Türkiye genelinde giderek büyüyen sahipsiz sokak hayvanı sorunu, vatandaşların can güvenliğini ve trafikte seyreden araçların mal güvenliğini ağır şekilde tehdit etmektedir. Sokakta yürürken bir köpeğin saldırısına (ısırığına) uğrayan veya yola fırlayan bir köpeğe çarpmamak için bariyerlere vurarak kaza yapan vatandaşlar, çoğu zaman bu durumu bir 'kader' olarak görüp yasal haklarını aramamaktadır. Oysa Anayasa'nın 125. maddesi ve Danıştay'ın kökleşmiş içtihatları uyarınca; sahipsiz hayvanları toplamak, rehabilite etmek ve sokakların güvenliğini sağlamak 5199 sayılı Kanun kapsamında Büyükşehir ve İlçe Belediyelerinin asli kamu görevidir. Bir vatandaşın kamuya açık bir alanda saldırıya uğraması, idarenin görevini eksik veya kötü yaptığının kesin kanıtıdır ve hukukta buna 'Hizmet Kusuru' denir. Olay anında hastaneden alınan 'Adli Vaka / Kuduz Aşısı' raporu ve polis tutanağı ile idareye karşı maddi ve yüklü miktarda manevi tazminat davası açılması mutlak bir yasal haktır. Ancak İdare Hukukunda dava açmadan önce İYUK Madde 13 gereğince kuruma 1 yıl içinde resmi bir ön başvuru (ihtar) yapılması zorunludur. Bu makalemizde, husumetin doğru belediyeye veya Karayollarına yöneltilmesi kuralını, kuduz şüphesinin yarattığı psikolojik travmanın fahiş manevi tazminat boyutunu ve İdare Mahkemelerinde açılacak 'Tam Yargı Davası' prosedürlerini en ince hukuki detaylarıyla, kapsamlı ve objektif bir perspektifle inceliyoruz.

Günümüzde şehirleşmenin hızla artması ve yerel yönetimlerin altyapı hizmetlerine odaklanırken çevre ve halk sağlığı yükümlülüklerini kimi zaman arka plana atması, Türkiye genelinde ciddi bir "sahipsiz sokak hayvanı" sorununun ortaya çıkmasına neden olmuştur. Sokaklarda, parklarda veya çocuk oyun alanlarında sürü halinde gezen sahipsiz köpeklerin, işe veya okula gitmekte olan vatandaşlara aniden saldırması, ağır bedensel yaralanmalara ve hatta ölümcül sonuçlara yol açmaktadır. Bununla birlikte, yola aniden fırlayan sokak hayvanları; bisiklet, motosiklet ve otomobil sürücülerinin panikle manevra yapmasına neden olarak ağır maddi hasarlı ve yaralamalı trafik kazalarına da sebebiyet vermektedir.
Toplumda, sokak hayvanlarının sahipsiz olması nedeniyle bu tür üzücü olaylarda "kimsenin hukuken sorumlu tutulamayacağı" veya olayın bir "kader/görünmez kaza" olduğu yönünde yaygın ve son derece hatalı bir hukuki yanılgı mevcuttur. Oysa Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ve İdare Hukuku sistematiği, devletin ve yerel yönetimlerin (Belediyelerin ve Valiliklerin) vatandaşların can ve mal güvenliğini sağlamakla mutlak surette yükümlü olduğunu emreder. Bir sokak köpeği hukuken sahipsiz olabilir; ancak o köpeğin dolaştığı sokak, park veya karayolu sahipsiz değildir. O alanın güvenliğinden sorumlu olan idari bir otorite mutlaka vardır.
5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu ve 5393 sayılı Belediye Kanunu uyarınca, sahipsiz hayvanların toplanması, aşılanması, rehabilite edilmesi ve tehlike arz edenlerin barınaklarda muhafaza edilmesi doğrudan doğruya Belediyelerin asli kamu hizmeti görevidir. Bir vatandaşın sokak köpeği tarafından ısırılması veya köpeğe çarpmamak için kaza yapması, idarenin bu kamu hizmetini "eksik, geç veya hiç" yerine getirmemesinden kaynaklanan açık bir "Hizmet Kusuru"dur. Bu kapsamlı makalede; sokak hayvanları saldırılarında husumetin (sorumluluğun) hangi idareye yöneltileceğini, Danıştay'ın "hizmet kusuru" yaklaşımını, kuduz riski ve estetik tahribatların manevi tazminat boyutunu, İYUK Madde 13 uyarınca zorunlu idari başvuru sürecini ve İdare Mahkemelerinde açılacak "Tam Yargı (Tazminat)" davalarının tüm usul ve esaslarını en ince detaylarına kadar, objektif bir hukuk disipliniyle inceliyoruz.
Sokak hayvanlarının sebep olduğu zararlarda idarenin (belediyenin) sorumlu tutulabilmesi için, idarenin yasal olarak bu hayvanlar üzerinde bir denetim ve gözetim görevinin bulunması şarttır.
İdarenin sorumluluğu, özel hukuktaki (Borçlar Kanunu'ndaki) haksız fiil sorumluluğundan farklı olarak "Hizmet Kusuru" teorisine dayanır.
Sokak hayvanları sadece doğrudan ısırarak değil, karayolunda veya bisiklet yolunda seyreden araçların önüne aniden fırlayarak da ağır zararlara neden olmaktadır.
İdari yargıda (İdare Mahkemelerinde) davalar evrak üzerinden (yazılı yargılama usulüyle) yürütülür ve duruşmalarda tanık dinletme prosedürü Hukuk Mahkemeleri kadar esnek değildir. Bu nedenle olayın ispatı, olay anında toplanan resmi belgelere bağlıdır.
İdare Hukukunda, devlet veya belediye kurumuna doğrudan tazminat davası açılamaz. Kanun, idareye zararı kendi rızasıyla ödeme fırsatı tanımak için katı bir "Ön Başvuru" şartı getirmiştir.
İdare Mahkemesinde açılan davada, idarenin hizmet kusuru tespit edildiğinde, mağdurun uğradığı tüm zararlar Anayasa Madde 125 gereği eksiksiz olarak tazmin edilmelidir.
A) Maddi Tazminat Talepleri:
B) Fahiş Manevi Tazminat Hakkı: Sokak hayvanı saldırılarının manevi (psikolojik) boyutu, fiziki zararından çok daha derindir. Danıştay içtihatlarına göre, manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla birlikte, mağdurun duyduğu elem, keder ve ölüm korkusunu hafifletecek kadar "tatmin edici" olmalıdır.
Soru 1: Köpek saldırdığında sadece kabanım yırtıldı ve dizimde ufak bir sıyrık oldu. Dikiş atılmadı. Yine de belediyeye tazminat davası açabilir miyim?
Cevap: Evet, kesinlikle açabilirsiniz. Zararın boyutunun (dikiş atılıp atılmamasının) idarenin hizmet kusurunu (köpeği toplamamış olmasını) ortadan kaldıran bir etkisi yoktur. Ufak bir sıyrık dahi olsa, kuduz riski nedeniyle yaşadığınız ölüm korkusu ve hastane süreci başlı başına bir Manevi Tazminat nedenidir. Yırtılan kabanınızın bedelini de maddi tazminat olarak idareden talep edebilirsiniz; yeter ki hastaneden 'köpek ısırığı' adli raporu almış olun.
Soru 2: Köpeğe çarpmamak için direksiyonu kırdım ve bariyerlere çarptım. Kaskom yok. Belediyeye başvurduğumda 'Araca köpek değil bariyer zarar vermiş' diyerek reddettiler. Haklılar mı?
Cevap: Hukuken tamamen haksızlar. İdare Hukukunda 'İlliyet (Nedensellik) Bağı' kuralı geçerlidir. Siz direksiyonu keyfi olarak değil, yola fırlayan ve idarenin toplamakla yükümlü olduğu sahipsiz bir hayvan yüzünden kırdınız. Eğer trafik polisinin tuttuğu kaza tespit tutanağında "yola çıkan sahipsiz hayvana çarpmamak için bariyerlere çarpıldığı" açıkça yazıyorsa, aradaki illiyet bağı kurulmuş demektir. İdare (veya karayolları) aracınızdaki tüm maddi hasarı ödemek zorundadır.
Soru 3: Köpeği mahalledeki bir esnaf besliyor, kulübe yapmış ama tasması yok. Saldırıda belediye mi yoksa o esnaf mı sorumlu olur?
Cevap: Bu durum hukuken "Sahipli Hayvan" ile "Sahipsiz Hayvan" ayrımını gerektirir. Eğer esnaf köpeği Tarım Bakanlığı sistemine (PETVET) kendi adına kaydettirmişse veya çipi kendi üzerindeyse, köpek sahiplidir ve esnaf 'Hayvan Bulunduranın Sorumluluğu (TBK m. 71)' ile şahsen tazminat öder. Ancak esnaf sadece sokağa mama koyuyor veya kartondan kulübe yapmışsa, bu eylem köpeği hukuken sahipli kılmaz. Köpek hala sahipsiz sokak köpeğidir ve tüm tazminat sorumluluğu doğrudan Belediyeye aittir.
(Aşağıdaki belge, sahipsiz sokak hayvanlarının saldırısı veya neden olduğu trafik kazası sonucunda maddi ve manevi zarara uğrayan mağdurun, İdare Mahkemesinde "Tam Yargı Davası" açmadan önce İYUK Madde 13 uyarınca sorumlu belediyelere yöneltmek zorunda olduğu resmi tazminat talep dilekçesi taslağıdır.)
[İLGİLİ İDARE MAKAMINA, ÖRN: KONYA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANLIĞINA VE SELÇUKLU İLÇE BELEDİYE BAŞKANLIĞINA]
BAŞVURUCU: [Müvekkilin Adı Soyadı] - [TC Kimlik No] ADRES: [Tebligat Adresiniz]
VEKİLİ: Av. Sami IŞILAK
KONU: İdari Yargılama Usulü Kanunu (İYUK) Madde 13 uyarınca; idarenizin 5199 ve 5393 sayılı Kanunlardan doğan sahipsiz hayvanları toplama ve rehabilite etme yükümlülüğünü ihlal etmesi (Ağır Hizmet Kusuru) neticesinde, müvekkilimin sokak köpeklerinin saldırısına uğraması sebebiyle oluşan maddi ve manevi zararlarının rızaen tazmini talebidir.
OLAY TARİHİ: .../.../20..
AÇIKLAMALAR:
SONUÇ VE İSTEM: Yukarıda arz ve izah edilen Anayasal ve idari yasal nedenlerle, dava ve fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla; İdarenizin ağır hizmet kusuru neticesinde müvekkilimde oluşan; yırtılan eşyaları, hastane masrafları ve işgöremezlik kayıplarından doğan şimdilik [Örn: 25.000 TL] Maddi Zararın ile müvekkilin yaşadığı ağır ölüm korkusu, travma ve bedensel bütünlüğünün ihlali nedeniyle takdir edilen [Örn: 250.000 TL] Manevi Zararın (Toplam 275.000 TL), başvurumuzun tarafınıza tebliğinden itibaren yasal süresi (30 GÜN) içerisinde müvekkile ait [TR... IBAN] numaralı banka hesabına ödenerek rızaen tazminini; Aksi halde, alacağın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle tahsili amacıyla İdare Mahkemesi nezdinde "Tam Yargı (Tazminat) Davası" açılacağını, tüm yargılama masrafları, bilirkişi ücretleri ve avukatlık vekâlet ücretinin kurumlarınıza tahmil edileceğini ihbaren ve vekaleten arz ve talep ederim.
TARİH: .../.../2026
BAŞVURUCU VEKİLİ: Av. Sami IŞILAK (İmza)
Av. Sami IŞILAK Hukuk & Danışmanlık (Bu metin bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Detaylı bilgi için iletişime geçebilirsiniz.)