Avukat Sami Işılak Logo
Sözleşmeler Hukuku·Ticaret Hukuku·Şirketler Hukuku

Adi Ortaklığın Feshi ve Tasfiyesi Davası | Av. Sami IŞILAK

15 Ekim 2026·Avukat Sami IŞILAK

Ticari hayatta kafe, restoran, oto galeri veya sanayi dükkanı gibi işletmelerin resmi bir şirket (Limited veya Anonim Şirket) kurulmaksızın, taraflar arasında yalnızca sözlü anlaşmayla ve vergi levhası tek bir ortağın üzerine kaydedilerek açılması sıklıkla karşılaşılan bir durumdur. Türk Borçlar Kanunu Madde 620 ve devamı hükümleri uyarınca bu tür birliktelikler 'Adi Ortaklık' olarak tanımlanmakta olup, adi ortaklığın geçerliliği için yazılı bir sözleşme şartı aranmamaktadır. Ortaklar arasında anlaşmazlık çıktığında, resmi kayıtları elinde bulunduran ortağın diğer ortağı işletmeden uzaklaştırması ve ortaklığı inkar etmesi halinde; banka para transferleri, tedarikçilere yapılan ödemeler ve kasa hesaplarının konuşulduğu WhatsApp yazışmaları HMK Madde 202 kapsamında 'delil başlangıcı' kabul edilerek tanık beyanlarıyla ortaklık mahkemede ispatlanabilmektedir. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılacak 'Adi Ortaklığın Tespiti, Haklı Sebeple Feshi ve Tasfiyesi' davası ile mahkemece atanan tasfiye memuru ve bilirkişiler; dükkan içindeki makine ve demirbaşları, yapılan dekorasyon yatırımlarını, işletmenin devir değerini (hava parası/peştemaliye) ve geçmiş dönem POS/kasa kârlarını hesaplayarak ortağın hakkını tahsil etmektedir. Bu makalede, sözlü kurulan ortaklıkların ispat yöntemleri, delil tespiti ile mal kaçırmanın önlenmesi ve tasfiye usulleri yasal dayanaklarıyla incelenmektedir.

sirket-kurmadan-ortak-dukkan-adi-ortakligin-feshi-tasfiyesi

Resmi Şirket Kurulmadan Açılan İşletmelerde Ortaklık Krizi

Ticari hayatta özellikle kafe, restoran, oto galeri, kuaför, tekstil atölyesi veya sanayi dükkanı gibi işletmeler açılırken; yakın arkadaşlar, akrabalar veya tanıdıklar çoğu zaman noter ya da ticaret sicili nezdinde resmi bir şirket (Limited veya Anonim Şirket) kurmaktan kaçınmaktadır. Muhasebe, vergi ve kuruluş masraflarından tasarruf etmek veya taraflar arasındaki güven ilişkisine dayanmak suretiyle, yalnızca sözlü olarak anlaşıp "el sıkışarak" ortak işletmeler faaliyete geçirilmektedir.

Uygulamada bu tür ortaklıklarda; dükkanın kira sözleşmesi, vergi levhası, belediye işyeri açma ve çalışma ruhsatı ile POS cihazları ortaklardan yalnızca birinin üzerine kaydedilmekte, diğer ortak ise sermaye koyarak veya bizzat dükkanda çalışarak ortaklığa katılmaktadır. İşletme zarar ettiğinde veya tam aksine yüksek kâr elde etmeye başlayıp değerli bir müşteri çevresine ulaştığında, ortaklar arasında kasa hesapları ve yönetim konusunda anlaşmazlıklar baş göstermektedir.

Uyuşmazlık derinleştiğinde, kira kontratı ve vergi levhası kendi üzerine kayıtlı olan ortak; dükkanın kilidini değiştirmekte, diğer ortağı işletmeden uzaklaştırmakta ve "Aramızda ortaklık yoktu, kendisi yanımda sigortasız çalışandı" veya "Bana gönderdiği paralar borçtu" şeklinde savunmalarla ortağının içerideki makineler, stok mallar, yapılan dekorasyon yatırımı, "hava parası (peştemaliye)" ve birikmiş kâr üzerindeki haklarını inkar etmektedir.

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) Madde 620 ve devamı hükümleri, resmi bir şirket çatısı kurulmadan oluşturulan bu birliktelikleri "Adi Ortaklık" olarak tanımlamakta ve yasal güvence altına almaktadır. Bu makalede; yazılı sözleşme bulunmayan ortaklıkların mahkemede nasıl ispatlanacağı, gizli (iç) ortaklık kavramı, ortaklığın haklı sebeple feshi ve mahkeme eliyle yapılacak tasfiyede içerideki malların, hava parasının ve kâr payının nasıl tahsil edileceği yasal dayanaklarıyla incelenmektedir.


1. Adi Ortaklığın Hukuki Niteliği ve Şekil Serbestisi (TBK Madde 620)

İki veya daha fazla kişinin, resmi bir ticaret şirketi kurmaksızın ortak bir ekonomik amacı gerçekleştirmek üzere emeklerini ve/veya mallarını (paralarını) birleştirmeleri, hukuken "Adi Ortaklık Sözleşmesi" (TBK m. 620) olarak nitelendirilir.

  • Yazılı Şekil Şartı Yoktur: Halk arasında en sık düşülen yanılgı, elda yazılı bir ortaklık sözleşmesi veya vergi levhasında isim yoksa ortaklığın hukuken geçersiz olduğu düşüncesidir. TBK sistematiğinde adi ortaklık sözleşmesinin kurulması hiçbir şekil şartına bağlı değildir. Tarafların sözlü olarak iradelerini birleştirmeleri ve fiilen ortak amaca yönelik faaliyete başlamaları (örneğin birlikte dükkan tutup tadilat yapmaları) ortaklığın hukuken doğması için yeterlidir.
  • Katılım Payı ve Eşitlik Karinesi: Ortaklardan biri sadece sermaye (nakit para veya makine), diğer ortak ise sadece emeğini, ustalığını veya ticari itibarını ortaklığa koyabilir (TBK m. 621). Taraflar arasında kâr ve zarara katılım oranları önceden belirlenmemişse, kimin ne kadar sermaye veya emek koyduğuna bakılmaksızın tüm ortakların kâr ve zarardaki payları yarı yarıya (eşit) kabul edilir (TBK m. 623/1).
  • Elbirliği Mülkiyeti: Adi ortaklığın bağımsız bir tüzel kişiliği yoktur. Dükkana alınan tüm demirbaşlar, makineler, stoktaki mallar ve kasadaki nakit para üzerinde tüm ortaklar "Elbirliği Mülkiyeti" (TBK m. 638) hükümlerine göre birlikte maliktir. Vergi levhası kimin üzerinde olursa olsun, ortaklardan biri dükkan içindeki malları tek başına kendine mal edemez.

2. Vergi Levhası Tek Kişi Üzerine Olan ("El Sıkışarak" Kurulan) Ortaklığın İspatı

Kira sözleşmesi ve resmi ruhsatların ortaklardan yalnız birinin (dış ortak) üzerinde olduğu, diğer ortağın ise resmi kayıtlarda görünmediği (iç ortak / gizli adi ortaklık) durumlarda, karşı taraf ortaklığı inkar ettiğinde en kritik aşama ispat hukuku kurallarının işletilmesidir.

  • Senetle İspat Kuralı ve "Delil Başlangıcı" İstisnası: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) Madde 200 uyarınca, belirli bir parasal sınırı aşan hukuki işlemlerin yazılı delille ispatlanması kuraldır. Ancak HMK Madde 202, yazılı sözleşme bulunmayan durumlarda "Delil Başlangıcı" kurumunu getirmiştir. İddia edilen ortaklığı tam olarak kanıtlamamakla birlikte, ortaklığın varlığını "muhtemel gösteren" ve karşı taraftan (veya temsilcisinden) sadır olmuş herhangi bir belge veya elektronik veri bulunduğunda, senetle ispat kuralı aşılır ve mahkemede tanık dinletilmesinin önü açılır.
  • Ortaklığı İspatlayan Başlıca Delil Başlangıçları ve Bulgular:
    1. Banka Havale/EFT Kayıtları: Resmi kayıtlarda adı geçmeyen ortağın; diğer ortağın hesabına, dükkanın mülk sahibine (kira ödemesi olarak), tadilat ustalarına veya dükkana mal veren toptancılara gönderdiği para transferleri ve kredi kartı harcamaları.
    2. WhatsApp ve Dijital Yazışmalar: Ortaklar arasında kurulan WhatsApp gruplarında günlük kasa raporlarının (Z raporlarının), gelir-gider cetvellerinin paylaşılması, "Bugün ciro iyiydi", "Toptancıya ödemeyi yaptım", "Ortak" şeklindeki mesajlaşmalar (HMK m. 199 kapsamında belge sayılır).
    3. Sosyal Medya Paylaşımları ve Kamera Kayıtları: Açılış gününde yapılan sosyal medya paylaşımları, kartvizitlerde her iki ismin yer alması, gizli ortağın cep telefonunda dükkanın güvenlik kameralarını izleme uygulamasının yüklü olması veya POS/banka şifrelerine erişimi bulunması.
    4. Akrabalık İstisnası (HMK Madde 203/1-a): Ortaklık; kardeşler, eşler, anne-baba ile çocuklar veya kayın hısımları arasında kurulmuşsa, kanun gereği yazılı belge veya delil başlangıcı aranmaksızın doğrudan tanık beyanlarıyla ortaklık ispatlanabilir.
    5. Tanık Beyanları: Delil başlangıcı sunulduktan sonra; dükkanda çalışan personellerin, yan dükkan komşularının, mülk sahibinin ve mal getiren tedarikçilerin "Bu dükkanı birlikte açtılar, kararları beraber alırlardı, ikisini de patron olarak bilirdik" şeklindeki beyanları mahkemece hükme esas alınır.

3. Ortaklığın Sona Ermesi ve Haklı Sebeple Fesih (TBK Madde 639)

Ortaklardan birinin diğerini dükkandan uzaklaştırması, hesap vermekten kaçınması, ortaklık gelirlerini şahsi hesabına aktarması veya taraflar arasındaki güven ilişkisinin tamamen çökmesi halinde ortaklığın devamı beklenemez.

  • Süresiz Ortaklıkta Fesih Bildirimi: Ortaklık belirsiz süreli olarak kurulmuşsa, ortaklardan her biri 6 ay önceden fesih bildiriminde bulunarak ortaklığı sona erdirebilir (TBK m. 639/1-6). Ancak uygulamada kavgalı ayrılıklarda 6 ay beklemek mal kaçırma riskini artırdığından bu yol yerine doğrudan dava açılması tercih edilir.
  • Mahkeme Kararıyla Haklı Sebeple Fesih (TBK Madde 639/1-7): Ortaklardan birinin sadakat borcunu (TBK m. 626) veya inceleme/hesap verme yükümlülüğünü (TBK m. 631) ihlal etmesi "haklı sebep" teşkil eder. Mağdur ortak, mahkemeye başvurarak ihbar süresini beklemeksizin ortaklığın haklı sebeple derhal feshini ve tasfiyesini talep eder.

4. Mahkeme Eliyle Tasfiye: Demirbaşlar, Kâr Payı ve "Hava Parası" Hesabı

Adi ortaklığın feshi kararı tek başına ortağın parasını almasını sağlamaz; ortaklık malvarlığının paraya çevrilip paylaşılması için Tasfiye (TBK m. 642 - 644) işleminin yapılması zorunludur. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin yerleşik içtihatlarına göre mahkeme, uzman bilirkişi kurulu veya bir Tasfiye Memuru atayarak şu kalemleri hesaplatır ve paylaştırır:

  1. Demirbaşlar, Makineler ve Stoktaki Mallar: Kafe içindeki endüstriyel mutfak ekipmanları, masa-sandalyeler, sanayi dükkanındaki lift ve takım tezgahları veya oto galerideki ortak sermayeyle alınan araçların güncel piyasa (rayiç) değerleri tespit edilir.
  2. Sabit Yatırımlar (Dekorasyon) ve "Hava Parası" (Peştemaliye): El sıkışarak açılan dükkanlarda en büyük ekonomik değer genellikle dükkanın içine yapılan lüks tadilat/dekorasyon ve işletmenin oluşturduğu müşteri potansiyelidir (peştemaliye / devir hakkı / hava parası). Resmi ruhsat kendi üzerinde olan ortak dükkanda kalmaya devam edecekse; ortaklık bütçesinden yapılan sabit dekorasyon yatırımlarının yıpranma payı düşülmüş güncel değeri ile işletmenin ticari devir değerini (peştemaliyesini) tek başına sahiplenemez. Bilirkişi heyeti bu değerleri tasfiye bilançosunun "aktif" kısmına ekler ve dükkandan ayrılan ortağa payı oranında ödenmesini sağlar.
  3. Sermaye İadesi ve Kâr Payı Hesabı (TBK Madde 642 - 643): Tasfiye memuru; ortaklığın kuruluşundan fesih tarihine kadar olan tüm banka hareketlerini, POS cihazı cirolarını, adisyon/fatura kayıtlarını ve giderleri inceler.
    • Öncelikle ortaklığın üçüncü kişilere (toptancılara, vergi dairesine, mülk sahibine) olan borçları ödenir veya ayrılır.
    • İkinci aşamada, her ortağın başlangıçta ortaklığa koyduğu sermaye (verdiği nakit para veya getirdiği eşya değeri) güncellenerek kendisine iade edilir.
    • Borçlar ve sermaye iadeleri çıktıktan sonra geriye kalan tüm bakiye (demirbaş bedelleri, işletme değeri ve geçmiş dönem dağıtılmamış kârlar), ortaklar arasında ortaklık payları oranında (aksine anlaşma yoksa %50 - %50) paylaştırılır.

5. Görevli Mahkeme, Delil Tespiti ve İhtiyati Tedbir Stratejisi

Adi ortaklığın feshi ve tasfiyesi davalarında usul stratejisi, davanın kazanılması kadar alacağın tahsil edilebilmesi açısından da belirleyicidir.

  • Görevli Mahkeme (Asliye Hukuk Mahkemesi): Adi ortaklık sözleşmesi Türk Ticaret Kanunu'nda değil, Türk Borçlar Kanunu'nda (m. 620 vd.) düzenlenmiştir. Bu nedenle Yargıtay'ın istikrar kazanmış kararları uyarınca, gerçek kişiler arasındaki adi ortaklığın feshi ve tasfiyesi davalarında görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesi değil, Asliye Hukuk Mahkemesidir.
  • Delil Tespiti (Mal Kaçırmayı Önleme): Dükkandan uzaklaştırılan ortak dava açtığında, içerideki ortağın demirbaşları, makineleri veya stoktaki malları gece vakti kamyonla kaçırma (veya "dükkanda böyle mallar yoktu" deme) riski çok yüksektir. Bu nedenle esas dava açılmadan hemen önce veya davayla eş zamanlı olarak Sulh Hukuk / Asliye Hukuk Mahkemesinden "Delil Tespiti" (HMK m. 400) talep edilmelidir. Mahkeme hakimi ve bilirkişi karşı tarafa haber vermeksizin (tebligatsız) dükkana giderek içerideki tüm mal ve makineleri fotoğraflar, tutanağa bağlar ve güncel değerlerini kaydeder.
  • İhtiyati Tedbir ve Kayyım Tayini: Dava dilekçesinde; dükkanın üçüncü bir kişiye devredilmesinin önlenmesi, ortaklık adına alınan araçların trafik kaydına tedbir konulması ve dükkan faaliyete devam ediyorsa günlük kasa giriş-çıkışlarının denetlenmesi amacıyla işletmeye "Yönetim/Denetim Kayyımı" atanması talep edilmelidir.

Sıkça Sorulan Sorular (SSS) – Adi Ortaklık ve Tasfiye Davası

Soru 1: Arkadaşımla ortak kafe açtık, 1 Milyon TL tadilat ve makine parası harcadım. Ancak vergi levhası ve kira kontratı onun üzerineydi. Şimdi beni dükkana sokmuyor, elimde yazılı ortaklık sözleşmesi yok. Paramı alabilir miyim?

Cevap: Evet, alabilirsiniz. Türk Borçlar Kanunu'na göre adi ortaklık kurulması için yazılı sözleşme şart değildir. Tadilat ustalarına, makine satıcılarına veya arkadaşınızın hesabına yaptığınız banka havaleleri, kredi kartı harcamaları ve aranızdaki WhatsApp yazışmaları HMK Madde 202 kapsamında "delil başlangıcı" sayılır. Bu kayıtlarla birlikte çalışanların ve esnafın tanık beyanları dinlenerek ortaklığınız mahkemece tespit edilir; koyduğunuz sermaye, içerideki demirbaşların yarı değeri ve kâr payınız bilirkişi hesabıyla tahsil edilir.

Soru 2: Ortak açtığımız oto galeride ortaklık adına aldığımız 3 adet araç diğer ortağın şahsi üzerine tescil edilmişti. Ortaklığı bitirirken bu araçları satıp parasını kaçırabilir mi?

Cevap: Asliye Hukuk Mahkemesinde açacağınız "Adi Ortaklığın Feshi ve Tasfiyesi" davasında, söz konusu araçların ortaklık sermayesiyle alındığını (banka dekontları ve yazışmalarla) belirterek mahkemeden derhal İhtiyati Tedbir talep etmelisiniz. Mahkemece araçların trafik tescil kayıtlarına devir engelleyici ihtiyati tedbir şerhi konulduğunda, ortağınız dava sonuçlanana kadar bu araçları üçüncü kişilere satamaz.

Soru 3: Ortak dükkanımız zarar etti ve toptancılara 500.000 TL borç kaldı. Vergi levhası benim üzerime olduğu için tüm icralar bana geliyor. Resmi kayıtta adı olmayan ortağımdan bu borcun yarısını isteyebilir miyim?

Cevap: Evet. TBK Madde 623 uyarınca, aksine bir anlaşma yoksa ortaklar yalnızca kâra değil, ortaklığın zararına ve borçlarına da eşit olarak (%50 - %50) katlanmak zorundadır. Açacağınız tasfiye davasında ortaklığın varlığını ispatladığınızda, ortaklık faaliyeti nedeniyle cebinizden ödediğiniz veya ödemek zorunda kaldığınız borçların yarısını diğer ortaktan rücuen tahsil edebilirsiniz.


Örnek Belge: Yazılı Sözleşme Olmadan Kurulan İşletme İçin Adi Ortaklığın Tespiti, Haklı Sebeple Feshi ve Tasfiyesi Dava Dilekçesi

(Aşağıdaki belge, resmi şirket kurulmadan ve vergi levhası/kira kontratı tek ortak üzerine yapılarak açılan işletmelerde; ortaklığın inkar edilmesi ve diğer ortağın işletmeden uzaklaştırılması halinde, demirbaşların tespiti, ihtiyati tedbir konulması, ortaklığın feshi ve tasfiye/kâr payının tahsili amacıyla Asliye Hukuk Mahkemesine sunulacak dava dilekçesi taslağıdır.)

[KONYA] NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ HÂKİMLİĞİNE

"İhtiyati Tedbir, Delil Tespiti ve Kayyım Tayini Taleplidir"

DAVACI: [Adınız Soyadınız] - [TC Kimlik No] ADRES: [İkametgah Adresiniz]

VEKİLİ: Av. Sami IŞILAK

DAVALI: [Diğer Ortağın Adı Soyadı] - [TC Kimlik No] ADRES: [Ortak İşletmenin veya Davalının Adresi]

KONU: Taraflar arasında [İşletme Adı / Adresi] konumlu işyeri üzerinde kurulan %50-%50 paylı Adi Ortaklık İlişkisinin Tespiti; davalının sadakat ve hesap verme yükümlülüğünü ağır şekilde ihlal etmesi nedeniyle ortaklığın TBK m. 639/1-7 uyarınca HAKLI SEBEPLE FESHİ ve TASFİYESİ; fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik [Örn: 100.000 TL] sermaye iadesi, tasfiye payı (demirbaş, dekorasyon, peştemaliye) ve kâr payı alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek ticari/yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili; mal kaçırılmasının önlenmesi amacıyla işyerindeki demirbaşların tespiti ile İHTİYATİ TEDBİR kararı verilmesi talebidir.

DAVA DEĞERİ: [Şimdilik 100.000 TL - Harca Esas Değer]

AÇIKLAMALAR:

  1. Müvekkil ile davalı, .../.../20.. tarihinde [İlçe, Mahalle, Cadde, No] adresinde bulunan ["..." isimli Kafe / Oto Galeri / Sanayi Dükkanı] işletmesini yarı yarıya (%50 - %50) ortak olarak işletmek üzere sözlü olarak anlaşmışlar ve TBK Madde 620 hükümleri kapsamında bir Adi Ortaklık kurmuşlardır.
  2. Taraflar arasındaki güven ilişkisi ve bürokratik işlemlerin kolay yürütülmesi amacıyla; işyerinin kira sözleşmesi, vergi mükellefiyeti ve belediye ruhsatı davalı üzerine kaydedilmiştir. Ancak işyerinin kuruluş aşamasındaki hava parası, tadilat/dekorasyon giderleri ve içerideki tüm makine/demirbaş alımları ortaklaşa karşılanmıştır. Müvekkil, ortaklık sermayesi olarak davalının banka hesabına ve doğrudan işletmenin tedarikçilerine/ustalarına banka kanalıyla toplam [Örn: 1.250.000 TL] ödeme yapmıştır. (Banka dekontları, faturalar ve kredi kartı ekstreleri Ek-1'dedir).
  3. Ayrıca müvekkil, işletmenin açıldığı tarihten .../.../2026 tarihine kadar her gün bizzat işyerinde durarak ortaklığın yönetimini üstlenmiştir. Davalı ile müvekkil arasındaki WhatsApp yazışmalarında günlük kasa cirolarının (Z raporlarının) paylaşıldığı, gelir-gider hesaplarının birlikte tutulduğu ve davalının müvekkile "ortağım" şeklinde hitap ettiği açıkça sabittir. (WhatsApp yazışma dökümleri ve sosyal medya görselleri Ek-2'dedir). Söz konusu banka kayıtları ve yazışmalar HMK m. 202 uyarınca "Delil Başlangıcı" niteliğinde olup, dinletilecek tanık beyanlarıyla ortaklık ilişkisi şüpheye yer bırakmayacak şekilde kanıtlanacaktır.
  4. İşletmenin yüksek kâr elde etmeye başlaması üzerine davalı, resmi kayıtların kendi üzerinde olmasını kötüye kullanarak .../.../2026 tarihinde işyerinin kilitlerini değiştirmiş, müvekkilin güvenlik kamerası ve kasa erişimlerini kapatmış, ortaklığı inkar ederek müvekkile hesap ve kâr payı vermekten kaçınmıştır. Davalının bu eylemleri TBK m. 626 (Sadakat Borcu) ve m. 631 (İnceleme Hakkı) hükümlerinin ağır ihlali olup, ortaklığın TBK m. 639/1-7 uyarınca haklı sebeple feshini gerektirmektedir.
  5. Ortaklığın feshi ile birlikte TBK m. 642 ve devamı maddeleri uyarınca mahkemenizce tasfiye memuru / bilirkişi heyeti görevlendirilerek; işyerindeki mevcut makine, demirbaş ve stokların güncel değerinin, yapılan sabit dekorasyon yatırımlarının, işletmenin müşteri çevresi ve devir değerinin (peştemaliye/hava parası) ve geçmiş dönem POS/kasa gelirlerinden doğan dağıtılmamış kârların hesaplanarak müvekkilin %50 ortaklık payına düşen alacağının tahsili gerekmektedir.
  6. Davalının işyerindeki yüksek değerli makineleri ve stok malları kaçırma yahut işletmeyi üçüncü kişilere devretme hazırlığında olması sebebiyle, öncelikle karşı tarafa tebligat yapılmaksızın işyerinde keşif/tespit yapılarak mevcut malvarlığının kayıt altına alınması ve ihtiyati tedbir uygulanması zorunludur.

SONUÇ VE İSTEM: Yukarıda açıklanan ve Hâkimliğinizce re'sen gözetilecek hukuki nedenlerle; 1- Öncelikle mal kaçırılmasının önlenmesi amacıyla; karşı tarafa tebligat yapılmaksızın [İşyeri Adresi] konumlu işletmede uzman bilirkişi eşliğinde DELİL TESPİTİ / KEŞİF yapılarak içerideki tüm makine, demirbaş, stok ve dekorasyonun fotoğraflanarak tutanak altına alınmasına, 2- İşletmenin üçüncü kişilere devrinin önlenmesi, içerideki demirbaşların satılamaması [ve varsa ortaklık araçlarının trafik kaydına] yönelik teminatsız olarak İHTİYATİ TEDBİR KONULMASINA ve işletmenin günlük gelir-giderlerinin denetlenmesi için KAYYIM TAYİNİNE, 3- Davamızın KABULÜ ile; taraflar arasında %50 - %50 pay oranlı ADİ ORTAKLIĞIN TESPİTİNE, ortaklığın haklı sebeple FESHİNE ve TBK m. 642 vd. hükümleri uyarınca TASFİYESİNE, 4- Yapılacak tasfiye işlemleri sonucunda belirlenecek olan müvekkilin sermaye iadesi, tasfiye payı (demirbaş, sabit yatırım, peştemaliye) ve kâr payı alacağından fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik [100.000 TL]'nin dava tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalıdan TAHSİLİNE, 5- Yargılama giderleri ile avukatlık vekâlet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini vekaleten saygılarımla arz ve talep ederim.

TARİH: 15/10/2026

DAVACI VEKİLİ: Av. Sami IŞILAK (İmza)


Av. Sami IŞILAK Hukuk & Danışmanlık (Bu metin bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Detaylı bilgi için iletişime geçebilirsiniz.)