Kent yaşamında ev temizliği, çocuk veya yaşlı bakımı amacıyla dışarıdan alınan hizmetler, hukuki boyutta ev sahibi ile çalışan arasında doğrudan bir 'Hizmet (İş) Sözleşmesi' kurmaktadır. Uygulamada ev sahipleri bu kişileri birer 'işçi' olarak görmese de, gündelikçinin cam silerken düşmesi veya kayıp yaralanması 5510 sayılı Kanun kapsamında net bir 'İş Kazası'dır. Türk Borçlar Kanunu Madde 417 uyarınca işçiyi gözetme ve güvenliğini sağlama borcu bulunan ev sahibi, bu tür kazalarda ağır yaptırımlarla karşılaşmaktadır. Kaza geçiren işçi yaralanır veya vefat ederse, SGK tarafından yapılan tedavi masrafları ve bağlanan peşin sermaye değerli gelir (maaş), 5510 sayılı Kanun Madde 21 kapsamında kusuru oranında ev sahibinden rücuen tahsil edilmektedir. Ayrıca zarar gören işçi veya ailesi, doğrudan ev sahibine maddi ve manevi tazminat davası açma hakkına sahiptir. Ev hizmetlerinde ayda 10 günden az çalışanlar için E-Devlet üzerinden günlük iş kazası priminin ödenmesi büyük önem taşımaktadır. Olası davalarda ev sahibinin kurtuluşu, işçiye gerekli güvenlik ekipmanlarını sağladığını, tehlikeli işleri yasakladığını ve kazanın işçinin kendi 'ağır kusuruyla' (illiyet bağını keserek) meydana geldiğini ispatlamasına bağlıdır. Bu makalede; ev hizmetleri sigortalılığı, SGK rücu davaları ve tazminat süreçleri yasal dayanaklarıyla incelenmektedir.

Günümüz kent yaşamında ev temizliği, çocuk veya yaşlı bakımı gibi işlerin yürütülmesi amacıyla dışarıdan hizmet alınması son derece yaygın bir uygulamadır. Ev sahipleri, haftada bir gün temizliğe gelen bir gündelikçiyi veya her gün eve gelen bir bakıcıyı genellikle hukuki anlamda bir "işçi" olarak algılamamakta, aradaki ilişkiyi basit bir yardımlaşma veya gündelik hizmet olarak görmektedir. Ancak Türk Hukuku sistematiğinde; bir kişinin ücret karşılığında, belirli bir zaman diliminde ve ev sahibinin emir ve talimatları doğrultusunda ev işlerini görmesi, aralarında doğrudan bir "Hizmet (İş) Sözleşmesi" kurulduğu anlamına gelir. Bu ilişkinin doğmasıyla birlikte ev sahibi, hukuken "İşveren" sıfatını kazanır.
Uygulamada bu hukuki statünün ciddiyeti, ancak trajik bir kaza yaşandığında anlaşılmaktadır. Temizlik amacıyla cam silen gündelikçinin dengesini kaybederek yüksekten düşmesi, banyoyu temizlerken kayıp ağır yaralanması veya kimyasal temizlik maddelerinden zehirlenmesi vakaları, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu uyarınca doğrudan "İş Kazası"dır. Meydana gelen kaza sonucunda işçinin ağır şekilde yaralanması veya vefat etmesi halinde, ev sahibi (işveren) hem işçi veya mirasçıları tarafından açılacak yüksek meblağlı maddi ve manevi tazminat davalarıyla hem de Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından yöneltilecek milyonlarca liralık rücu (geri isteme) davalarıyla karşı karşıya kalmaktadır.
Bu makalede; ev hizmetlerinde çalışanların sigortalılık durumları, ev sahibinin iş sağlığı ve güvenliği kapsamında işçiyi gözetme borcu, iş kazası halinde SGK rücu mekanizması ve açılacak tazminat davalarındaki kusur oranları yasal dayanaklarıyla objektif bir çerçevede incelenmektedir.
Ev hizmetlerinde çalışanların sosyal güvenliği, 5510 sayılı Kanun'un Ek 9. maddesi ile özel bir düzenlemeye tabi tutulmuştur. Kanun, ev hizmetlerinde çalışmayı "10 günden az" ve "10 gün ve daha fazla" olmak üzere iki farklı kategoriye ayırmıştır.
6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, "ev hizmetlerini" doğrudan kanun kapsamı dışında tutmuştur (m. 2). Ancak bu istisna, ev sahibinin güvenlik önlemi alma sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Zira 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) Madde 417 amir hükmü gereğince işveren (ev sahibi); hizmet ilişkisinde işçinin hayatını ve sağlığını korumak, işyerinde (evde) iş sağlığı ve güvenliğini sağlamak için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmakla yükümlüdür.
Evde meydana gelen bir iş kazasında işçi yaralanır veya hayatını kaybederse, hastane polisi veya acil servis olayı adli vaka olarak kayıtlara geçer. Bu aşamadan itibaren Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) devreye girer.
SGK'nın rücu davası, devletin kendi kasasından çıkan parayı geri almasına yöneliktir. Bunun dışında zarar gören işçi veya vefatı halinde mirasçıları, sivil mahkemelerde doğrudan ev sahibine karşı tazminat davası açma hakkına sahiptir.
Açılan tazminat ve rücu davalarında ev sahibinin (işverenin) hukuki sorumluluktan tamamen veya kısmen kurtulabilmesi, olayın oluş şekline ve "İlliyet Bağının" kesilip kesilmediğine bağlıdır.
Soru 1: Ayda sadece 2 gün temizliğe gelen bir ablamız var. Cam silerken düştü ve ayağı kırıldı. SGK primi falan ödemiyorduk. Bize dava açabilir mi?
Cevap: Evet, açabilir. Ayda 1 gün dahi olsa temizlik veya bakım amacıyla ücret karşılığı evinizde çalışan kişi ile aranızda hizmet sözleşmesi kurulmuş sayılır. TBK Madde 417 uyarınca güvenliği sağlama yükümlülüğünüz bulunduğundan, işçinin maddi ve manevi tazminat talepleriyle karşılaşabileceğiniz gibi; SGK'nın tedavi masraflarını size rücu etmesi (geri istemesi) de söz konusudur.
Soru 2: Gündelikçi temizlik yaparken benim 'camı dışarıdan silme, tehlikeli' uyarıma rağmen kendi bildiğini okuyup dışarı sarkmış ve düşmüş. Ben yine de sorumlu olur muyum?
Cevap: Yargıtay içtihatlarına göre işverenin (ev sahibinin) uyarı yükümlülüğü yeterli değildir, aynı zamanda denetim yükümlülüğü de vardır. Ancak yasakladığınızı, güvenli ekipman sağladığınızı ve işçinin uyarılara kasten/ağır kusuruyla aykırı davrandığını somut delil ve tanıklarla ispatlarsanız, mahkeme TBK Madde 52 kapsamında işçinin müterafik (ortak) kusurunu dikkate alarak tazminattan büyük oranda indirim yapar veya illiyet bağının kesildiğine kanaat getirirse davayı reddedebilir.
Soru 3: Evdeki bakıcımız veya temizlikçimiz için iş kazası primini nasıl ödeyebilirim?
Cevap: E-Devlet kapısı üzerinden "Ev Hizmetlerinde 10 Günden Az Çalıştırılacaklara İlişkin Başvuru" menüsünü kullanarak veya SGK'nın SMS sistemleri üzerinden TC Kimlik Numarası ve çalışacağı gün bilgisini girerek günlük asgari ücretin %2'si tutarında cüzi bir primi ödeyebilirsiniz. Bu işlem, olası bir kazada ev sahibinin SGK'ya karşı sorumluluğunu önemli ölçüde hafifletir.
(Aşağıdaki belge, evde temizlik görevlisi olarak çalışan kişinin kendi dikkatsizliği sonucu yaralanarak açtığı maddi ve manevi tazminat davasında; ev sahibinin kusursuzluk ve işçinin müterafik kusuru (ağır ihmali) savunmalarını Asliye Hukuk/İş Mahkemesine sunacağı cevap dilekçesi taslağıdır.)
[KONYA] NÖBETÇİ İŞ MAHKEMESİ HÂKİMLİĞİNE
DOSYA NO: 2026/... Esas
CEVAP VEREN (DAVALI): [Ev Sahibinin Adı Soyadı] - [TC Kimlik No] ADRES: [İkametgah Adresiniz]
VEKİLİ: Av. Sami IŞILAK (İletişim: 0 507 705 20 75)
DAVACI (İŞÇİ): [Gündelikçi/Bakıcının Adı Soyadı] - [TC Kimlik No] ADRES: [Davacının Adresi]
KONU: Davacı tarafça müvekkil aleyhine iş kazası iddiasıyla ikame edilen haksız ve hukuki dayanaktan yoksun maddi ve manevi tazminat davasına karşı yasal süresi içinde cevaplarımızın sunulması ve davanın ESASTAN REDDİ talebidir.
AÇIKLAMALAR:
SONUÇ VE İSTEM: Yukarıda açıklanan ve Heyetinizce re'sen gözetilecek hukuki nedenlerle; 1- Öncelikle olayın oluş şekli ve kusur durumunun tespiti amacıyla dosyanın İş Sağlığı ve Güvenliği uzmanlarından oluşan bilirkişi heyetine tevdii edilmesine, 2- Müvekkilin iş kazasının meydana gelmesinde hiçbir kusuru bulunmadığından ve davacının eylemi illiyet bağını kestiğinden, haksız ve dayanaksız açılan tazminat davasının ESASTAN REDDİNE, 3- Mahkemenizce aksi kanaate varılması halinde, davacının ağır müterafik kusuru dikkate alınarak TBK Madde 52 uyarınca hükmedilecek tazminattan en yüksek oranda İNDİRİM YAPILMASINA, 4- Yargılama giderleri ile avukatlık vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini vekaleten saygılarımla arz ve talep ederim.
TARİH: 19/10/2026
DAVALI VEKİLİ: Av. Sami IŞILAK (İmza)
Av. Sami IŞILAK Hukuk & Danışmanlık (Bu metin bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Detaylı bilgi için iletişime geçebilirsiniz.)