Yaşlılığa, unutkanlığa veya Demans/Alzheimer hastalıklarına bağlı olarak muhakeme yeteneğini kaybeden anne veya babanın, kötü niyetli bir evlat (kardeş) tarafından notere götürülerek mallarının üzerine geçirilmesi toplumumuzda kanayan bir yaradır. Avukatlara başvurulduğunda genellikle verilen 'Babanız/Anneniz sağ, şu an bir şey yapamazsınız, ölmesini bekleyip muris muvazaası davası açın' tavsiyesi son derece yanlıştır ve malların üçüncü kişilere satılarak izinin kaybedilmesine neden olur. Türk Medeni Kanunu'na göre, fiil ehliyeti olmayan (akıl zayıflığı çeken) kişinin attığı imza kesin olarak hükümsüzdür. Diğer mirasçılar (çocuklar), ölümü beklemeden derhal Sulh Hukuk Mahkemesinde ebeveynleri için 'Vesayet' davası açmalıdır. Dava açıldığı gün alınacak bir 'İhtiyati Tedbir' kararıyla, anne/babanın kalan tüm mallarına bloke (satılamaz şerhi) konularak ailenin serveti devlet güvencesine alınır. Ardından, atanan Vasi aracılığıyla Asliye Hukuk Mahkemesinde açılacak 'Ehliyetsizlik ve Vekalet Görevinin Kötüye Kullanılmasına Dayalı Tapu İptal ve Tescil' davalarıyla; kötü niyetli kardeşin (veya eşinin) üzerine geçirdiği tüm tarlalar ve evler mahkeme kararıyla iptal edilip tekrar anne/babanın mülkiyetine döndürülür. Bu makalemizde, ölümü beklemeden yapılan acil vesayet hamlelerini, sağlık kurulu süreçlerini ve elden giden malları geri alma davalarını salt hukuki bir perspektifle detaylıca inceliyoruz.

Türkiye'de aile içi miras ve mal paylaşımı kavgalarının en acımasız perdesi, anne veya baba henüz hayattayken sahnelenmeye başlar. Yaşlılığın getirdiği bedensel zayıflık, yalnızlık korkusu ve özellikle Alzheimer veya Demans gibi zihinsel melekeleri yavaş yavaş zayıflatan hastalıklar, ne yazık ki kötü niyetli çocuklar için "fırsat" olarak görülür. Bir kardeş, anne veya babasının bu savunmasız durumunu kullanarak onu bir sabah gizlice notere götürür. Yaşlı ebeveynin elinden alınan "Genel Vekaletname" veya doğrudan tapu dairesinde attırılan bir imza ile; ailenin yıllarca çalışarak biriktirdiği tarlalar, evler ve bankadaki nakit paralar saniyeler içinde o kardeşin veya onun eşinin üzerine geçiverir.
Diğer kardeşler durumu fark edip avukatlara koştuklarında genellikle aldıkları klasik tavsiye şudur: "Anne/babanız şu an sağ, kendi malını istediğine satabilir, sizin yapacağınız bir şey yok. Ölmesini bekleyin, ölünce Muris Muvazaası (Mirasçılıktan Mal Kaçırma) davası açarsınız." Bu, Türk Hukukunda yapılabilecek en ölümcül hatadır. Ölümü beklediğiniz o yıllar içerisinde; kötü niyetli kardeş o evi veya tarlayı üçüncü, dördüncü kişilere satarak parayı kripto hesaplara, yurtdışına veya elden fiziki altına çevirerek izini tamamen kaybettirir. Anne veya baba vefat ettiğinde açacağınız muvazaa davası, ortada haczedilecek hiçbir mal kalmadığı için kâğıt üzerinde kazanılmış ama fiiliyatta tahsil edilemeyen içi boş bir zafere dönüşür.
Oysa Türk Medeni Kanunu (TMK), yaşlı, zihinsel sağlığı zayıflamış veya suistimal edilen ebeveynleri sağlığında korumak; diğer mirasçıların ise gelecekteki haklarını teminat altına almak için muazzam bir "Acil Müdahale" yolu öngörmüştür: Vesayet Davası. Bu kapsamlı makalede; yaşlılığı veya akıl zayıflığını kullanarak vekalet alan kardeşe karşı anne/babayı acilen vesayet altına alma sürecini, tapu kayıtlarına konulacak ihtiyati tedbirleri ve sağlığında o sahte satışların "Ehliyetsizlik" veya "Vekalet Görevinin Kötüye Kullanılması" gerekçesiyle nasıl iptal ettirileceğini Asliye Hukuk ve Sulh Hukuk Mahkemesi usulleriyle derinlemesine inceliyoruz.
Noterlik Kanunu gereği 65 yaş üstü kişilerden vekalet veya tapu devri alınırken "Sağlık Raporu" istenmesi yaygın bir uygulama olsa da, bazı noterler yaşlı kişinin dış görünüşünü sağlıklı bularak raporsuz işlem yapabilmekte veya kötü niyetli kardeş önceden tanıdığı bir doktordan üstünkörü "akli dengesi yerindedir" raporu alabilmektedir.
Anne/babanız sağken, siz kendi adınıza "Benim miras payımı kaçırıyorlar, tapuyu iptal edin" diye doğrudan dava açamazsınız. Çünkü hukuken kişi hayatta oldukça "miras" doğmamıştır; mülkiyet hala onundur. Bu yüzden önce babanın/annenin temsili için hukuki kontrolü ele almalısınız.
Vesayet davası açtığınızı duyan kötü niyetli kardeş, panikle elinde kalan diğer malları ve bankadaki paraları saniyeler içinde kaçırmaya çalışacaktır.
Vesayet kararı çıkıp Vasi olarak atandığınızda (ve vesayet makamı olan hâkimden dava açma hususunda husumet izni aldığınızda), artık sıra kötü niyetli kardeşin üzerine geçirdiği veya sattığı malları devlete (hukuka) güvenerek geri almaya gelmiştir.
Bu süreç sadece hukuk mahkemelerinde kalmamalıdır. Yaşlı, hasta veya bunama belirtileri gösteren ebeveynin zaaflarını kullanarak onu notere sürüklemek ve malvarlığını kendi zimmetine geçirmek Türk Ceza Kanunu kapsamında ağır suçlar teşkil eder.
Kötü niyetli kardeş hakkında Cumhuriyet Başsavcılığına; "Güveni Kötüye Kullanma (TCK m. 155)", eğer doktordan sahte/usulsüz rapor alınmışsa "Resmi Belgede Sahtecilik (TCK m. 204)" ve "Dolandırıcılık (TCK m. 157)" suçlarından suç duyurusunda bulunulmalıdır. Kardeşin ağır ceza mahkemesinde yargılanma korkusu, genellikle o taşınmazları veya paraları mahkeme süreci bitmeden kendi rızasıyla iade etmesini sağlayan en büyük itici güçtür.
Soru 1: Babamın unutkanlığı var ama hastaneden resmi bir 'Demans' raporu yok. Abim onu notere götürüp evin tapusunu kendi eşinin üzerine yapmış. Babam sağken bu tapuyu bozabilir miyiz?
Cevap: Evet, kesinlikle bozabilirsiniz. Resmi raporunun o an olmaması önemli değildir. Sulh Hukuk Mahkemesinde babanız için 'Vesayet' davası açıp kendinizi vasi atatırsınız. Ardından açacağınız Tapu İptal davasında, babanızın tıbbi geçmişi (kullandığı ilaçlar, tanık beyanları) Adli Tıp Kurumuna gönderilir. Adli Tıp, satışın yapıldığı tarihte babanızın fiil ehliyetinin olmadığını geriye dönük olarak tespit ederse, o tapu anında iptal edilerek babanızın üzerine geri döndürülür.
Soru 2: Babam mallarını kendi rızasıyla abime sattığını söylüyor ama ortada ödenen hiçbir para (banka dekontu) yok. Abim babamın beynini yıkamış. Babam sağ olduğu için muvazaa davası açamıyormuşum, ne yapmalıyım?
Cevap: Babanız sağ olduğu için 'Muris Muvazaası' (Mirasçılıktan mal kaçırma) davası açamazsınız, bu dava ancak vefat sonrası açılır. Ancak babanızın yaşlılığından, tecrübesizliğinden veya savurganlığından faydalanıldığı için TMK m. 406 uyarınca (kötü yönetim/savurganlık/yaşlılık) vesayet davası açabilirsiniz. Mahkeme babanızın malvarlığını korumak için kısıtlama kararı verirse, atanan vasi, ortada bir para ödemesi olmadığı için 'İnançlı İşlem' veya 'Gabin (Aşırı Yararlanma)' hükümleri uyarınca o satışın iptali için dava açabilir.
Soru 3: Vesayet davası açtığım gün abim kalan diğer iki tarlayı da satarsa ne olacak? Süreç çok uzun sürer mi?
Cevap: Sürecin en kritik noktası burasıdır. Vesayet davasını açarken dilekçenizde mutlaka HMK m. 389 kapsamında 'İhtiyati Tedbir' talep etmelisiniz. Hâkim, vesayet davasının açıldığını gördüğü an, abinizin diğer tarlaları satmasını engellemek için duruşma gününü bile beklemeden (tensiple birlikte) tapuya 'Satılamaz/Devredilemez' şerhi koydurur. Böylece dava sürerken mallar devlet güvencesine alınır.
(Aşağıdaki belge, yaşlı ve zihinsel melekeleri zayıflamış ebeveynini notere götürerek mallarını üzerine geçiren veya geçirmeye çalışan kötü niyetli kardeşe (veya üçüncü kişilere) karşı, evlatlardan biri tarafından Sulh Hukuk Mahkemesine sunulacak acil vesayet/tedbir dilekçesi taslağıdır.)
[KONYA] NÖBETÇİ SULH HUKUK MAHKEMESİ HÂKİMLİĞİNE
(İVEDİDİR. MAL KAÇIRILMASININ ÖNLENMESİ İÇİN İHTİYATİ TEDBİR TALEPLİDİR)
DAVACI: [Adınız Soyadınız] - [TC Kimlik No] ADRES: [İkametgah Adresiniz]
VEKİLİ: Av. Sami IŞILAK
KISITLANMASI İSTENEN (EBEVEYN): [Anne veya Babanızın Adı Soyadı] - [TC Kimlik No]
İLGİLİ (KÖTÜ NİYETLİ KARDEŞ): [Kardeşinizin/Şahsın Adı Soyadı]
KONU: TMK Madde 405 (Akıl Hastalığı/Zayıflığı) ve Madde 406 (Yaşlılık/Kötü Yönetim) uyarınca; zihinsel melekeleri zayıflayan ve bu durumu kötü niyetli üçüncü kişiler (diğer evladı) tarafından suistimal edilerek malvarlığı elinden alınan [Anne/Babanızın Adı]'nın VESAYET ALTINA ALINMASINA (KISITLANMASINA), tarafımın veya mahkemece uygun görülecek bağımsız bir kişinin VASİ olarak atanmasına; Yargılama süresince telafisi imkânsız zararların doğmasını (kalan malların da satılmasını) önlemek amacıyla HMK m. 389 vd. uyarınca, kısıtlı adayının üzerine kayıtlı tüm taşınmazların, araçların ve banka hesaplarının üzerine duruşma günü beklenmeksizin acilen İHTİYATİ TEDBİR (Satılamaz/Devredilemez) şerhi konulmasına karar verilmesi talebidir.
AÇIKLAMALAR:
SONUÇ VE İSTEM: Yukarıda arz ve izah edilen vahim ve acil nedenlerle; 1- Öncelikle, babamın/annemin malvarlığının daha fazla yağmalanmasını engellemek için tensiple (kararla) birlikte derhal üzerine kayıtlı tüm TAKBİS (Tapu), POLNET (Araç) ve MERSİS (Şirket) ile banka kayıtları üzerine İHTİYATİ TEDBİR (Satılamaz şerhi) KONULMASINA, 2- Kısıtlı adayının tam teşekküllü bir devlet hastanesine sevki ile sağlık kurulu raporu aldırılmasına, 3- Yargılama neticesinde [Baba/Anne Adı]'nın VESAYET ALTINA ALINMASINA (Kısıtlanmasına) ve müvekkilin (veya bağımsız bir kişinin) KENDİSİNE VASİ OLARAK EKLENMESİNE karar verilmesini vekaleten saygılarımla arz ve talep ederim.
TARİH: .../.../2026
DAVACI VEKİLİ: Av. Sami IŞILAK (İmza)
Av. Sami IŞILAK Hukuk & Danışmanlık (Bu metin bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Detaylı bilgi için iletişime geçebilirsiniz.)