Türkiye'de iş hukukunun son yıllardaki en büyük sorunlarından biri, kötü niyetli işverenlerin 'İhtiyari Arabuluculuk' sistemini bir haksızlık (tuzak) aracına dönüştürmesidir. İşten çıkarılan işçi, tazminatsız kalma korkusu ve maddi imkânsızlıklar içinde, işverenin ofisinde veya anlaştığı bir arabulucunun masasında avukatsız olarak yalnız bırakılır. 'Paranı hemen peşin vereceğiz' denilerek, gerçekte alması gereken kıdem ve fazla mesai alacaklarının çok altında komik bir rakama işçiye 'Tüm dava haklarımdan feragat ettim' şeklinde mahkeme kararı (ilam) niteliğinde bir tutanak imzalattırılır. Bu tutanağı imzalayan işçi, normal şartlarda aradaki fark için bir daha doğrudan alacak davası açamaz. Ancak Türk Hukuku bu sömürüye izin vermez. Türk Borçlar Kanunu kapsamında; işçinin zorda kalmasından faydalanılması (Gabin), yalan söylenmesi (Hile) veya tazminatsız atılmakla tehdit edilmesi (İkrah), hukuken 'İrade Fesadı' oluşturur. İşçi, bu durumu fark ettiği andan itibaren 1 (BİR) YIL içinde İş Mahkemesine başvurarak bu hileli arabuluculuk tutanağının İPTALİNİ ve aradaki eksik (kalan) tazminat farklarının kendisine ödenmesini talep edebilir. Bu makalemizde, Yargıtay'ın iptal davalarındaki katı kriterlerini (aynı gün imzalatılması, şirkette yapılması vb.) ve İş Mahkemelerinde yürütülecek iptal ve alacak davalarının tüm usullerini salt hukuki bir perspektifle, detaylı ve kapsamlı bir şekilde inceliyoruz.

İşçi ve işveren uyuşmazlıklarında adaletin hızlı tecellisi ve mahkemelerin iş yükünün hafifletilmesi amacıyla hukuk sistemimize dâhil edilen arabuluculuk kurumu, özünde son derece faydalı bir "Alternatif Uyuşmazlık Çözüm (ADR)" yöntemidir. Ancak, özellikle son yıllarda Türkiye'deki iş hukukunun pratik uygulamasında, bu masum kurumun kötü niyetli işverenler tarafından işçinin yasal haklarını gasp etmek için kullanılan şeytani bir silaha (tuzağa) dönüştürüldüğüne sıklıkla şahit olmaktayız.
İşten çıkarılan, geçim derdine düşen ve o anki psikolojik yıkımla bir an evvel içerideki tazminatını alarak evine ekmek götürmek isteyen işçi, patronu veya insan kaynakları müdürü tarafından "Seni işten çıkarıyoruz ama mağdur etmeyeceğiz. Gel seninle arabulucuya gidelim, tazminatını hesabına hemen peşin yatıralım, helalleşelim" denilerek adeta bir oldu bittiye getirilmektedir. Şirketin anlaştığı, ücreti bizzat şirket tarafından ödenen ve çoğu zaman görüşmesi dahi şirketin toplantı salonunda yapılan bu "İhtiyari Arabuluculuk" sürecinde, işçiye asıl alması gereken tazminatın çok altında (örneğin 500.000 TL yerine 150.000 TL) bir rakam teklif edilmekte ve önüne sayfalarca hukuki metin konulmaktadır.
Parayı alabilmek için bu tutanağı imzalayan işçi, aslında sadece eksik bir tazminat almamış; aynı zamanda gelecekte açabileceği kıdem, ihbar, fazla mesai, yıllık izin ve işe iade davalarından da "kayıtsız şartsız feragat ettiğini" mahkeme ilamı niteliğindeki bir belgeyle onaylamış olmaktadır. Oysa Türk Borçlar Kanunu (TBK) ve Yargıtay'ın güncel içtihatları, işçinin serbest iradesini sakatlayan (hile, korkutma veya aşırı yararlanma) bu tarz "tezgâhlanmış" ihtiyari arabuluculuk tutanaklarını kesin ve dokunulmaz saymamaktadır. Bu kapsamlı makalede; işverenlerin kurduğu arabuluculuk tuzağının anatomisini, irade fesadı (hata, hile, ikrah) hallerini, Yargıtay'ın tutanakları iptal ederken baktığı ince kriterleri ve İş Mahkemelerinde açılacak "Arabuluculuk Tutanağının İptali ve Alacak" davalarının tüm hukuki usullerini derinlemesine inceliyoruz.
İş hukukunda iki tür arabuluculuk vardır: Birincisi dava açmadan önce gidilmesi zorunlu olan "Dava Şartı Arabuluculuk", ikincisi ise tarafların kendi rızalarıyla başvurdukları "İhtiyari Arabuluculuk"tur. Tuzak genellikle ikinci türde kurulur.
İşverenlerin klasik bir ibraname (kendi aralarında imzalanan kâğıt) yerine neden özellikle arabuluculuğu tercih ettiklerini anlamak, meselenin ciddiyetini kavramak için şarttır.
Türk Borçlar Kanunu, bir sözleşmenin (veya arabuluculuk tutanağının) geçerli olabilmesi için tarafların iradesinin serbest, özgür ve hilesiz olmasını şart koşar. Tutanağın iptali için İş Mahkemesinde aşağıdaki dayanaklardan en az biri ispatlanmalıdır:
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, sırf şeklen hukuka uygun görünüyor diye işverenin tezgâhladığı arabuluculuk oyunlarına prim vermemektedir. Hâkim, şu kriterlere bakarak tutanağın hileli (irade fesadı ile) olduğuna kanaat getirir:
Hileli veya baskı altında imzalatılan arabuluculuk tutanaklarını iptal ettirmek için mahkemeye başvurma hakkı sınırsız değildir. Zaman, işçinin aleyhine işler.
Soru 1: İşveren beni çıkardı, arabulucuya gitmeyi teklif etti. Gidip o düşük rakama imza atsam, sonra 'Paramı eksik verdiler' diye dava açabilir miyim?
Cevap: Doğrudan 'alacak (fark)' davası açamazsınız. İmzaladığınız tutanak mahkeme kararı hükmündedir ve o alacaklar için kesin feragat sayılır. Dava açabilmeniz için öncelikle İş Mahkemesinde o tutanağın 'İrade fesadı (kandırıldım/baskı altındaydım)' gerekçesiyle iptalini talep etmeniz ve bunu ispatlamanız gerekir. İptal edilmeden aradaki farkı alamazsınız.
Soru 2: Arabuluculuk görüşmesi şirketin kendi toplantı salonunda, benim avukatım olmadan yapıldı. Bu durum iptal için yeterli midir?
Cevap: Yargıtay içtihatlarına göre bu durum çok güçlü bir 'irade fesadı ve işveren yönlendirmesi' (muvazaa/hile) delilidir. Arabulucunun bağımsız olması, görüşmenin tarafsız bir yerde yapılması gerekir. İşçinin avukatsız olması ve mekânın şirket olması, asıl alacağın da düşük olmasıyla birleştiğinde mahkeme tutanağı iptal edecektir.
Soru 3: İptal davasını kazanırsam, daha önce arabulucuda yatırdıkları parayı geri vermem mi gerekir?
Cevap: Hayır, geri vermenize gerek yoktur (hesaplamadan mahsup edilir). İptal davası ile birlikte gerçek işçilik alacaklarınızın (örneğin 800.000 TL) tespitini ve tahsilini de aynı davada talep edersiniz. Mahkeme tutanağı iptal eder, gerçek alacağınızı 800.000 TL olarak belirler. Önceden size arabulucu vasıtasıyla yattıkları 150.000 TL'yi bu asıl alacaktan düşer (mahsup eder) ve kalan 650.000 TL'yi yasal faiziyle işverenden almanıza karar verir.
(Aşağıdaki belge, işten çıkarılırken kendisine eksik meblağlar üzerinden baskı ve hileyle arabuluculuk tutanağı imzalatılan işçinin, (1 YILLIK SÜRE İÇİNDE) İş Mahkemesine başvurarak söz konusu tutanağın iptali ve gerçek bakiye işçilik alacaklarının tahsili amacıyla sunacağı resmi dava dilekçesi taslağıdır.)
[KONYA] NÖBETÇİ İŞ MAHKEMESİ HÂKİMLİĞİNE
DAVACI: [Adınız Soyadınız] - [TC Kimlik No] ADRES: [İkametgah Adresiniz]
VEKİLİ: Av. Sami IŞILAK
DAVALI (İŞVEREN): [Çalıştığınız Şirketin Tam Ticari Unvanı]
ARABULUCULUK BÜROSU NO: [Örn: Konya Arabuluculuk Bürosu 20../... Başvuru, .../... Karar Numaralı Dava Şartı Arabuluculuk Tutanağı Ektedir (Dava açmak için zorunlu)]
KONU: TBK Madde 28 (Gabin), 36 (Hile) ve 39 (İkrah) hükümleri uyarınca; davalı işveren tarafından müvekkilin serbest iradesi sakatlanarak hukuka aykırı şekilde tanzim ettirilen .../.../20.. tarihli "İhtiyari Arabuluculuk Anlaşma Tutanağının" İPTALİNE (Geçersizliğinin Tespitine) ve fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik [Örn: 100.000 TL] (Kıdem, İhbar, Fazla Mesai ve Yıllık İzin) bakiye işçilik alacağının faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi talebidir.
DAVA DEĞERİ: [Örn: 100.000 TL - Belirsiz Alacak Kapsamında Şimdilik]
AÇIKLAMALAR:
SONUÇ VE İSTEM: Yukarıda arz ve izah edilen yasal gerekçelerle ve Sayın Mahkemenizce re'sen gözetilecek hususlar ışığında; 1- Müvekkilimin serbest iradesi sakatlanarak (baskı, hile ve aşırı yararlanma neticesinde) imzalattırılan .../.../20.. tarihli İhtiyari Arabuluculuk Anlaşma Belgesi’nin İPTALİNE VE GEÇERSİZLİĞİNE, 2- Müvekkilimin gerçek işçilik alacaklarının bilirkişi marifetiyle hesaplanarak (davalı tarafça daha önce ödenen 150.000 TL'nin mahsubu ile), geriye kalan şimdilik [100.000 TL] bakiye (Kıdem, İhbar, Fazla Mesai, Yıllık İzin vb.) alacağımızın ait oldukları kanuni faizleriyle birlikte davalıdan TAHSİLİNE, 3- Yargılama giderleri ile avukatlık vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini vekaleten saygılarımla arz ve talep ederim.
TARİH: .../.../2026
DAVACI VEKİLİ: Av. Sami IŞILAK (İmza)
Av. Sami IŞILAK Hukuk & Danışmanlık (Bu metin bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Detaylı bilgi için iletişime geçebilirsiniz.)