama usulleri objektif bir perspektifle incelenmektedir.


1. TMK Madde 176/3: Nafakayı Sona Erdiren Kanuni Şartlar

Yoksulluk nafakasının hangi hallerde sona ereceği, Türk Medeni Kanunu'nun 176. maddesinin 3. fıkrasında açıkça düzenlenmiştir. Kanun, sona erme hallerini iki farklı kategoriye ayırmıştır:

  • Kendiliğinden Kalkma Halleri: Nafaka alacaklısının resmi olarak yeniden evlenmesi veya taraflardan birinin vefat etmesi durumunda, yoksulluk nafakası hiçbir mahkeme kararına gerek kalmaksızın "kendiliğinden" sona erer.
  • Mahkeme Kararıyla Kaldırılma Halleri: Kanun, üç özel durumda nafakanın kaldırılmasını Aile Mahkemesinde açılacak bir davaya bağlamıştır. Bunlar; nafaka alacaklısının yoksulluğunun ortadan kalkması, haysiyetsiz hayat sürmesi ve "evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması" durumlarıdır. Bu üç halden birinin varlığı iddia ediliyorsa, nafaka yükümlüsü kendiliğinden ödemeyi durduramaz; mutlaka dava açarak durumu ispatlamak zorundadır.

2. "Fiilen Evliymiş Gibi Yaşamak" Kavramının Hukuki Sınırları

Nafakanın kaldırılması davasında, Yargıtay'ın en hassas olduğu nokta "fiilen evliymiş gibi yaşama" kavramının içtihatlara uygun şekilde somutlaştırılmasıdır.

  • Süreklilik ve Düzen: Nafaka alacaklısının bir başkasıyla sıradan bir flört veya sevgili ilişkisi yaşaması, nafakanın kaldırılması için tek başına yeterli değildir. Hukukun aradığı kriter, tarafların bir evlilik birliğindeki gibi hayatı kesintisiz ve sürekli olarak paylaşmalarıdır.
  • Ortak Çatı Altında Yaşama: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararlarına göre, tarafların aynı evde yaşaması, ev giderlerini (kira, fatura, mutfak masrafı) birlikte karşılaması ve toplum nezdinde karı-koca intibası uyandırması gerekmektedir. Resmi nikah cüzdanı dışında, fiili evliliğin tüm unsurlarının barındırılması şarttır.

3. İspat Hukuku: Sosyal Medya ve Dijital Delillerin Rolü

Nafaka alacaklısının resmi nikah yapmadan bir başkasıyla yaşadığını ispat külfeti, davacı konumundaki nafaka yükümlüsüne aittir. Gizlenen bu durumu açığa çıkarmada en etkin araçların başında dijital deliller gelmektedir.

  • Sosyal Medya Paylaşımları: Nafaka alacaklısının kendi rızasıyla kamuya açık şekilde paylaştığı Instagram, Facebook veya TikTok gönderileri HMK uyarınca "takdiri delil" niteliğindedir. Yeni partneriyle sürekli olarak aynı evden yapılan paylaşımlar, aile yemekleri, tatil fotoğrafları, nişan/söz benzeri merasimlere ait görseller ve "hayat arkadaşım, eşim" gibi yazılı ifadeler mahkemeye sunulur.
  • Delillerin Hukuka Uygunluğu: Sosyal medya paylaşımlarının delil vasfı taşıyabilmesi için, sahte hesaplardan veya hukuka aykırı şekilde ele geçirilmemiş (örneğin telefonun hacklenmesi yoluyla elde edilmemiş) olması zorunludur. Alenileşmiş, profil gizliliği olmayan veya müşterek tanıdıklar vasıtasıyla erişilebilen gönderilerin mahkemeye ekran görüntüleri ve URL adresleriyle birlikte sunulması usule uygundur.
  • Yoksulluğun Ortadan Kalkması İddiası: Sosyal medya aynı zamanda "yoksulluğun ortadan kalkması" hususunda da ikincil bir delildir. Nafaka alan eşin lüks mekanlarda, pahalı tatillerde ve yüksek yaşam standartlarındaki paylaşımları, mahkemenin yoksulluk tespitine yönelik yapacağı Sosyal ve Ekonomik Durum (SED) araştırmasına dayanak teşkil eder.

4. Resmi ve Fiziki Deliller (MERNİS, Fatura ve Tanıklar)

Sosyal medya verileri tek başına kesin hüküm kurmaya yeterli olmayabilir; bu verilerin resmi kayıtlar ve fiziki delillerle desteklenmesi usul hukukunun bir gereğidir.

  • Muhtarlık (MERNİS) Adres Kayıtları: Mahkeme kanalıyla, nafaka alan eş ile birlikte yaşadığı iddia edilen kişinin Nüfus Müdürlüğü (MERNİS) ikametgah kayıtları celbedilir. Tarafların aynı adreste kayıtlı görünmeleri, fiili evlilik iddiasını kanıtlayan en güçlü resmi delillerdendir.
  • Fatura ve Abonelikler: İlgili adresteki elektrik, su, doğalgaz ve internet aboneliklerinin kimin üzerine olduğu, aidatların kimin banka hesabından ödendiği hususları mahkemece müzekkere yazılarak ilgili kurumlardan istenir.
  • Tanık Beyanları: Hukuk Muhakemeleri Kanunu uyarınca tanık, bu davaların asli ispat araçlarındandır. Komşuların, apartman yöneticisinin, site görevlilerinin veya müşterek tanıdıkların, "Bu kişiler karı-koca gibi aynı evde yaşıyorlar, giren çıkan bellidir" şeklindeki yeminli beyanları, fiili evlilik durumunu şüpheye yer bırakmayacak şekilde mahkeme huzurunda tesis eder.

5. Dava Açma Usulü ve İhtiyati Tedbir Talebi

Nafakanın kaldırılması davası, nafaka alacaklısının yerleşim yeri Aile Mahkemesinde açılır.

  • Dava açıldığı tarihten itibaren, mahkeme hüküm kurana kadar nafaka ödeme yükümlülüğü kural olarak devam eder. Ancak davacı, dava dilekçesinde sunulan güçlü delillere (ikametgah kaydı, net sosyal medya görselleri) dayanarak, yargılama süresince nafakanın ödenmesinin durdurulması veya mahkeme veznesine (tevdi mahalli) yatırılması için İhtiyati Tedbir talep edebilir.
  • Mahkeme davanın kabulüne karar verdiğinde, nafaka dava tarihi itibarıyla (veya mahkemenin takdir edeceği tarihten itibaren) kaldırılır. Bu durumda davalının haksız yere tahsil ettiği nafakaların geri istenmesi gündeme gelebilecektir.

Sıkça Sorulan Sorular (SSS) – Nafakanın Kaldırılması Davası

Soru 1: Eski eşim resmi nikah yapmadan bir başkasıyla nişanlandı ve bunu sosyal medyada paylaştı. Henüz aynı evde yaşamıyorlar. Nafakayı kestirebilir miyim?

Cevap: Yalnızca nişanlanmak veya sevgili olmak, TMK m. 176/3 uyarınca nafakanın kaldırılması için tek başına yeterli bir hukuki sebep değildir. Kanunun ve Yargıtay'ın aradığı ana şart "evliymiş gibi fiilen aynı çatı altında, sürekli olarak yaşamaktır". Eğer taraflar ayrı evlerde yaşıyor ve ekonomik bir bütünlük oluşturmuyorsa, sadece nişan merasimi nafakanın iptali sonucunu doğurmaz.

Soru 2: Eski eşim yeni sevgilisiyle aynı evde yaşamıyor ancak sosyal medyadaki paylaşımlarına göre sürekli lüks tatillere gidiyor ve çok para harcıyor. Bu durum nafakanın iptali sebebi midir?

Cevap: Bu durum "fiili evlilik" maddesine değil, "yoksulluğun ortadan kalkması" maddesine dayanarak dava konusu yapılabilir. Nafaka alacaklısının yaşam standardında belirgin ve sürekli bir yükseliş olması, harcamalarının asgari geçim seviyesinin çok üzerinde bulunması halinde, Aile Mahkemesine başvurarak 'Yoksulluğun Ortadan Kalkması Nedeniyle Nafakanın Kaldırılması' talep edilebilir.

Soru 3: Davayı kazandığımda, eski eşimin fiili evliliğinin başladığı tarihten bugüne kadar benden aldığı nafakaları topluca geri isteyebilir miyim?

Cevap: Kural olarak nafakanın kaldırılması kararları ileriye etkilidir. Mahkeme, nafakanın davanın açıldığı tarihten itibaren kaldırılmasına hükmeder. Davanın açılmasından önceki dönemlere ait ödenmiş nafakaların (istisnai sebepsiz zenginleşme halleri hariç) geriye dönük olarak iadesinin talep edilmesi yasal olarak mümkün değildir. Bu sebeple hukuki durum tespit edildiğinde vakit kaybetmeksizin dava yoluna başvurulmalıdır.


Örnek Belge: Fiilen Evliymiş Gibi Yaşama Nedeniyle Yoksulluk Nafakasının Kaldırılması Dava Dilekçesi

[KONYA] NÖBETÇİ AİLE MAHKEMESİ HÂKİMLİĞİNE "İhtiyati Tedbir Taleplidir"

DAVACI: [Adınız Soyadınız] - [TC Kimlik No] ADRES: [İkametgah Adresiniz]

VEKİLİ: Av. Sami IŞILAK

DAVALI: [Eski Eşinizin Adı Soyadı] - [TC Kimlik No] ADRES: [Davalı Eski Eşinizin İkametgah Adresi]

KONU: Davalı lehine ödenmesine hükmedilen yoksulluk nafakasının, davalının TMK m. 176/3 uyarınca "Evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması" sebebiyle dava tarihinden itibaren geçerli olmak üzere tamamen kaldırılmasına; dava süresince telafisi güç zararların doğmasını engellemek maksadıyla nafaka ödemesinin durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesi talebidir.

AÇIKLAMALAR:

  1. Müvekkil ile davalı, [Konya ... Aile Mahkemesinin .../.../20.. tarih ve ... Esas, ... Karar] sayılı ilamı ile boşanmışlar ve anılan ilam ile davalı lehine aylık [Örn: 5.000 TL] yoksulluk nafakasına hükmedilmiştir. Müvekkil, mahkeme ilamından doğan nafaka yükümlülüğünü eksiksiz olarak yerine getirmektedir.
  2. Ancak, davalı yan yoksulluk nafakasının kesilmesini engellemek ve haksız maddi menfaat sağlamaya devam etmek amacıyla, dava dışı [3. Kişinin Adı Soyadı] isimli şahıs ile resmi nikah yapmaktan kaçınmakta; fakat bu şahısla [Davalının Mevcut Adresi] adresinde kesintisiz ve fiili olarak evliymiş gibi yaşamaktadır.
  3. Davalı ile dava dışı şahsın aynı konutta yaşadığı ve ortak bir ekonomik hayat sürdüğü; sosyal medya paylaşımları (Ek-1: Tarihli ve konum içerikli fotoğraf çıktıları), ilgili adresteki komşuların beyanları ve nüfus (MERNİS) kayıtları ile sabittir. Taraflar toplum nezdinde kendilerini karı-koca olarak tanıtmaktadır.
  4. Türk Medeni Kanunu'nun 176/3 maddesi amir hükmü gereğince, alacaklı tarafın evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması, nafakanın kaldırılması için mutlak ve yeterli bir nedendir. Davalının yoksulluk durumunun ortadan kalktığı ve yeni bir yaşam kurduğu açık olduğundan, müvekkilin nafaka yükümlülüğünün devam etmesi hakkaniyete ve dürüstlük kuralına aykırıdır.

SONUÇ VE İSTEM: Yukarıda açıklanan ve Hâkimliğinizce re'sen dikkate alınacak hukuki nedenlerle; 1- Öncelikle davacının hak kaybına uğramasını engellemek maksadıyla; dava süresince davalı lehine hükmedilen yoksulluk nafakasının icrasının teminatsız olarak durdurulmasına veya mahkeme veznesine depo edilmesine dair İHTİYATİ TEDBİR KARARI VERİLMESİNE, 2- Davalının resmi evlilik olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması sebebiyle (TMK m. 176/3), müvekkil aleyhine hükmedilen yoksulluk nafakasının dava tarihi itibarıyla tamamen KALDIRILMASINA, 3- Mahkeme kanalıyla Nüfus Müdürlüğüne ve Emniyet Müdürlüğüne müzekkere yazılarak davalının ve birlikte yaşadığı şahsın adres/MERNİS ve kolluk araştırmasının yapılmasına, 4- Yargılama giderleri ile avukatlık vekâlet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini vekaleten saygılarımla arz ve talep ederim.

TARİH: .../.../2026

DAVACI VEKİLİ: Av. Sami IŞILAK (İmza)


Av. Sami IŞILAK Hukuk & Danışmanlık (Bu metin bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Detaylı bilgi için iletişime geçebilirsiniz.)