Büyük sanayi kuruluşlarının veya teknoloji ithalatçılarının yurtdışından getirdikleri milyonlarca liralık mallar, Türkiye gümrüklerinde yapılan muayenelerde ufak bir evrak hatası, kıymet eksikliği veya yanlış tarife (GTİP) kodu beyanı nedeniyle gümrük idaresi tarafından 'Kaçakçılık (5607 Sayılı Kanun)' şüphesiyle savcılığa sevk edilebilmektedir. Savcılık talimatıyla CMK m. 127 kapsamında mallara derhal el konulur ve eşyalar devlet antrepolarında hapsedilir. Dava süreci yıllarca süreceği için malların gümrükte beklemesi, fahiş ardiye (depolama) ücretleri doğurmasının yanında, devletin 5607 S.K. m. 16 kapsamında bu malları çürümemesi için doğrudan 'Tasfiye etmesine (İhaleyle Satmasına)' neden olmaktadır. İthalatçıyı bu iflas riskinden kurtaracak yegâne yasal formül; eşyanın ithali kanunen yasak olan (silah, uyuşturucu vb.) bir mal olmaması şartıyla, malların 'Gümrüklenmiş Değeri (Mal Bedeli + Vergiler)' kadar banka teminat mektubunu veya nakit teminatı Sulh Ceza Hâkimliğine sunarak 'Eşyanın Teminat Karşılığı İadesini' talep etmektir. Teminat yatırıldığında el koyma kaldırılır, mallar fabrikanıza çekilir ve üretime devam edilir. Ceza davasının sonunda şirket yetkilileri beraat ettiğinde, mahkemeye sunulan bu teminat mektubu kuruşu kuruşuna geri alınır ve ödenen haksız ardiye ücretleri devletten tahsil edilir. Bu makalemizde, gümrük kaçakçılığı davalarındaki itiraz usullerini, GTİP uyuşmazlıklarının sınırlarını ve malların iadesi sürecini salt hukuki bir perspektifle, detaylı ve kapsamlı bir şekilde inceliyoruz.

Küresel tedarik zincirlerinin kalbi olan ithalat ve ihracat işlemleri, şirketler için devasa kârlar barındırdığı kadar, ufak bir evrak hatasında tüm sermayenin sıfırlanabileceği ölümcül bürokratik riskler de taşımaktadır. Yurtdışından milyonlarca dolar ödenerek sipariş edilen elektronik parçalar, CNC tezgâhları, sanayi hammaddeleri veya teknolojik cihazlar Türkiye gümrük kapılarına (veya antrepolara) geldiğinde; muayene memurları tarafından yapılan evrak, kıymet veya GTİP (Gümrük Tarife İstatistik Pozisyonu) kodu incelemelerinde ortaya çıkan en ufak bir şüphe, ithalat sürecini bir anda bir "Ceza Soruşturmasına" dönüştürebilmektedir.
Gümrük idaresi, ithal edilen eşyanın beyan edilen değerinin piyasa rayicinden düşük olduğunu (eksik vergi ödeme kastı) veya yanlış tarife koduyla beyan edildiğini iddia ederek, olayı basit bir "Gümrük Kanunu Vergi Cezası" olarak değerlendirmek yerine, dosyayı doğrudan Cumhuriyet Başsavcılığına intikal ettirmekte ve 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu kapsamında işlem başlatmaktadır. Savcılık talimatıyla, şirketinizin gümrükte bekleyen tüm mallarına Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) kapsamında "El Konulur".
Bu andan itibaren şirket yöneticileri için, Ağır Ceza Mahkemelerinde "Kaçakçılık" suçlamasıyla yargılanma tehdidinin yanı sıra, çok daha yakıcı bir ticari kriz başlar: Milyonluk malların gümrük antrepolarında rehin kalması. Malların zamanında fabrikaya veya müşteriye ulaşamaması nedeniyle üretim bantlarının durması, bozulan ticari anlaşmalar ve her geçen gün katlanarak artan devasa "Ardiye (Depolama)" ücretleri... Üstelik mallar uzun süre alınamazsa, devlet bu eşyaları çürümemesi için "Tasfiye (Satış)" edecektir. Türk Hukuku, sanayiciyi ve ithalatçıyı bu cendereden kurtarmak, üretimi devam ettirmek ve malların çürümesini engellemek için, dava sonunu beklemeden "Teminat Karşılığı İade" gibi stratejik kurtarma mekanizmaları sunmaktadır. Bu makalede; 5607 sayılı Kanun kapsamındaki el koyma kararlarının anatomisini, malların tasfiye (ihale ile satılma) riskini, Sulh Ceza Hâkimliklerine yapılacak itiraz usullerini ve ticari hayatı felçten kurtaracak "Eşyanın Teminatla İadesi" süreçlerini derinlemesine bir hukuk disipliniyle inceliyoruz.
Bir ithalat işleminin kaçakçılık suçuna dönüşmesi ve mallara el konulması için kanunun aradığı katı şartlar vardır.
Gümrükte el konulan mallar, Tasfiye İşletme Müdürlüklerine (TASİŞ) veya özel antrepolara çekilir. Yıllarca sürecek bir ceza davasını beklemek, ticari bir intihardır.
Ceza davası devam ederken (veya soruşturma aşamasındayken), malları antrepodan çıkarıp fabrikanıza götürmenizin ve ticarete devam etmenizin kanuni bir yolu mevcuttur.
Malların iadesi için teminat yatırmak çok ciddi bir nakit veya kredi limiti gerektirir. Eğer ortada bariz bir gümrük memuru hatası varsa, teminat bile yatırmadan doğrudan "Kararın İptali" talep edilmelidir.
Malları teminat mektubu vererek fabrikanıza çektiniz ve yıllar süren ceza mahkemesindeki yargılama başladı. Sonuç ne olacaktır?
Soru 1: Yurtdışından getirdiğimiz makinenin faturasında hiçbir eksik yok. Ancak gümrük memuru 'Bu makinenin tarife (GTİP) kodu yanlış yazılmış, vergiyi düşük ödemek istemişsiniz' diyerek mallara el koydurdu. Bu kaçakçılık mıdır?
Cevap: Tarife (GTİP) kodu uyuşmazlıkları kural olarak kaçakçılık suçu değil, idari bir ihtilaftır. Yargıtay içtihatlarına göre, eşyanın cinsi, miktarı ve faturası doğru beyan edilmişse, sırf GTİP kodunun yanlış yazılması Gümrük Kanunu m. 234 kapsamında idari para cezası gerektirir. Memurun bunu 5607 Sayılı Kaçakçılık Kanununa sokarak el koydurması hukuka aykırıdır. Derhal Sulh Ceza Hâkimliğine itiraz edilerek el koyma kararının iptali sağlanmalıdır.
Soru 2: Mallarımıza el konuldu, dava 3 yıl sürecekmiş. Gümrük dairesi malları satıp (tasfiye edip) parasını kasada tutacağını söyledi. Bunu nasıl engelleyebilirim?
Cevap: Gümrük idaresinin, malların değer kaybetmemesi veya çürümemesi için mahkeme kararı olmadan doğrudan tasfiye (satış) yetkisi vardır. Bunu engellemenin yegâne yolu; savcılığa veya mahkemeye acilen başvurarak 5607 Sayılı Kanun m. 11 uyarınca malların 'Gümrüklenmiş Değeri' (Mal bedeli + Vergiler) kadar banka teminat mektubu sunmak ve malların iadesini almaktır. Aksi halde mallarınız ihalede yarı fiyatına satılır.
Soru 3: Beraat ettik ve mallarımızı geri aldık. Ancak antrepoda malların aylarca beklemesi nedeniyle bizden 200.000 TL ardiye ücreti kestiler. Bu parayı devletten alabilir miyim?
Cevap: Kesinlikle alabilirsiniz. Kaçakçılık suçlamasından beraat etmeniz, el koyma işleminin haksız (dayanaksız) olduğunu kanıtlar. Haksız el koyma nedeniyle oluşan ardiye ücretleri ve malların antrepoda hasar görmesinden doğan zararlar CMK m. 141 (Koruma Tedbirleri Nedeniyle Tazminat) veya İdari Yargıda açılacak Tam Yargı davalarıyla, Maliye Hazinesinden yasal faiziyle birlikte tahsil edilir.
(Aşağıdaki belge, gümrük girişinde haksız yere kaçakçılık şüphesiyle el konulan ithal malların çürümesini engellemek ve üretime sokabilmek amacıyla, malların "Gümrüklenmiş Değeri" kadar banka teminat mektubu sunularak iadesi için Sulh Ceza Hâkimliğine (veya Soruşturma Savcısına) sunulacak talep dilekçesi taslağıdır.)
[KONYA] NÖBETÇİ SULH CEZA HÂKİMLİĞİNE (Gönderilmek Üzere [Konya] Cumhuriyet Başsavcılığına)
SORUŞTURMA NO: 20../... Sor.
TALEP EDEN (ŞÜPHELİ/ŞİRKET YETKİLİSİ): [Adınız Soyadınız] - [TC/VKN] ADRES: [Şirketinizin Adresi]
VEKİLİ: Av. Sami IŞILAK
KONU: 5607 Sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu Madde 11, Madde 16 ve CMK Madde 131 hükümleri uyarınca; müvekkil şirkete ait olup gümrük sahasında haksız yere EL KONULAN ithal eşyaların, telafisi imkânsız ticari zararlara ve tasfiye riskine mahal vermemek adına, eşyanın "Gümrüklenmiş Değeri" tutarında sunulan Banka Teminat Mektubu karşılığında MÜVEKKİLE İADESİNE karar verilmesi talebidir.
AÇIKLAMALAR:
SONUÇ VE İSTEM: Yukarıda arz ve izah edilen yasal gerekçelerle ve Sayın Hâkimliğinizce re'sen gözetilecek hususlar ışığında; 1- Dilekçemiz ekinde sunulan [3.500.000 TL] tutarındaki Kesin ve Süresiz Banka Teminat Mektubunun (eşyanın gümrüklenmiş değerinin) teminat olarak KABULÜNE, 2- CMK m. 131 ve 5607 S.K. m. 11 uyarınca el koyma (muhafaza) işleminin sonlandırılarak, antrepoda bekleyen [Gümrük Beyanname No] numaralı malların MÜVEKKİL ŞİRKETE İADESİNE ve gümrük işlemlerinin tamamlanması için ilgili Gümrük Müdürlüğüne müzekkere yazılmasına karar verilmesini vekaleten saygılarımla arz ve talep ederim.
TARİH: .../.../2026
TALEP EDEN ŞÜPHELİ/ŞİRKET VEKİLİ: Av. Sami IŞILAK (İmza)
Av. Sami IŞILAK Hukuk & Danışmanlık (Bu metin bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Detaylı bilgi için iletişime geçebilirsiniz.)