Yıllar süren mahkemenin veya icra takibinin ardından alacağınızı nihayet %24 yasal faiziyle tahsil ettiniz. Ancak bir baktınız ki, o parayla 3 yıl önce ev alınabilirken bugün sadece bir araba alınabiliyor! Borçlu, paranızı enflasyona ve dövize karşı bilerek eritip haksız kazanç sağlarken siz sadece izleyecek misiniz? Hukuk, bu kurnazlığa TBK Madde 122 'Munzam (Aşkın) Zarar' kalkanıyla dur der! Anayasa Mahkemesi'nin 'Enflasyon ortamında alacaklının parası erir, borçlu aradaki devasa farkı cebinden ödeyecek' diyen ezber bozan güncel kararlarını, enflasyon farkını kuruşu kuruşuna nasıl söke söke alacağınızı ve munzam zarar dava dilekçesini tüm hukuki detaylarıyla inceliyoruz.

Türkiye gibi yüksek enflasyonist ekonomilerde, borcu vaktinde ödememek borçlu için adeta bir "yatırım aracına" dönüşmüştür. Yıllık enflasyonun %70'leri, %80'leri gördüğü bir ortamda, kanuni temerrüt (gecikme) faizinin %9'da veya ticari faizin %24'lerde kalması, hukukun ekonomik gerçekliğin gerisinde kalmasına sebep olmuştur. Bir borçlu, borcunu zamanında ödemeyip o parayı dövize, altına veya ticarete yatırdığında, dava yıllarca sürse bile sonunda ödeyeceği düşük yasal faizle devasa bir haksız kazanç elde eder. Alacaklı ise yıllar sonra kazandığı davadan aldığı parayla enflasyon karşısında ezilir. Ancak hukuk, kimsenin başkasının sırtından haksız zenginleşmesine izin vermez! Türk Borçlar Kanunu (TBK) Madde 122, bu eşitsizliği ortadan kaldırmak için "Munzam (Aşkın) Zarar" kavramını yaratmıştır. Temerrüt faizi sizin zararınızı örtmüyorsa, o eriyen farkı borçludan ek bir davayla geri almanız yasal ve anayasal bir hakkınızdır.
Türk Borçlar Kanunu'nun 122. maddesi son derece nettir: "Alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür."
Bunun Anlamı Nedir? Alacağınız 1.000.000 TL idi. Borçlu bunu 3 yıl geç ödedi. 3 yılın yasal faizi 270.000 TL tuttu. Toplamda size 1.270.000 TL ödendi. Ancak siz o 1.000.000 TL'yi vaktinde alsaydınız, Merkez Bankası enflasyon verilerine, dolar kuruna veya altın fiyatlarına göre o paranın bugünkü alım gücü (reel değeri) aslında 3.500.000 TL olacaktı. İşte aradaki (3.500.000 TL - 1.270.000 TL) = 2.230.000 TL'lik kayıp, sizin MUNZAM ZARARINIZDIR. Kanun der ki; temerrüt faizi alacaklının yarasını kapatmıyorsa, borçlu bu aşkın zararı da cebinden ödemek zorundadır!
Eskiden mahkemeler ve Yargıtay, vatandaşa kan kusturuyordu. "Munzam zararını ispat et! O parayı vaktinde alsaydın hangi evi alacaktın, hangi arsaya yatırım yapacaktın, bana tapu göster, banka mevduat faiz oranı göster" diyerek neredeyse imkansız bir ispat yükü (Somut İspat) arıyordu. Ancak Anayasa Mahkemesi (2017/34839 Başvuru Numaralı Kararı vb.) ile bu köhne zihniyeti yerle bir etti! AYM dedi ki: "Yüksek enflasyon, döviz kurlarındaki öngörülemez artışlar ve paranın alım gücündeki düşüş, herkes tarafından bilinen bir ekonomik gerçektir (Mülkiyet Hakkı İhlali). Alacaklının, parasını vaktinde alsaydı enflasyona karşı koruyacak bir yatırım aracına yönlendireceği karinesi (varsayımı) asıldır. Alacaklıdan enflasyon ortamında ekstra somut bir ispat beklenemez!" Yani artık, "Benim param döviz ve enflasyon karşısında eridi, Merkez Bankası enflasyon verilerine göre zararım şudur" diyerek genel ekonomik verilerle (Soyut İspat) bu davayı kazanmanızın önü sonuna kadar açılmıştır.
Munzam zarar, asıl alacak tahsil edilmeden bilinemez ve tam olarak hesaplanamaz. Bu nedenle davanın zamanlaması hayati önem taşır:
Kanun (TBK 122), munzam zarar konusunda "Kusur Karinesi"ni borçlunun aleyhine çevirmiştir. Yani siz alacaklı olarak "Param eridi" dersiniz, kenara çekilirsiniz. İspat yükü Borçludadır! Borçlu mahkemede, "Ben parayı ödememekte kusurlu değildim. Savaş çıktı, mücbir sebep oldu, banka hesaplarıma devlet el koydu, o yüzden ödeyemedim" gibi kendi kusursuzluğunu kanıtlamak zorundadır. "Ekonomik kriz vardı, benim de işlerim kötüydü, param yoktu" savunması kusursuzluk sayılmaz ve borçluyu munzam zarar ödemekten kurtarmaz! Borçlu bu zararı ödeyecektir.
Soru 1: "İşçi olarak kıdem tazminatımı 5 yıl sonra icrayla aldım. İşveren sadece en yüksek banka mevduat faizi ödedi ama param enflasyonda eridi. İşçi de munzam zarar isteyebilir mi?"
Cevap: KESİNLİKLE EVET. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararlarıyla işçilik alacaklarında (Kıdem, ihbar, maaş) ödenen faizin enflasyon karşısında erimesi durumunda, işçinin İş Mahkemesinde munzam zarar davası açabileceği hüküm altına alınmıştır.
Soru 2: "Devlet arazimi kamulaştırdı ama parasını yıllar sonra ödedi. Devlete karşı da munzam zarar davası açılır mı?"
Cevap: Evet. Hatta munzam zarar davalarının en çok açıldığı kurumlar devlet idareleridir. Kamulaştırma bedelinin veya idari bir tazminatın geç ödenmesi sebebiyle Anayasa Mahkemesi "Mülkiyet Hakkının İhlali" kararları vererek devletin enflasyon farkını (munzam zararı) vatandaşa ödemesine hükmetmektedir.
Soru 3: "Dava açarsam mahkeme zararı neye göre hesaplıyor?"
Cevap: Mahkeme dosyayı alanında uzman mali müşavir/ekonomist bilirkişilere gönderir. Bilirkişi; TÜFE (Enflasyon), Dolar/Euro kurları ve Altın fiyatlarının o yıllar içindeki artış ortalamasından oluşan bir "Sepet Formülü" uygular. Bulunan güncel alım gücü değerinden, size ödenen yasal faiz düşülür, kalan net tutar cebinize girer.
(Bu dava, asıl alacak ve faizi tahsil edildikten (icra dosyası kapandıktan) sonra on yıllık zaman aşımı süresi içinde Genel Görevli Mahkemelerde açılır.)
[KONYA] NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ HAKİMLİĞİ'NE
DAVACI: [Adınız Soyadınız] - [TC Kimlik No] ADRES: [Adresiniz]
VEKİLİ: Av. Sami IŞILAK
DAVALI (BORÇLU): [Borçlunun Adı Soyadı / Şirket Unvanı]
DAVA DEĞERİ: Şimdilik Belirsiz Alacak - 50.000 TL (Fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla)
KONU: TBK m. 122 gereğince; davalının temerrüdü (geç ödemesi) sebebiyle uğranılan ve temerrüt (yasal) faizi ile karşılanamayan "Munzam (Aşkın) Zararın" tespiti ile tahsil tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalıdan tahsili talebidir.
AÇIKLAMALAR:
SONUÇ VE İSTEM: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davamızın KABULÜ ile; bilirkişi incelemesi sonucu tespit edilecek Munzam Zarar (Enflasyon ve Kur Farkı) alacağımızın (şimdilik 50.000 TL kısmının), asıl alacağın icradan tahsil edildiği tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, tüm mahkeme masrafları ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine vekaleten saygılarımla talep ederim.
TARİH: .../.../2026
DAVACI VEKİLİ: Av. Sami IŞILAK (İmza)
Av. Sami IŞILAK Hukuk & Danışmanlık (Bu metin bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Detaylı bilgi için iletişime geçebilirsiniz.)