Ticari hayatta kafe, restoran, oto galeri veya sanayi dükkanı gibi işletmelerin resmi bir şirket (Limited veya Anonim Şirket) kurulmaksızın, taraflar arasında yalnızca sözlü anlaşmayla ve vergi levhası tek bir ortağın üzerine kaydedilerek açılması sıklıkla karşılaşılan bir durumdur. Türk Borçlar Kanunu Madde 620 ve devamı hükümleri uyarınca bu tür birliktelikler 'Adi Ortaklık' olarak tanımlanmakta olup, adi ortaklığın geçerliliği için yazılı bir sözleşme şartı aranmamaktadır. Ortaklar arasında anlaşmazlık çıktığında, resmi kayıtları elinde bulunduran ortağın diğer ortağı işletmeden uzaklaştırması ve ortaklığı inkar etmesi halinde; banka para transferleri, tedarikçilere yapılan ödemeler ve kasa hesaplarının konuşulduğu WhatsApp yazışmaları HMK Madde 202 kapsamında 'delil başlangıcı' kabul edilerek tanık beyanlarıyla ortaklık mahkemede ispatlanabilmektedir. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılacak 'Adi Ortaklığın Tespiti, Haklı Sebeple Feshi ve Tasfiyesi' davası ile mahkemece atanan tasfiye memuru ve bilirkişiler; dükkan içindeki makine ve demirbaşları, yapılan dekorasyon yatırımlarını, işletmenin devir değerini (hava parası/peştemaliye) ve geçmiş dönem POS/kasa kârlarını hesaplayarak ortağın hakkını tahsil etmektedir. Bu makalede, sözlü kurulan ortaklıkların ispat yöntemleri, delil tespiti ile mal kaçırmanın önlenmesi ve tasfiye usulleri yasal dayanaklarıyla incelenmektedir.

Ticari hayatta özellikle kafe, restoran, oto galeri, kuaför, tekstil atölyesi veya sanayi dükkanı gibi işletmeler açılırken; yakın arkadaşlar, akrabalar veya tanıdıklar çoğu zaman noter ya da ticaret sicili nezdinde resmi bir şirket (Limited veya Anonim Şirket) kurmaktan kaçınmaktadır. Muhasebe, vergi ve kuruluş masraflarından tasarruf etmek veya taraflar arasındaki güven ilişkisine dayanmak suretiyle, yalnızca sözlü olarak anlaşıp "el sıkışarak" ortak işletmeler faaliyete geçirilmektedir.
Uygulamada bu tür ortaklıklarda; dükkanın kira sözleşmesi, vergi levhası, belediye işyeri açma ve çalışma ruhsatı ile POS cihazları ortaklardan yalnızca birinin üzerine kaydedilmekte, diğer ortak ise sermaye koyarak veya bizzat dükkanda çalışarak ortaklığa katılmaktadır. İşletme zarar ettiğinde veya tam aksine yüksek kâr elde etmeye başlayıp değerli bir müşteri çevresine ulaştığında, ortaklar arasında kasa hesapları ve yönetim konusunda anlaşmazlıklar baş göstermektedir.
Uyuşmazlık derinleştiğinde, kira kontratı ve vergi levhası kendi üzerine kayıtlı olan ortak; dükkanın kilidini değiştirmekte, diğer ortağı işletmeden uzaklaştırmakta ve "Aramızda ortaklık yoktu, kendisi yanımda sigortasız çalışandı" veya "Bana gönderdiği paralar borçtu" şeklinde savunmalarla ortağının içerideki makineler, stok mallar, yapılan dekorasyon yatırımı, "hava parası (peştemaliye)" ve birikmiş kâr üzerindeki haklarını inkar etmektedir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) Madde 620 ve devamı hükümleri, resmi bir şirket çatısı kurulmadan oluşturulan bu birliktelikleri "Adi Ortaklık" olarak tanımlamakta ve yasal güvence altına almaktadır. Bu makalede; yazılı sözleşme bulunmayan ortaklıkların mahkemede nasıl ispatlanacağı, gizli (iç) ortaklık kavramı, ortaklığın haklı sebeple feshi ve mahkeme eliyle yapılacak tasfiyede içerideki malların, hava parasının ve kâr payının nasıl tahsil edileceği yasal dayanaklarıyla incelenmektedir.
İki veya daha fazla kişinin, resmi bir ticaret şirketi kurmaksızın ortak bir ekonomik amacı gerçekleştirmek üzere emeklerini ve/veya mallarını (paralarını) birleştirmeleri, hukuken "Adi Ortaklık Sözleşmesi" (TBK m. 620) olarak nitelendirilir.
Kira sözleşmesi ve resmi ruhsatların ortaklardan yalnız birinin (dış ortak) üzerinde olduğu, diğer ortağın ise resmi kayıtlarda görünmediği (iç ortak / gizli adi ortaklık) durumlarda, karşı taraf ortaklığı inkar ettiğinde en kritik aşama ispat hukuku kurallarının işletilmesidir.
Ortaklardan birinin diğerini dükkandan uzaklaştırması, hesap vermekten kaçınması, ortaklık gelirlerini şahsi hesabına aktarması veya taraflar arasındaki güven ilişkisinin tamamen çökmesi halinde ortaklığın devamı beklenemez.
Adi ortaklığın feshi kararı tek başına ortağın parasını almasını sağlamaz; ortaklık malvarlığının paraya çevrilip paylaşılması için Tasfiye (TBK m. 642 - 644) işleminin yapılması zorunludur. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin yerleşik içtihatlarına göre mahkeme, uzman bilirkişi kurulu veya bir Tasfiye Memuru atayarak şu kalemleri hesaplatır ve paylaştırır:
Adi ortaklığın feshi ve tasfiyesi davalarında usul stratejisi, davanın kazanılması kadar alacağın tahsil edilebilmesi açısından da belirleyicidir.
Soru 1: Arkadaşımla ortak kafe açtık, 1 Milyon TL tadilat ve makine parası harcadım. Ancak vergi levhası ve kira kontratı onun üzerineydi. Şimdi beni dükkana sokmuyor, elimde yazılı ortaklık sözleşmesi yok. Paramı alabilir miyim?
Cevap: Evet, alabilirsiniz. Türk Borçlar Kanunu'na göre adi ortaklık kurulması için yazılı sözleşme şart değildir. Tadilat ustalarına, makine satıcılarına veya arkadaşınızın hesabına yaptığınız banka havaleleri, kredi kartı harcamaları ve aranızdaki WhatsApp yazışmaları HMK Madde 202 kapsamında "delil başlangıcı" sayılır. Bu kayıtlarla birlikte çalışanların ve esnafın tanık beyanları dinlenerek ortaklığınız mahkemece tespit edilir; koyduğunuz sermaye, içerideki demirbaşların yarı değeri ve kâr payınız bilirkişi hesabıyla tahsil edilir.
Soru 2: Ortak açtığımız oto galeride ortaklık adına aldığımız 3 adet araç diğer ortağın şahsi üzerine tescil edilmişti. Ortaklığı bitirirken bu araçları satıp parasını kaçırabilir mi?
Cevap: Asliye Hukuk Mahkemesinde açacağınız "Adi Ortaklığın Feshi ve Tasfiyesi" davasında, söz konusu araçların ortaklık sermayesiyle alındığını (banka dekontları ve yazışmalarla) belirterek mahkemeden derhal İhtiyati Tedbir talep etmelisiniz. Mahkemece araçların trafik tescil kayıtlarına devir engelleyici ihtiyati tedbir şerhi konulduğunda, ortağınız dava sonuçlanana kadar bu araçları üçüncü kişilere satamaz.
Soru 3: Ortak dükkanımız zarar etti ve toptancılara 500.000 TL borç kaldı. Vergi levhası benim üzerime olduğu için tüm icralar bana geliyor. Resmi kayıtta adı olmayan ortağımdan bu borcun yarısını isteyebilir miyim?
Cevap: Evet. TBK Madde 623 uyarınca, aksine bir anlaşma yoksa ortaklar yalnızca kâra değil, ortaklığın zararına ve borçlarına da eşit olarak (%50 - %50) katlanmak zorundadır. Açacağınız tasfiye davasında ortaklığın varlığını ispatladığınızda, ortaklık faaliyeti nedeniyle cebinizden ödediğiniz veya ödemek zorunda kaldığınız borçların yarısını diğer ortaktan rücuen tahsil edebilirsiniz.
(Aşağıdaki belge, resmi şirket kurulmadan ve vergi levhası/kira kontratı tek ortak üzerine yapılarak açılan işletmelerde; ortaklığın inkar edilmesi ve diğer ortağın işletmeden uzaklaştırılması halinde, demirbaşların tespiti, ihtiyati tedbir konulması, ortaklığın feshi ve tasfiye/kâr payının tahsili amacıyla Asliye Hukuk Mahkemesine sunulacak dava dilekçesi taslağıdır.)
[KONYA] NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ HÂKİMLİĞİNE
"İhtiyati Tedbir, Delil Tespiti ve Kayyım Tayini Taleplidir"
DAVACI: [Adınız Soyadınız] - [TC Kimlik No] ADRES: [İkametgah Adresiniz]
VEKİLİ: Av. Sami IŞILAK
DAVALI: [Diğer Ortağın Adı Soyadı] - [TC Kimlik No] ADRES: [Ortak İşletmenin veya Davalının Adresi]
KONU: Taraflar arasında [İşletme Adı / Adresi] konumlu işyeri üzerinde kurulan %50-%50 paylı Adi Ortaklık İlişkisinin Tespiti; davalının sadakat ve hesap verme yükümlülüğünü ağır şekilde ihlal etmesi nedeniyle ortaklığın TBK m. 639/1-7 uyarınca HAKLI SEBEPLE FESHİ ve TASFİYESİ; fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik [Örn: 100.000 TL] sermaye iadesi, tasfiye payı (demirbaş, dekorasyon, peştemaliye) ve kâr payı alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek ticari/yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili; mal kaçırılmasının önlenmesi amacıyla işyerindeki demirbaşların tespiti ile İHTİYATİ TEDBİR kararı verilmesi talebidir.
DAVA DEĞERİ: [Şimdilik 100.000 TL - Harca Esas Değer]
AÇIKLAMALAR:
SONUÇ VE İSTEM: Yukarıda açıklanan ve Hâkimliğinizce re'sen gözetilecek hukuki nedenlerle; 1- Öncelikle mal kaçırılmasının önlenmesi amacıyla; karşı tarafa tebligat yapılmaksızın [İşyeri Adresi] konumlu işletmede uzman bilirkişi eşliğinde DELİL TESPİTİ / KEŞİF yapılarak içerideki tüm makine, demirbaş, stok ve dekorasyonun fotoğraflanarak tutanak altına alınmasına, 2- İşletmenin üçüncü kişilere devrinin önlenmesi, içerideki demirbaşların satılamaması [ve varsa ortaklık araçlarının trafik kaydına] yönelik teminatsız olarak İHTİYATİ TEDBİR KONULMASINA ve işletmenin günlük gelir-giderlerinin denetlenmesi için KAYYIM TAYİNİNE, 3- Davamızın KABULÜ ile; taraflar arasında %50 - %50 pay oranlı ADİ ORTAKLIĞIN TESPİTİNE, ortaklığın haklı sebeple FESHİNE ve TBK m. 642 vd. hükümleri uyarınca TASFİYESİNE, 4- Yapılacak tasfiye işlemleri sonucunda belirlenecek olan müvekkilin sermaye iadesi, tasfiye payı (demirbaş, sabit yatırım, peştemaliye) ve kâr payı alacağından fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik [100.000 TL]'nin dava tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalıdan TAHSİLİNE, 5- Yargılama giderleri ile avukatlık vekâlet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini vekaleten saygılarımla arz ve talep ederim.
TARİH: 15/10/2026
DAVACI VEKİLİ: Av. Sami IŞILAK (İmza)
Av. Sami IŞILAK Hukuk & Danışmanlık (Bu metin bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Detaylı bilgi için iletişime geçebilirsiniz.)