Türkiye'yi yasa boğan okul saldırıları sonrası kamuoyu soruyor: 14 yaşındaki bir çocuk 5 silahla okula nasıl girebildi? Saldırganın ölmesiyle ceza davası düşse de hukuk bu vahşetin faturasını kapatmaz! Silahları güvende tutmayarak katliama zemin hazırlayan ebeveynlerin TCK 85 ve 177 kapsamında hapis cezası ile yargılanması; x-ray veya güvenlik görevlisi bulundurmayarak öğrencileri koruyamayan Milli Eğitim Bakanlığı'nın İdare Mahkemelerinde 'Hizmet Kusuru' sebebiyle devasa tazminatlara mahkum edilmesi şarttır. Acılı ailelerin ve mağdurların devlete ve silah sahiplerine karşı yöneltebileceği hukuki hakları, tam yargı davalarını ve yasal süreçleri avukat gözüyle tüm detaylarıyla inceliyoruz.

Türkiye, okulların koridorlarında yankılanan silah sesleriyle sarsıldı. Aileler çocuklarını eğitim alsın diye gönderdikleri okullardan onların cenazelerini veya yaralı bedenlerini teslim aldı. Bir çocuğun eline silah alıp katliam yapması, sadece bireysel bir sapkınlık değil; aynı zamanda zincirleme bir hukuki ihlaller ve ihmaller dizisinin sonucudur. Saldırgan çocuğun 14 yaşında olması ve olay sonunda hayatını kaybetmesi, ceza hukukunda davanın düşmesine (TCK m. 64) sebep olur. Çünkü ölen kişi yargılanamaz. Ancak hukuk burada durmaz! O tabancaların sahibi kim? O silahlar neden kilit altında değildi? 5 adet silah ve şarjörlerle bir öğrenci okul kapısından nasıl elini kolunu sallayarak geçebildi? Bu soruların hukuktaki karşılığı çok ağırdır: "Taksirle Ölüme Sebebiyet Verme" ve "İdarenin Hizmet Kusuru". Katliamın hesabı kapanmamıştır, aksine ihmali olan yetkinler için yeni başlamaktadır.
Kahramanmaraş'taki olayda kamuoyuna yansıyan bilgilere göre, kullanılan 5 adet tabanca, saldırganın eski bir emniyet mensubu olan babasına ait. Bir ebeveynin veya silah sahibinin "Benim haberim yoktu, benden gizli almış" diyerek işin içinden çıkması hukuken imkânsızdır.
Okullar, devletin (Milli Eğitim Bakanlığı'nın) tam gözetim ve denetimi altındaki kamu kurumlarıdır. Bir veli çocuğunu okula teslim ettiğinde, devlet o çocuğun can güvenliğini %100 sağlamakla yükümlüdür. Anayasa'nın 125. Maddesi der ki: "İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür." Bir ortaokul öğrencisinin sırt çantasında ağır cephanelikle (5 silah, 7 şarjör) okulun kapısından geçmesi, güvenlik görevlilerinin olmaması, okul girişlerinde x-ray cihazı veya dedektör bulundurulmaması Ağır Bir Hizmet Kusurudur. İdare (MEB), "Bu öngörülemez bir olaydı" savunmasının arkasına saklanamaz. İdare Mahkemelerinde açılacak Tam Yargı Davalarında, devletin güvenlik zafiyeti nedeniyle sorumlu olduğu tartışmasızdır.
Evlatlarını, öğretmenlerini kaybeden acılı ailelerin ve yaralanan mağdurların, bu zincirleme ihmaller bütününe karşı devasa tazminat hakları bulunmaktadır:
Soru 1: "Saldırgan çocuk 14 yaşında olduğu için yaşı küçük diye mi dava düşüyor?"
Cevap: Hayır. Saldırgan çocuk intihar ettiği (öldüğü) için şahsına yönelik ceza davası düşer (TCK 64). Eğer sağ kalsaydı, 12-15 yaş grubunda olduğu için TCK m. 31/2 gereğince "işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği" incelenecek ve ağırlaştırılmış cezalar üzerinden yaş indirimi yapılarak yargılanacaktı.
Soru 2: "Saldırganın ailesinden tazminat alırsak, MEB'den (Devletten) de alabilir miyiz?"
Cevap: Hukukta buna "Müteselsil Sorumluluk" veya farklı hukuki sebeplere dayanan sorumluluk denir. Zarar görenler, zararın tamamını dilediği sorumludan isteyebilir. Devlet de tazminat ödemek zorundadır, silahı ortada bırakan baba da. Önemli olan zararın "bir kez" karşılanmasıdır, ancak talepler tüm sorumlulara birlikte yöneltilebilir.
Soru 3: "Okul güvenliğinin olmamasını MEB 'Bütçemiz yoktu' diye savunabilir mi?"
Cevap: Danıştay kararlarına göre, devletin asli görevlerinden biri olan "Eğitim ve Güvenlik" hizmetinde bütçe yetersizliği bir mazeret olarak kabul edilemez. Öğrencilerin can güvenliğini sağlamak mutlak bir yükümlülüktür ve ihmal edilmesi doğrudan hizmet kusurudur.
(İdare Mahkemesinde Tam Yargı davası açmadan önce, İdari Yargılama Usulü Kanunu m. 13 gereğince idareye tazminat için zorunlu başvuru yapılması gerekmektedir.)
MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI'NA (Ankara) (Sunulmak Üzere [Kahramanmaraş] Valiliği İl Milli Eğitim Müdürlüğüne)
BAŞVURUDA BULUNAN: [Vefat Eden veya Yaralanan Mağdurun Velisi/Varisi Adı Soyadı] - [TC Kimlik No]
VEKİLİ: Av. Sami IŞILAK
KONU: .../.../2026 tarihinde [Okul Adı] Ortaokulu'nda meydana gelen silahlı saldırı olayı neticesinde, idarenin ağır güvenlik zafiyeti ve hizmet kusuru sebebiyle uğranılan maddi ve manevi zararların, İYUK m. 13 kapsamında tazmini talebimizdir.
AÇIKLAMALAR:
SONUÇ VE İSTEM: İzah edilen nedenlerle, fazlaya ilişkin her türlü yasal dava, talep ve şikayet hakkımız saklı kalmak kaydıyla; idarenizin ağır hizmet kusuru sebebiyle uğranılan ... TL Destekten Yoksun Kalma (Maddi) Tazminatının ve yaşanan tarifsiz acı ile elem sebebiyle ... TL Manevi Tazminatın tarafımıza yasal faiziyle birlikte ödenmesini, aksi takdirde İdare Mahkemesinde Tam Yargı davası açılacağını saygılarımla talep ederim.
TARİH: .../.../2026
BAŞVURUCU VEKİLİ: Av. Sami IŞILAK (İmza)
Av. Sami IŞILAK Hukuk & Danışmanlık (Bu metin bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Detaylı bilgi için iletişime geçebilirsiniz.)