Bunalıp kafa dinlemek veya memlekete gitmek için doktorunuzdan 'Belim ağrıyor' diyerek 10 günlük bir istirahat raporu aldınız. Ertesi gün o yatalak halinizle sahilde güneşlenirken veya kampta çadır kurarken Instagram'da bir fotoğraf paylaştınız ve patronunuz bunu gördü. İnsan Kaynaklarının elinize tutuşturduğu o 'Tazminatsız İşten Çıkarma' belgesini görünce 'Raporluyum, evde hapis mi yatacağım, temiz hava almak suç mu?' diyerek mahkemede o tazminatı alacağınızı mı sanıyorsunuz? Bu büyük yanılgıya sakın düşmeyin! Yargıtay'ın kemikleşmiş içtihatlarına göre, istirahat raporu bir tatil belgesi değil, tıbbi bir zorunluluktur. Hastayken gezip tozmak, İş Kanunundaki 'Sadakat ve Doğruluk' borcunu kökünden yıkar ve kıdem tazminatınızı tek kalemde küle çevirir! Hangi tür raporlarda dışarı çıkmanın serbest olduğunu (Örn: Psikiyatri raporları), patronun elindeki o 6 günlük hak düşürücü süreyi ve bu ölümcül kumpastan kendinizi nasıl savunacağınızı avukat gözüyle en ince ayrıntısına kadar inceliyoruz.

İşçi ve işveren arasındaki sözleşme, sıradan bir ticari sözleşme değildir; temeli "Karşılıklı Güven ve Sadakat" esasına dayanır. İş Kanunu, işçiye hastalandığında dinlenmesi, tedavi olması ve bir an önce sağlığına kavuşarak işinin başına dönmesi için istirahat raporu alma hakkı tanımıştır. Bu süre zarfında işveren işçiyi çalıştıramaz, SGK ise işçiye geçici iş göremezlik ödeneği verir. Ancak toplumumuzda istirahat raporları, genellikle "Yıllık izne eklenen ekstra tatil günleri" veya "Patrondan intikam alma aracı" olarak görülmektedir. Hukuk sistemimiz, hakkın kötüye kullanılmasını asla korumaz. Bir işçinin, işverene "çalışamayacak kadar hasta" olduğunu beyan edip, aynı fiziksel durumda dışarıda tatil yapması, eğlence mekanlarında gezmesi veya başka bir işte (ek iş) çalışması, Türk Borçlar Kanunu ve İş Kanunu m. 25/2 kapsamında "Ahlak ve İyi Niyet Kurallarına Aykırılık" teşkil eder. Bu, işverenin gözünün içine baka baka yalan söylemektir ve cezası kıdem tazminatının tamamen yanmasıdır.
İş Hukukunda bir işçinin kıdem ve ihbar tazminatı ödenmeden derhal kapının önüne konulabilmesi için, eyleminin İş Kanunu'nun 25. Maddesinin 2. Fıkrasında sayılan "Ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller" kapsamına girmesi gerekir. Raporlu bir işçinin dışarıda gezmesi, bu maddenin "İşçinin, işverenin güvenini kötüye kullanması, doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlarda bulunması" bendine girer.
Sadakat Borcu Neden İhlal Edilmiş Sayılır? Düşünün ki bir işçi, "Bel fıtığım nüksetti, yerimden kalkamıyorum, eğilemiyorum" diyerek hastaneden 10 günlük bir ortopedi veya beyin cerrahi raporu alıyor. İşveren, o işçi yok diye siparişleri yetiştiremiyor, diğer işçilere fazla mesai yaptırıyor, maddi zarara uğruyor. Ancak iki gün sonra aynı işçi, Instagram hikayesinde saatlerce ayakta kalarak balık avı yaparken veya tatilde denize girerken neşeli videolar paylaşıyor. Patron bu manzarayı gördüğünde sadece kandırılmış hissetmez; hukuken işçinin "yalan beyanla işe gelmediğini ve şirketi zarara uğrattığını" tespit etmiş olur. Yargıtay'a göre, istirahat raporunun amacı istirahat etmektir. İşçi, iyileşme sürecini geciktirecek veya raporun yalan olduğunu kanıtlayacak her türlü fiziksel efordan kaçınmak zorundadır.
Bu noktada işçilerin düştüğü bir başka yanılgı veya sordukları haklı bir soru vardır: "Sami Bey, raporluyum diye evde yatağa mı bağlanacağım? Eczaneye gitmek, bakkala çıkmak veya hastaneye kontrole gitmek de mi suç?" Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve 9. Hukuk Dairesi, bu konuda son derece hassas ve mantıklı bir çizgi çekmiştir. Yargıtay'a göre raporlu işçinin evden dışarı adım atması mutlak bir yasak değildir. Hâkim, her dosyada şu iki kritik unsuru inceler:
İş Hukukunda rapor türleri arasında Hâkimlerin bambaşka bir gözle baktığı çok özel bir kategori vardır: Psikiyatri Raporları (Tükenmişlik Sendromu, Ağır Depresyon, Anksiyete). Eğer bir işçi, işyerindeki ağır mobbing, stres veya kişisel travmalar nedeniyle psikiyatri uzmanından "Majör Depresyon" veya "Anksiyete Bozukluğu" teşhisiyle istirahat raporu almışsa, oyunun kuralları tamamen değişir.
İşveren, raporlu işçisini tazminatsız kovduğunda, açılacak bir "İşe İade" veya "Kıdem Tazminatı" davasında bu sadakatsizliği YÜZDE YÜZ ispat etmekle mükelleftir. "Ben öyle duydum, diğer işçiler söyledi" şeklindeki soyut iddialar mahkemede çöker. İşverenlerin kullandığı en güçlü silahlar şunlardır:
Mesele sadece işten tazminatsız kovulmakla bitmeyebilir. Eğer işçi, aslında hiçbir hastalığı olmadığı halde tanıdık bir hekime giderek "Hatır Raporu" almışsa, bu eylem doğrudan Türk Ceza Kanunu'nun sularına girer.
Eğer gerçekten hastaysanız ancak zaruri bir sebeple dışarı çıktıysanız ve işveren sizi "Raporluyken geziyordun" diye suçlayıp savunmanızı (İfade Tutsanağı) istiyorsa, yapmanız gereken hayat kurtarıcı hamleler şunlardır:
Soru 1: "Raporluyken tatile gitmedim ama arkadaşımın düğününe gidip sosyal medyada fotoğraf paylaştım. Tazminatım yanar mı?"
Cevap: Eğer aldığınız rapor ortopedik bir rahatsızlık, ağır grip veya yatak istirahatini gerektiren bir durumsa; düğüne katılıp eğlenmeniz (halay çekmeniz, saatlerce ayakta kalmanız) iyileşme sürecinizi baltalayacağı için Yargıtay tarafından "Sadakat borcunun ihlali" sayılır ve HAKLI FESİH (tazminatsız kovulma) ile sonuçlanabilir.
Soru 2: "Raporlu olduğum günlerde kendi evimde tadilat yaptım, çatı aktardım. Komşum veya iş arkadaşım beni videoya çekip patrona vermiş. Bu yasal bir delil midir?"
Cevap: İşveren bu durumu doğrudan bir dedektif gibi evinizi röntgenleyerek elde etmemişse, kamuya açık bir alandan (sokaktan, bahçeden) veya şikayetçi bir vatandaş/komşu aracılığıyla doğal yollarla elde etmişse, bu delil hukuka uygun kabul edilir. "Belim ağrıyor" deyip çatı aktaran işçi, hem tazminatsız kovulur hem de SGK'ya şikayet edilebilir.
Soru 3: "Doktorum raporuma 'Açık havada yürüyüş yapması uygundur' yazdı. Bu durumda dışarıda gezdiğim için kovulabilir miyim?"
Cevap: KESİNLİKLE HAYIR! Doktorunuz, tedavi protokolünün bir parçası olarak rapora veya reçeteye fiziksel aktivite, yürüyüş veya açık hava egzersizi eklemişse; dışarıda yürüyüş yapmanız iyileşmenizin bir parçasıdır. İşveren sizi bu yüzden kovarsa, bu "Haksız Fesih" olur ve kıdem, ihbar ile işe iade tazminatlarınızı faiziyle birlikte ödemek zorunda kalır.
Soru 4: "Geçen yıl raporluyken tatile gitmiştim, patron bunu yeni öğrenmiş. Beni şimdi kovabilir mi?"
Cevap: HAYIR, kovamaz! İş Kanunu Madde 26'ya göre; ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırı bir durumu (haklı fesih sebebini) öğrenen işveren, bunu öğrendiği günden itibaren 6 İŞ GÜNÜ içinde fesih hakkını kullanmak zorundadır. Patron durumu aylar sonra öğrenmiş ve 6 iş günü geçtikten sonra sizi kovmuşsa, fesih yetkisi "Zamanaşımına (Hak Düşürücü Süreye)" uğramış olur ve size kıdem tazminatınızı ÖDEMEK ZORUNDA kalır.
Av. Sami IŞILAK Hukuk & Danışmanlık (Bu metin bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Detaylı bilgi için iletişime geçebilirsiniz.)