Evinizi bir tanıdığınıza, dostunuza veya güler yüzlü bir vatandaşa 'Aramızda kağıdın lafı mı olur' diyerek sözlü bir anlaşmayla mı kiraladınız? Aylar sonra kiralar ödenmemeye başladığında, kiracınızın 'Seninle sözleşmemiz mi var? Kiram 15 bin değil, 5 bin lira, istediğim kadar otururum' şeklindeki o acımasız ve korkunç itirazıyla mı karşılaştınız? 'Sözleşme yoksa polis çağırıp attırırım' yanılgısına sakın düşmeyin! Türk Hukukunda kira sözleşmesinin yazılı olması ZORUNLU DEĞİLDİR! Sözlü sözleşme %100 geçerlidir, ancak ortada büyük bir ispat tuzağı vardır. HMK uyarınca kira miktarını 'şahit (tanık)' ile ASLA ispatlayamazsınız. Yazılı belge olmadığı için Yargıtay kiracının söylediği rakamı doğru kabul eder ve tahliye davanız kilitlenir! O 'güven' dolu el sıkışmanın nasıl yıllarca sürecek bir İcra ve Sulh Hukuk Mahkemesi kabusuna dönüştüğünü, banka dekontlarının ve WhatsApp mesajlarının sizi bu çukurdan nasıl kurtaracağını avukat gözüyle tüm yasal detaylarıyla inceliyoruz.

Elinizde birikimlerinizle aldığınız veya ailenizden miras kalan bir daireniz var. Bir gün uzaktan bir akrabanız, eski bir dostunuz veya mahalleden tanıdığınız güler yüzlü bir vatandaş gelip "Evini bana kirala, yabancıya gitmesin, her ayın 5'inde tıkır tıkır kiranı elden/bankadan veririm" der. Gözlerine bakarsınız, güven verir. "Aramızda kağıdın lafı mı olur, geç otur kardeşim" diyerek evin anahtarını teslim edersiniz. Ne bir imza, ne bir noter, ne de yazılı bir belge vardır; sadece bir el sıkışma... İlk birkaç ay her şey yolunda gider. Sonra kiralar gecikmeye başlar, bahaneler üretilir ve en sonunda ödemeler tamamen durur. Veya siz "Kiralar çok arttı, evi tahliye et veya güncel rayice göre öde" dediğinizde, o güler yüzlü dost bir anda acımasız bir hasma dönüşür ve yüzünüze şu ölümcül cümleyi çarpar: "Seninle aramızda sözleşme mi var? İstediğim kadar otururum, mahkemeye versen elinde belge yok, beni bu evden kimse atamaz!" Ev sahibi, "Adam haklı, aramızda yazılı bir sözleşme yok, demek ki hukuken kiracım sayılmaz, polis çağırıp evden atarım" diyerek devasa bir cehaletin içine düşer. Oysa GERİ DÖNÜŞÜ OLMAYAN BİR HUKUKİ KUMPASIN tam merkezine çekilmiştir! Türk Hukukunda, kira sözleşmesinin geçerli olması için bir A4 kağıdına, ıslak imzaya veya notere KESİNLİKLE İHTİYAÇ YOKTUR! Sözlü olarak kurulan kira sözleşmesi %100 geçerlidir ve o kişi hukuken sizin "Yasal Kiracınız"dır. Ancak asıl felaket şurada başlar: Sözleşme geçerli olsa da, ortada yazılı bir belge olmadığı için kirayı ne kadara anlaştığınızı, zammın ne zaman yapılacağını ve sözleşmenin hangi tarihte başladığını mahkemede İSPAT EDEMEZSİNİZ! Türk hukuku, belirli bir meblağın üzerindeki anlaşmazlıklarda "Tanık (Şahit)" dinlenmesini KESİN OLARAK yasaklar. Siz "Kira 15.000 TL idi" diye çırpınırken, kiracı "Hayır, 3.000 TL idi" dediğinde Hâkim, yazılı belgeniz olmadığı için KİRACININ BEYANINI DOĞRU KABUL EDER! İşte "Kağıda gerek yok" diyen o anlık güvenin nasıl yıllarca sürecek bir tahliye davası kabusuna dönüştüğünü, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) o sert ispat kurallarını ve sözlü bir kiracıyı icra dairesi aracılığıyla evden nasıl söküp atacağınızı avukat gözüyle tüm yasal detaylarıyla inceliyoruz.
Kira sözleşmesinin yazılı olması gerektiği inancı toplumda çok yaygındır ancak hukuken hiçbir temeli yoktur. 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) Madde 11 der ki: "Sözleşmelerin geçerliliği, kanunda aksi öngörülmedikçe, hiçbir şekle bağlı değildir."
Bu kurala "Şekil Serbestisi İlkesi" denir. Hukukumuzda gayrimenkul satışında "Resmi Şekil (Tapu Müdürlüğü)" şarttır, ancak gayrimenkulün kiralanmasında böyle bir şart YOKTUR.
Yazılı sözleşme olmaması sözleşmeyi "geçersiz" kılmaz dedik. Peki o zaman herkes evini sözlü kiralasın, neden kırtasiyelerden matbu sözleşmeler alıp imzalıyoruz? Çünkü hukuk sistemimiz, "Geçerlilik" ile "İspat" kavramlarını bıçak gibi birbirinden ayırır. Bir şeyin yasal olarak var olması başka bir şeydir, o var olan şeyi Hâkime KANITLAYABİLMEK bambaşka bir şeydir!
Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) Madde 200 (Senetle İspat Kuralı): Hukukumuzda, belli bir tutarı (miktarı) aşan hukuki işlemlerin "Tanıkla (Şahitle)" ispat edilmesi YASAKTIR. Bu miktar her yıl yeniden değerleme oranına göre değişir (Günümüzde bu sınır çok düşük bir meblağdır, yıllık kira bedelleri bu sınırı fazlasıyla aşar).
Diyelim ki sözlü bir kira sözleşmeniz var ve kiracı kirayı ödememeye başladı. İcra Dairesine gidip "Kiracım aylık 20.000 TL olan kirasını 3 aydır ödemiyor, bana 60.000 TL borcu var" diyerek "Örnek 13 Tahliye Talepli İcra Takibi" başlattınız. Kiracıya tebligat gitti ve kiracı icra dairesine şu itirazı sundu: "Ben bu evde kiracıyım, bunu inkar etmiyorum. Ancak aramızda yazılı bir sözleşme yoktur ve benim aylık kiram 20.000 TL değil, 5.000 TL'dir! Ben de 3 aylık borcum olan 15.000 TL'yi ödedim, borcum yoktur."
Ev Sahibinin Çöküş Anı: Bu itiraz üzerine İcra Takibi durur. Siz İcra Hukuk Mahkemesine veya Sulh Hukuk Mahkemesine gidersiniz. Yargıtay'ın burada ev sahibine vurduğu tokat şudur:
Yazılı sözleşme yapmamanın ikinci büyük felaketi, tahliye davalarındaki usul kurallarında ortaya çıkar. Normal şartlarda, elinizde ıslak imzalı yazılı bir kira sözleşmesi varsa ve kiracı kirayı ödemezse, İcra Dairesinden başlattığınız takibe itiraz ettiğinde doğrudan İcra Hukuk Mahkemesine (İtirazın Kaldırılması ve Tahliye) davası açarsınız. Bu mahkeme çok hızlı karar veren, dar yetkili ve pratik bir mahkemedir. Birkaç ayda tahliye kararı alırsınız.
Sözlü Sözleşmede İcra Mahkemesinin Kapısı Kapanır! Eğer elinizde yazılı bir kira sözleşmesi (veya noter onaylı bir sözleşme) YOKSA ve kiracı icra takibinde "Benim böyle bir sözleşmem yok, bu adamı tanımıyorum, kira miktarını kabul etmiyorum" diyerek "Sözleşmeye İtiraz" ederse;
Sözlü kira sözleşmesinin yarattığı bu karanlık tabloda, ev sahibinin elindeki tek can simidi dijital delillerdir.
Ev sahiplerinin kendilerini garantiye almak için en çok güvendikleri belge Tahliye Taahhütnamesi'dir. "Ben kiracıyı sözlü olarak aldım ama ondan tahliye taahhütnamesi imzası aldım, günü gelince atarım" derseniz, hukuk duvarına çok sert çarparsınız!
TBK Madde 352/1 Çok Açıktır: "Kiracı, kiralananın teslim edilmesinden sonra, kiraya verene karşı kiralananı belli bir tarihte boşaltmayı YAZILI OLARAK üstlenmişse..."
Soru 1: "Sözlü anlaşmayla kiracı aldım. Elektrik ve suyu kendi üzerine almamış, benim üzerimden kullanıyor. Sularını veya elektriğini kestirirsem onu evden çıkmaya zorlayabilir miyim?"
Cevap: KESİNLİKLE HAYIR! Türk Ceza Kanunu ve Yargıtay kararlarına göre, aranızda sözlü de olsa bir kira ilişkisi varken, kiracıyı evden çıkarmak maksadıyla elektriğini, suyunu veya doğalgazını kestirmek "Kişilerin Huzur ve Sükununu Bozma (TCK m. 123)" ile "Hakkı Olmayan Yere Tecavüz (TCK m. 154)" suçlarını oluşturur! Kiracı savcılığa gittiği an hakkınızda hapis cezası istemiyle kamu davası açılır. Kendi evinizde suçlu duruma düşersiniz.
Soru 2: "Kiracıyla sözleşmeyi yazılı yapmadık, fatura da kesmiyorum. Maliye bunu tespit ederse bana vergi cezası keser mi?"
Cevap: EVET, hem de devasa boyutta! Sözleşmenin sözlü olması sizi vergi yükümlülüğünden kurtarmaz. Vergi Dairesi, banka hareketlerinizden size düzenli olarak "Kira" açıklamasıyla para yattığını (veya düzenli bir tutar geldiğini) tespit ettiğinde, Gayrimenkul Sermaye İradı (GMSİ) beyannamesi vermediğiniz gerekçesiyle size geriye dönük Gelir Vergisi ve "Vergi Ziyaı Cezası" tahakkuk ettirir. Kağıt üzerinde saklanmak Maliye'den saklanmak anlamına gelmez.
Soru 3: "Sözlü anlaşma yaptık, adam 2 ay oturdu, şimdi 'Ben burada oturmuyorum' deyip eşyalarını bıraktı ve anahtarı teslim etmeden kaçtı. Evi açıp başka kiracıya verebilir miyim?"
Cevap: HAYIR! Anahtar hukuken size "Teslim Tutanağı" ile verilmediği sürece, sözlü kira sözleşmesi devam ediyor sayılır. Siz o kapıyı çilingirle açıp içeri girerseniz, kiracı geri dönüp "Benim içeride 1 Milyon TL'lik altınım vardı, ev sahibi çalmış" diyerek sizi "Konut Dokunulmazlığını İhlal (TCK m. 116)" ve "Hırsızlık" ile suçlayabilir. Yapmanız gereken, Sulh Hukuk Mahkemesinden "Kiralananın Terk Edildiğinin Tespiti" davası açıp, evi mahkeme kararıyla (icra memuru eşliğinde) geri almaktır.
(Bu belge, yazılı sözleşmesi olmayan ancak kiracının içeride oturduğu durumlarda; kiraya verenin sözleşmenin şartlarını (kira bedeli ve başlangıç tarihi) hukuki bir zemine (yazılı delile) oturtmak amacıyla kiracıya Noter kanalıyla göndereceği stratejik bir ihtarname taslağıdır.)
İHTAR EDEN (KİRAYA VEREN): [Adınız Soyadınız] - [TC Kimlik No] ADRES: [Adresiniz]
VEKİLİ: Av. Sami IŞILAK
MUHATAP (KİRACI): [Kiracının Adı Soyadı] - [TC Kimlik No] ADRES: [Kiralanan Evin Tam Adresi]
KONU: Taraflar arasında akdedilen sözlü kira sözleşmesinin şartlarının, kira bedelinin ve başlangıç tarihinin tespiti ile, ödenmeyen kira bedellerinin (temerrüt) ihtaren talep edilmesidir.
AÇIKLAMALAR:
SONUÇ VE İSTEM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Geçmiş aylara ait muaccel (ödenmesi gereken) toplam ... TL kira borcunuzu, işbu ihtarnamenin tarafınıza tebliğinden itibaren 30 (OTUZ) GÜN İÇİNDE eksiksiz olarak müvekkilimin yukarıda belirtilen hesabına yatırmanızı; aksi takdirde TBK Madde 315 uyarınca "Temerrüt Nedeniyle Kira Sözleşmesinin Feshedileceğini" ve İcra Mahkemeleri / Sulh Hukuk Mahkemeleri nezdinde tahliye davası ile icra takibi başlatılacağını, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin tarafınıza yükletileceğini ihtaren bildiririz.
TARİH: .../.../2026
İHTAR EDEN VEKİLİ: Av. Sami IŞILAK (İmza)
Av. Sami IŞILAK Hukuk & Danışmanlık (Bu metin bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Detaylı bilgi için iletişime geçebilirsiniz.)